Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
25 Ocak 2017 Çarşamba, 08:06
Sinan Temel
Sinan Temel [email protected] Tüm Yazılar

Delilik mi Salaklık mı?

Delilik mi Salaklık mı?   Yıllardır anlatılan gelen bir fıkra bu. Eminim siz de bir şekilde, bir yerlerde rastlamışsınızdır. Fıkra 1960’lı yıllarda yaşanmıştır. Akıl hastanesi olan bir şehrimizdeyiz. Bir gün akıl hastanesinden personelin bir ihmali sonucu bütün deliler kaçar, şehrin cadde ve sokaklarına dağılırlar. Araştırmalarına göre toplam 423 deli kaçmıştır. Mülki makamlar panikler. Başhekime koşup […]

Delilik mi Salaklık mı?

 

Yıllardır anlatılan gelen bir fıkra bu.

Eminim siz de bir şekilde, bir yerlerde rastlamışsınızdır.

Fıkra 1960’lı yıllarda yaşanmıştır. Akıl hastanesi olan bir şehrimizdeyiz.

Bir gün akıl hastanesinden personelin bir ihmali sonucu bütün deliler kaçar, şehrin cadde ve sokaklarına dağılırlar. Araştırmalarına göre toplam 423 deli kaçmıştır.

Mülki makamlar panikler. Başhekime koşup “Doktor bey ne yapalım?” diye sorarlar.

O zamanın ünlü doktoru Mutemet Bey hastanenin başhekimidir. Mutemet Bey : “Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin” der.

Doktor önde birkaç personeli arkasında Kara trencilik oynayarak bütün şehri “çuf çuf” nidalarıyla dolaşırlar. Başhekimin tahmini tutmuştur, bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olurlar.

Lokomotif, yani başhekim Mutemet bey yönünü hastane’ye çevirince tüm kaçan deliler hastaneye geri dönmüş olurlar. Sorun çözüldüğü için Mülki makamlar ve doktorlar, trencilik oynayıp hastaneye döndükleri için de deliler hallerinden çok memnundur.

Ancak esas sorun akşam yoklama yapıldığı zaman ortaya çıkar; Hastaneye trencilik oynayarak gelenlerin sayısı 612 kişidir.

Bu fıkrayı niçin mi anlattım?

Doğrusu bir hedefim yok, hoşuma gitti, sizin de tebessüm edeceğinizi düşünerek burada paylaştım.

Ama hazır söz akıl hastalarından açılmışken bir fıkra daha paylaşayım, değerlendirme ve yorumları da size bırakayım.

Adamın biri yolda giderken, arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.
Sonraki işlem malum, kriko, stepne, bijon anahtarı derken söktüğü 4 adet bijon yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.

Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünür gibi değil. Talihsiz sürücü bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, çaresiz adamın halini bir süre daha acıyarak izledikten sonra seslenir;
Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
Düşündüğün şeye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane. Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder.
Adam bir lastiklere bakar bir de deliye ve hemen işe girişir. Her şeyi tamamlayıp bagaj kapağını kapatan sürücünün aklı, deliye takılır. Arabasına binmeden evvel döner dikkatli dikkatli adama bakar. Akıl hastanesindeki adama seslenir:
Senin ne işin var tımarhanede?
Delinin verdiği cevap müthiştir:
Biz burada delilik’ten yatıyoruz kardeşim, salaklık’tan değil.

Fıkralarımız bu kadar.

Dediğim gibi yorum ve değerlendirmeler size kalmış. İsterseniz tabi. Yoksa ettiğiniz tebessüm yeter bize.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: