Son Dakika
17 Ağustos 2017 Perşembe
11 Ekim 2016 Salı, 17:46
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

DEHA VE YALANCI DAHİLER

DEHA VE YALANCI DAHİLER Deha , uzun bir sabırdır. Sabretmeyenler deha sahibi olamazlar. Uzun soluklu işlerin sonu sabırla ve metanetle neticelenen deha eserleriyle doludur. Sabırla koruk helva olur. Helva tadındaki meyveler sebzeler, güneşin altında metanetle durmadan, ter dökmeden olgunlaşmazlar, yenilmezler. Sabır ve sebat iman ve inancı gerektirir. Çile çekmeyen, ızdırap duymayan, kış’a ayaz’a dayanmayanlar daHî […]

DEHA VE YALANCI DAHİLER

Deha , uzun bir sabırdır. Sabretmeyenler deha sahibi olamazlar. Uzun soluklu işlerin sonu sabırla ve metanetle neticelenen deha eserleriyle doludur.

Sabırla koruk helva olur. Helva tadındaki meyveler sebzeler, güneşin altında metanetle durmadan, ter dökmeden olgunlaşmazlar, yenilmezler.

Sabır ve sebat iman ve inancı gerektirir. Çile çekmeyen, ızdırap duymayan, kış’a ayaz’a dayanmayanlar daHî olamazlar.

Dehayı ancak ızdırap doğurur. Izdırabın doğurduğu deha kalıcı ve meyvedar olur. Çile ve ızdırabın dışında deha sahibi olunmaz.

Yunus ne güzel söylemiş:

“ Dervişlik  olaydı tac ile hırka,

      Biz dahi alırdık otuza kırka

Dehanın yüzde biri ilham, yüzde doksan dokuzu terdir. Şairler, yazarlar, zen’aatkârlar, ilham ile besteler güfteler yapar. Ama dahi’ler ter dökmek zorundadırlar.

Yürekli insanların medeni cesaretleriyle beraber döktükleri ter v e gözyaşlarıyla beraber deha’nın da zirvesine ulaşırlar.

Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır. Kendi ateşini yakmak için doğru ve düzgün odunlar taşımak, ateşle beraber ateş olmak gerekir.

Ateş olmayan, ateşi yakamaz. Ateşle beraber yanmak lazım.Kendi ateşini yakmayanlar , başkalarına ateş olamazlar.

Deha, imkânsızla mümkünü görebilmek demektir. İmkân dahilindeki her şeyi her kes mümkünün sınırlarını zorlar ve ortaya koyar.

Gemilerin karada da yüzebileceğini sezmek, Mehmetlerden birini “Fatih” yapar. Kim demiş gemiler karada yürütülmez diye?..

Gemilerin karada yüzebilmesi için deha gerekir.  Fatih gerekir, Yavuz gerekir, Kanuni gerekir, Kırk bin tane deney gerçekleştiren Edison gerekir.

Dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü söylemek için Galile olmak, iddiasını ispat etmek için can’dan ve yar’dan vaz geçmek gerek.

  1. asırda bize hikâye anlatan, h3ala kendi dar dünyalarında uydurdukları masallarla uyutmaya çalışan, zavllılar, bizi değil, kendilerini aldatıyorlar.

Temcit pilavı gibi evirip çevirip önümüze konulan söylemler artık karın doyurmuyor. Bilakis söylem sahiplerini maskara durumuna düşürüyor.

Bakmayın siz, birilerinin yağcılık ve yalakalık gereği alkış tufanları koparmalarına… Aslında alkış çalanlar da kendilerinin ne denli gülünç durumda olduklarını biliyorlar.

Birileri kendilerini deha sahibi görse de milletin onları karga bile görmediğini bilmelerine rağmen “bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” çaresizliğiyle ortalığı toza dumana katmaları devam ediyor.

Denizler ne kadar dalgalı olursa da sonunda durulur. Bütün sular mecrasına doğru yol alır. Her su kendi kaynağından akar, yol bulur gider.

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: