Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
31 Ekim 2016 Pazartesi, 07:29
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Dinlemesini Bilenler Dinlenirler

Dinlemesini Bilenler Dinlenirler   Başkalarını inandırmanın en iyi yolu, onları dinlemektir. Birilerine kendi fikir ve düşüncelerinizi inandırmanız için onların duygu ve düşüncelerini dile getiren söylemlerini dinleyip anlamanız lazım. Öncelikle Yüce Yaratıcı bir dil iki kulak vermiş. Öyleyse bunun anlamı “bir konuş iki dinle” demektir. Ama dinlemeden çok konuşulursa, konuşulanların etkisi azalır. Kendi duygu ve düşüncelerimizi […]

Dinlemesini Bilenler Dinlenirler

 

Başkalarını inandırmanın en iyi yolu, onları dinlemektir. Birilerine kendi fikir ve düşüncelerinizi inandırmanız için onların duygu ve düşüncelerini dile getiren söylemlerini dinleyip anlamanız lazım.

Öncelikle Yüce Yaratıcı bir dil iki kulak vermiş. Öyleyse bunun anlamı “bir konuş iki dinle” demektir. Ama dinlemeden çok konuşulursa, konuşulanların etkisi azalır.

Kendi duygu ve düşüncelerimizi dile getirmekten hoşlanırız. Ancak başkalarının fikir ve düşüncelerini dile getirmelerine pek müsaade etmeyiz.

Halbuki bizim fikirlerimiz kadar onların da fikirleri kıymetlidir. Onların düşüncelerine de bir o kadar saygı göstermemiz gerekir.

Hem, onların fikir ve düşünceleri yanlış ve sakat ise bile, o karara varmamızın yolu da yine onları dikkatlice ve titizlikle dinlemekten geçer.

Şayet kendi düşüncelerimizi başkalarına iyi bir şekilde inandırmak istiyorsak, yine onları da iyi bir şekilde dinlememiz şarttır.

Konuşulan her söz yararlı olmayabilir. Ancak iyi bir dinleyici olduğumuz takdirde, kötü konuşmalardan bile faydalanabiliriz.

Konuşulan söylemler neye, niçin ve kime hizmet ediyorsa onları detaylarıyla öğrenebilmemiz için yine dikkatlice dinlemeye ihtiyacımız var.

Dinlemeyi bilmeyenlerin, kendilerini dinletmeye çalışmalarına hakları yoktur. Başkalarını dinlemeye tenezzül etmeyenlerin kendileri de dinlenmezler.

Hiç kimse hiçbir konuda la yüs’el (sorgusuz, sorumsuz) değildir. Ağa da olsa, paşa da olsa, Reis de olsa Vekil de olsa, herkesin sorumlulukları vardır.

Ağa, Kâhya’nın; Paşa, Vezirin, âmir, kapıcının fikir ve düşüncelerine bir gün mutlaka ihtiyaç duyar. Ortak akıl dediğimiz şey de bu noktada başlar.

Vatandaş, Vali’ye derdini anlatamıyorsa, Vali vatandaşın derdine çare olamıyorsa, devlet yapısının taşları dökülmeye başlamıştır.

Kulak, yüreğe giden bir caddedir. Vali’nin yüreğine giden cadde kulağıdır. Vatandaşın sorununu Vekil Vali’ye iletiyorsa, devletin temel taşları çürümeye yüz tutmuş demektir.

Her kesten her şeyi dinlemek elbette mümkün değildir. Ama öğrenmek istediğimiz şeyi birinci ağızdan dinlemek, en güzel ve sağlıklı öğrenme yöntemidir. Aracısız ve vasıtasız olarak devlet erkanı vatandaşını dinlerse, aracıların verdikleri bilgilerin ne kadar kısır ve eksik olduğunu göreceklerdir.

İl’in en üst düzey amiri makamındaki Vali, tıpkı Hz. Ömer gibi gece demeden gündüz demeden, halkın arasında dolaşıp soru ve sorunları birinci ağızdan dinlediği takdirde, kurtlar koyunları aşırmaz.

Devletin tepesindeki amirler ve yetkililer sadece siyasetçilerin emrinde olmamalı ve yalnız onların söylemlerini dinlememelidirler. En az onlar kadar vatandaşın da söylemlerine kulak vermelidirler.

Siyaset baronlarının kendilerini hep yükseklerde görmelerine ve insanlara tepeden bakmalarına fırsat verilmemelidir. Daha dün kendilerini memlekette yegane söz sahibi gören nice siyasetçilerin bu günlerde halk arasında sap gibi yalnız ortada dolaştıklarına şahit oluyoruz.

Yalan, dolanla, yağcılık ve yalakalıkla, film ve fırıldaklıkla gelinen bütün makamlar yarın başınızın belası olacaktır. Ve hem dünyada hem de ahirette rezil ve rüsvay olmanıza vesile olacaktır.

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: