Son Dakika
21 Ağustos 2017 Pazartesi
08 Temmuz 2017 Cumartesi, 09:17
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik [email protected] Tüm Yazılar

Diken ve Yumurta Kavgası

Diken ve Yumurta Kavgası   Daha 5 yaşındaydım. Köyümüzde iki tarla komşusu tarlalarının arasında bulunan dere içerisindeki dikenin kendilerine aid olduklarını söyleyerek münakaşaya tutulmuşlardı. Münakaşa öyle bir hal almıştı ki; dikeni ikiye bölüp paylaşmaları halinde teklif edilen çözümü kabul etmemiş, hala inatla kendilerine aid olduğunu söylemişlerdi. Maalesef bu insanlar da inançlı kişiler idi. Ancak madde […]

Diken ve Yumurta Kavgası

 

Daha 5 yaşındaydım.

Köyümüzde iki tarla komşusu tarlalarının arasında bulunan dere içerisindeki dikenin kendilerine aid olduklarını söyleyerek münakaşaya tutulmuşlardı.

Münakaşa öyle bir hal almıştı ki; dikeni ikiye bölüp paylaşmaları halinde teklif edilen çözümü kabul etmemiş, hala inatla kendilerine aid olduğunu söylemişlerdi.

Maalesef bu insanlar da inançlı kişiler idi.

Ancak madde ve menfaat dinden daha ağır gelmişti.

Olay bir türlü çözülemeyince iş mahkemeye intikal etti.

Mahkemede çözüldü mü?

Maalesef 20 yıl süren mahkeme safahatından da bir sonuç çıkmamış zira hakim de ne diyeceğini şaşırmıştı.

Mahkeme kararı bitmeden bu iki davacının hayatı çoktan bitmişti.

Artık mahkemeleri ahirete kalmış oldu.

Allahın huzuruna bir diken için acaba hangi yüzle çıkacaklarsa…

-Bunlar anlatılırken  ben hiç durur muyum. İşte bir hazin hal daha;

40 yıl önceki babamın hukuktan çektiği ile bugün hukuktan çeken ben ve oğlumun durumuna bir şiirle varın sizde bir göz atın.[1]

-Yahu Yasin hocam daha senin anlattığın ne ki diye Zeynal hocam da görev yaptığı yerdeki garib olayı bir dinle de bak.

Kavgası meşhur olan ilçede son zamanlarda bir düzelme olduğunun görülmesi gerçekten sevindiricidir.

Havasından mıdır yoksa suyundan mıdır en ufak bir şey için bile adam öldürülür. İşte bir örneği.

İki komşu. Bahçe ve tarlalarında dolaşan tavukları var.

Bir gün tavuğun birisi, adam değil ya, kafası çalışmadığından ve de belki de o tarlada yemiş olduğu yiyeceklerden midir ne ise, tarlanın birinde bir yumurta bulunur.

Komşu o yumurtanın kendisine aid tavuğun yumurtası olduğunu söylerken, tarlasında yumurtanın bulunduğu şahısta kendilerine aid olduğunu söyler, o bir yumurtanın.

Münakaşa büyür, münakaşaya yakınları da katılır.

Sonuç mu?

Bir yumurta uğruna bir kişi ölmüştür.

Bir yumurtadan daha ucuza mal olan insan kanı.

Bu adam Cumhuriyetin yetiştirdiği, bir de Osmanlının yetiştirdiğine bakalım;

-Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;
– Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der.
Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:
– Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar.
Kadı, her iki şahsa da çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir.

İbret alına….

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: