Son Dakika
24 Ekim 2017 Salı
28 Nisan 2015 Salı, 10:05
Amer Alnmr
Amer Alnmr [email protected] Tüm Yazılar

Dil öğrenmek amaç mı, yoksa araç mı?

Dil öğrenmek amaç mı, yoksa araç mı?   Türklerin yabancı dilleri öğrenmelerinde karşılaştıkları sorunlar ve bunların çözüm yollarını ele alçağız. Türklerin çoğu, yabancı dili öğrenmede oldukça zorlandıklarını görmekteyiz.  Türklerin çoğu, Arapçayı, Müslüman oldukları için ve Arapçanın Kuran dili olması nedeniyle öğreniyorlar ve öğrenmek istiyorlar. Onlar, Kuranı öğrenirken Kuranın dili ile Arapların kendi aralarında farklı konuştukları […]

Dil öğrenmek amaç mı, yoksa araç mı?

 

Türklerin yabancı dilleri öğrenmelerinde karşılaştıkları sorunlar ve bunların çözüm yollarını ele alçağız. Türklerin çoğu, yabancı dili öğrenmede oldukça zorlandıklarını görmekteyiz.  Türklerin çoğu, Arapçayı, Müslüman oldukları için ve Arapçanın Kuran dili olması nedeniyle öğreniyorlar ve öğrenmek istiyorlar.

Onlar, Kuranı öğrenirken Kuranın dili ile Arapların kendi aralarında farklı konuştukları ve aynı zamanda Kuranın dilinden de farklı bir konuştukları için Arapçayı öğrenmekte zorlanıyorlar.

Türklerin çoğu, Arapça kuralları öğreniyorlar ve aynı zamanda kelime ezberliyorlar. Buna rağmen / bununla beraber, fasih bir Arapça konuşamıyorlar. Bunun sonucunda da hedeflerine ulaşamıyorlar ve Araplar da konuşamıyorlar, Kuranı da iyice anlamıyorlar.

Bunun nedeni, dil öğreniminde yanlış bir yol izliyorlar. Çünkü onlar, burada dili bir amaç / gaye olarak görüyorlar. Şayet burada dili bir araç olarak görseydiler, o zaman hedeflerine daha kısa zamanda ulaşırlardı. Yani hem Kuranı anlarlardı hem de Arapça konuşmayı pratik bir şekilde öğrenmiş olurlardı.

Bu Arapça dili için söylenebilir. İngilizceye gelince, bu dil, Türkiyede daha öncelikli bir dil durumundadır. Ancak bu dili öğrenmede de Arapça’da olduğu gibi İngilizce konuşamadılar ve bu dil ile İngilizce bilim eserlerine de ulaşamadılar. Ancak bunun istisnaları vardır. Bunlar da özellikle Avrupaya gidenleri sayabiliriz.

Bu bütün Batı dilleri için de böyledir.

Burada yabancı bir dili iyi bir şekilde öğrenmenin önünde üç temel husus vardır:

  1. En önemlisi kuralları ezberlemek ve bunu bir gaye ve amaç olarak almaktır. Tıpkı matematik formüllerini ezberlemek gibi..

Örnek: Arapça dilinde çoğunun bildiği Emsile ve Bina İlmi ile hiç kimse ne Arapça televizyonlarda ne de Arapça gazetelerde hiçbir metni anlayamıyorlar. Aynı şekilde İngilizce’de de İlkokuldan itibaren basit kurallar öğretilir, ancak bu kuralların hiç birisi istenildiğinde pratikte kullanılamaz.

Bu paradoks, hem Arapça hem de İngilizce gibi iki temel dilde oldukça yaygındır.

  1. Özellikle de Türkçe’de eylem bildiren “fiil” yapısı, cümlenin sonunda gelmektedir. Diğer dillerde ise bu durum tam tersinedir. Yani kişi nasıl düşünürse düşünürsün, cümle yapısında hata yapıyor. İşte bu durum, öğrenilen gramerin pratikte uygulanmasında ciddi bir sorunu gündeme getiriyor. O da bir dilin mantığı ile düşünüyor ve başka bir dilin mantığı ile yazıyor. Bu da birbiri ile çelişiyor.
  2. Son olarak Türkçe’de kalın ve ince sesli harfleri telaffuz etmede karşılaşılan bir zorluk vardır. Yani Türkçe konuşan kişi, bazı sesleri kalın, bazı sesleri de ince telaffuz etmeye çalışırken şive / aksan/ telaffuzda zorluk çekebiliyor.

Bir dili en iyi bir şekilde kullanmanın yolu, o dil ile ilgili kitapların / metinlerin o dilin orijinal kaynaklarından okunması ile ancak mümkün olur.

Burada bazı sorular soracağım ve yine bunlara bazı cevaplar vereceğim: Mesela Üniversitede bir tarih bölümü öğrencisi, neden birinci, ikinci ve üçüncü sınıfta neden İngilizce okuyor? Bu öğrencinin amacı ve gayesi kendi alan derslerinde başarılı olması gerekir. Ancak bu öğrenci, bu sınıflarda yabancı dili, sınıfı geçmek için öğreniyor, yoksa onu pratikte kullanmak için öğrenmiyor. Bu öğrenci, kendisine hiçbir faydası olmayan yabancı dil kurallarını neden öğreniyor. Ancak bu öğrenci mesela, bir İngilizce (grameri ile birlikte) okuyacağına, Osmanlı tarihini İngilizce bir kitaptan okursa hem bilgi öğrenmiş olur hem de yabancı bir dilin pratikteki kullanımını öğrenmiş olur.

Bir yabancı dili öğretirken, metin kitapları, dil sınıflarında önemli bir role sahiptir. Doğal olarak günümüzde en yaygın dil öğretim metotlarından birisi budur. Bazı dil hocaları, metin kitaplarından çok yararlanıyorlar, bazıları da oldukça az yararlanıyorlar. Bu karar, öğretmenin sınıfta uygun göreceği bir metottur.  Onlar, kendi amaçlarına, ihtiyaçlarına ve inançlarına göre bir karar verirler.

 (Ivana Maděřičová   Master‟s Thesis   s. 8)

***

Yukarıda söylediğimiz gibi, bir bilginin kalıcı olması için yabancı bir dilden öğrenilmesi daha uygundur. Kişi kendi dili ile öğrendiği şeyi çabuk unutabilir. Ancak yabancı bir dilden öğrendiklerini daha zor unutur; zira zor öğrenilen şey, zor unutulur ve başka bir memlekette öğrenilen bir bilgi, kişinin kendi memleketinde öğrendiği bilgiden daha kalıcı olmaktadır.

Bir öğrencinin kendi alanındaki bir dersi, yabancı bir dilden okursa, bu hem kalıcı olur; hem o bilimi öğrenmiş olur, hem de o yabancı dili öğrenmiş olur. Bu da yabancı bir dilin kurallarını kuru kuruya ezberlemekten daha faydalı ve kalıcı olur.

Burada kendimi örnek vermek istiyorum. Ben Türkiye’de Türkçe bir dil eğitimi almadım. Ancak gazete, radyo ve Türkçe kitapları doğrudan okudum ve insanlarla konuşarak bu dili öğrendim. Adıyaman’da bir kırtasiye dükkânında rastgele üzerinde Edebiyat yazan bir kitap satın aldım ve bir parkta okumaya başladım. Bu kitapçıktan hareketle bir çok dil mantığını ezberleyerek kullandım

İkinci olarak, Üniversite öğrencilerine İngilizce ders veriyorum. Onlara Üniversitenizin çıkardığı Türkçe – İngilizce Akademi dergisini okuttum. Kısa zamanda şunu gördüm: onların bu İngilizce metni okuyup anladıklarını anladım. Öyle ki, onlardan birisi, o dergideki İngilizce makaleye benzer uzunca bir makale yazdı ve hiç hata yapmadı.

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Dil, bilgiye ulaşmanın bir aracıdır. Bizim dili bir gaye olarak alıp, kurallarını ezberleyip sınava hazırlamak için olmamalıdır.

Dil öğrenmek araçtır, amaç değildir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: