Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
29 Mart 2017 Çarşamba, 08:00
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

DEĞİŞEN, DEĞİŞTİRİLEN KAVRAMLAR:1

DEĞİŞEN, DEĞİŞTİRİLEN KAVRAMLAR:1 (İLİM, BİLİM)   “İlim, ilim bilmektir;   İlim, kendin bilmektir.   Sen kendini bilmezsen,   Bu nice okumaktır?                                  Yunus Emre   Son zamanlarda aralarında pek fark olmadığı halde, birbirleriyle karıştırılan iki kavram var: İlim ve bilim. Bazıları tarafından özellikle apayrı şeylermiş gibi empoze edilmeye çalışılan iki sözcük… Şimdi geliniz ilim ve […]

DEĞİŞEN, DEĞİŞTİRİLEN KAVRAMLAR:1

(İLİM, BİLİM)

 

“İlim, ilim bilmektir;
  İlim, kendin bilmektir.
  Sen kendini bilmezsen,
  Bu nice okumaktır?

                                 Yunus Emre

 

Son zamanlarda aralarında pek fark olmadığı halde, birbirleriyle karıştırılan iki kavram var: İlim ve bilim. Bazıları tarafından özellikle apayrı şeylermiş gibi empoze edilmeye çalışılan iki sözcük… Şimdi geliniz ilim ve bilim sözcüklerinin sözlük anlamlarına şöyle bir göz gezdirelim:

İlim: Bilme, biliş. Okumakla elde edilen bilgi demek. Bu kavramı “bilim„den ayırmak isteyenler ise bilimi şöyle tanımlıyorlar: Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel gerçek ve yöntemlere dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi… Peki; bilim evrenle, olaylarla, ilgileniyor da ilim ilgilenmiyor mu? Bilim, düzenli bilgi oluyor da ilim, düzensiz bilgi midir?.. Gene bilimle ilimi birbirinden farklıymış gibi gösterenlere göre bilim; genel geçerlik ve kesinlik niteliği taşıyan yöntemli bilgidir. İyi, güzel de ilim, genel geçerliliğe sahip değil midir? Bilim, yöntemli bilgidir de ilim, yöntemsiz bilgi midir?.. Bilim için bir de belli bir amaca yönelik yöntemli araştırma sürecidir, denir. Doğru, bir itirazımız  yok. Ancak ilim de belli bir amaca yönelik değil midir? İlim de araştırma ve inceleme yok mudur? Elbette vardır. Ancak şu söylenebilir belki: Bazı bilimler vardır ki diğerleri kadar laboratuvara ve deneye dayalı değildirler. Örneğin; Tefsir, Hadis, Kelam, Fıkıh gibi dinî bilgiler. Şimdi biz, bunlara ilim diyoruz da bilim demeyecek miyiz? İslamî terim olarak “Naklî İlimler„ dediğimiz… Bir de Matematik, Fizik, Kimya, Edebiyat vb. ilimler var. Bunlar da sürekli bir gelişme ve yenilenme içinde olduklarından “Aklî İlimler„ deniyor. Başka bir söylemle Fen Bilimleri… Ne çabuk unutuyoruz: Daha düne kadar “Fen İlimleri„ demiyor muyduk? Yani şimdi “Fizik İlmi„ demeyecek, diyemeyecek miyiz? Olur mu böyle bir şey?.. Hatta isterseniz biraz da detaya, derine girelim: Batıl Batılılar; Fizik, Kimya, Biyoloji vb. ilimlere “Pozitif Bilim„ diyorlar, değil mi? Peki; onlar pozitif bilim de Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam negatif bilim mi?.. Böyle bir şey olabilir mi? Bu mantıkla hareket edecek olursak “Fen pozitif„, “Din negatif„ gibi bir yanlışa düşmez miyiz? O din ki ilk emri: Oku… O din ki “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?„ diyen… O din ki “İlim Çin’de bile olsa gidip bulunuz.„ diye emir ve öneride bulunan…

Günümüzde üniversitelerdeki akademisyenlere (bilim insanlarına) daha düne kadar “ilim adamı„ demiyor muyduk? Onlar üniversitelerde öğrencilere bilim öğretiyor da ilkokul, ortaokul ve liselerdeki öğretmenler bilim öğretmiyorlar mı?.. Aralarında olsa olsa şöyle bir fark olabilir: İlkokul, ortaokul ve liseler, mevcut bilimleri (ilimleri) öğretir; üniversitelerde bunların yanında bir de araştırma ve inceleme vardır, hepsi bu… Gerçi çok şükür(!) nice zamandan beri üniversitelerimizde “araştırma„nın “a„sı bile kalmadı ya!.. O da ayrı bir mesele…

Şimdilik alim, muallim, bilgi, bilgin gibi kavram ve terimlere gelecek yazımızda devam etmek üzere şunu söyleyebiliriz. İlim ve bilim sözcükleri, bazılarının maksatlı olarak iddia ettikleri gibi tamamen farklı kavramlar değildir. “ilim„i kaldırıp attığımızda; alim, muallim, ilmiye sınıfı, malum, malumat, alimallah vb. sözcük ve terimleri arkalarındaki kültürle birlikte atmış olmuyor muyuz? Öyleyse ısrarcı ve fanatik olmanın hiç gereği yok. Bırakalım, kim hangisini kullanacaksa kullansın. İster ilim desin, isterse bilim… Bir “b„ harfi eksikliği veya fazlalığı yüzünden kavramları, sözcükleri, terimleri çarpıtmaya ne gerek var?.. Yoksa birileri 99 Esma-ül Hüsna’dan biri olan “El Alim„ yerine “El Bilgin„ dememizi mi istiyor? Kim bilir?..

(Devam edecek)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: