Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
18 Ocak 2017 Çarşamba, 08:06

DEDİKODU (GIYBET) Dedikodu veya diğer bir söylemle gıybet; günlük hayatta sık sık karşılaştığımız, duyduğumuz, hatta bazen de malesef içinde bulunduğumuz olumsuz bir eylem. Basit tanımıyla dedikodu; konusu çekiştirme ya da kınama olan konuşma demek. Bir kimseyi arkasından çekiştirmek. Ayıplamak, yermek. Eskilerin “kilükal,, dedikleri… Peki; acaba insanlar neden buna ihtiyaç duyar ve neden buna yönelirler? Gıybetin […]

DEDİKODU (GIYBET)

Dedikodu veya diğer bir söylemle gıybet; günlük hayatta sık sık karşılaştığımız, duyduğumuz, hatta bazen de malesef içinde bulunduğumuz olumsuz bir eylem. Basit tanımıyla dedikodu; konusu çekiştirme ya da kınama olan konuşma demek. Bir kimseyi arkasından çekiştirmek. Ayıplamak, yermek. Eskilerin “kilükal,, dedikleri…

Peki; acaba insanlar neden buna ihtiyaç duyar ve neden buna yönelirler? Gıybetin (dedikodunun) görünürdeki basit nedenleri şunlardır.

•         Karşımızdaki insanın fiziksel yapısı (bedeni) üzerinden gıybet. O insanın güzelliği, çirkinliği, yakışıklı oluşu veya tersi, yahut herhangi bir engelli durumu gıybet nedeni olabilmekte.

•         İnsanların işi, görevi, statüsü üzerinden gıybet yapılabilmekte

•         Sahip olduğu taşmır-taşmmaz malı ve mülkü, bazıları için bir gıybet vesilesi olarak kullanılmakta. (Tıpkı zenginin malının züğürdün çenesini yorması gibi…)

•         Dinî inancı ve mezhebi sorgulanarak dedikodu konusu olarak kullanılmakta.

•         Etnik kökeni üzerinden (bir nevi ırkçılık yapılarak) dedikodu yapılmakta.

Oysa her ne sebeple olursa olsun gıybet; yanlış ve gereksiz bir davranıştır. Dinimiz, bu olayı şiddetle reddetmekte ve haranr=günah olarak bildirmekte. Gıybet yapmakla ölmüş kardeşinin etini yemek eşit saydmıştır. İntikam duygusuyla, gösteriş için, başkalarını küçültmek amacıyla, kıskançlıktan dolayı veya hoşça vakit geçirmek için başvurulan bu davranış, toplumdaki sevgi ve saygıyı, birlik ve beraberliği, barış ve huzuru bozan bir eylemdir. Her ne sebep ve amaçla yapılırsa yapılsın, insana, insanlığa yakışmayan bir şeydir.

Madem ki bütün müminler kardeştir; kardeşin kardeşi çekiştirip yermesi, karalaması, ayıplaması da neyin nesi?.. Bu olumsuz davranışın bir de şu yanı var: Gıybet, ille de gruplar halinde sözle olmaz. Bir kişinin el kol hareketleriyle, baş göz işaretleriyle de gıybet yapması mümkündür. Nitekim, böylesi hareketlere günlük hayatta bol bol rastladığımız da bir gerçek… Keza yazıyla da gıybet yapılabilir ve de yapılmakta.

Halbuki hatasıyla, kusuruyla, günahıyla, sevabıyla hepimizi yaratan yüce Allah’tır. Hepimiz o ilahi kudretin eseriyiz. Hâl böyle iken birbirimize sırtımızı döner dönmez dedikodu yapmak da neyin nesi? Ayet ve hadislerle yasaklanan, günah ve haram sayılan bu davranış için atalarımız bakın ne güzel söylemiş:

“Elinle yaptığın hayrı, dilinle ziyan etme.,,

Keza Hz. Ali:

 

“Gıybeti dinleyen, gıybeti yapan gibidir.,, derken, böylesi gruplardan ve birlikteliklerden uzak durmamızı tavsiye etmektedir. Gene aynı konuda Hz. Mevlana’nın şu özdeyişi ne kadar anlamlı:

“Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.„

Biraz derin düşündüğümüzde dedikodunun ne kadar yanlış ve kötü bir davranış olduğu kendiliğinden anlaşılıyor. Bilindiği gibi dedikodu veya gıybet; bir insana ait “olan,, şeyleri söylemektir. Hele bir de “olmayan,, şeyleri söylemek, yani “iftira etmek,, var ki Allah korusun… Ona hiç girmek istemiyorum. Kahvehanelerde, kafelerde, gruplarda, çeşitli sohbet ortamlarında konuşmamıza, sohbet yapmamıza vesile olacak o kadar ilginç, o kadar güzel konu varken, gıybete=dedikoduya hiç ihtiyacımız olmamalı. Sözlerime son verirken bir sanatçının, sahnede türkü söylerken mikrofonu seyircilere tutup: “Bizim neyimiz meşhur?,, sorusunu sorarak “Dedikodumuz,, cevabını almasına da katılmadığımı belirtmeliyim. Evliya ve, sahabe şehri olan Huzurun Merkezi’nin neden dedikodusu meşhur olsun ki?..

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: