Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
31 Ocak 2017 Salı, 07:53
Osman Türk
Osman Türk [email protected] Tüm Yazılar

Darbeciler ve Yunanistan

Darbeciler ve Yunanistan Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız. Bizden aIa akraba mı oIur? Hain darbe planından sonra kaçmayı başaran sivil ve üniformalı darbeciler başta Avrupa’nın değişik ülkelerine sığınmaları çok zor olmadı. 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminin ardından 8 asker TSK’ya ait bir helikopterle Yunanistan’a kaçmıştı. Türkiye askerlerin iadesini talep etmişti. Yunanistan Yüksek Mahkemesi […]

Darbeciler ve Yunanistan

Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız. Bizden aIa akraba mı oIur?
Hain darbe planından sonra kaçmayı başaran sivil ve üniformalı darbeciler başta Avrupa’nın değişik ülkelerine sığınmaları çok zor olmadı. 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminin ardından 8 asker TSK’ya ait bir helikopterle Yunanistan’a kaçmıştı. Türkiye askerlerin iadesini talep etmişti. Yunanistan Yüksek Mahkemesi 8 askeri iade etmeme yönünde karar aldı. Her halinden belli olan Avrupalı devletler Türkiye’ye karşı tutumlarından ne kadar samimi oldukları açısından en kuvvetli delildir. Demokrasi savunucuları ne hikmetse bu konuda en ufak bir beyanatları olmadığı çok aşikârdır. Türkiye’nin başvurduğu veya herhangi bir anlaşmanın içerisinde olduğu bir durum söz konusu olduğu zaman Batı dünyası kanun ve nizamdan geçilmiyor. Ama Türkiye Cumhuriyet’ini ve mevcut hükümeti ortadan kaldırmak için gözünü kırmadan insanları öldüren ve bu canileri destekleyen Avrupa Birliği’nin içerisinde yer alan Yunanistan, bunlara sahip çıkmaktan herhangi bir beis görmemektedir. Olaya siyasi bir yaklaşımla yaklaşan Haçlı zihniyeti, bir benzeri örneğini de Yunanistan’da görmekteyiz.

Yunanistan ülkeye sığınan darbecileri iade etmemek için ayak diretirken, savaş zulmünden kaçan masum ve mazlum göçmenleri engellemek için her türlü katı yolu deneyen, aynı zamanda göz göre göre ölüme bırakılması da ahlaksızlığın bizatihi kendisidir. Sözde insan hakları savunucuları masum ölümler için acil toplanma ve kınama konusunda herhangi bir adım atıldığına şahit olmak hemen hemen imkânsızdır. Bugün ADB’nin yeni başkanı göçmenlik yasası ve ABD’de bulunan Müslümanları sınır dışı edeceğini ve birçok ülkenin insanlarının da girişleri yasaklı duruma geldiğini tüm kamuoyunun önünde açıkladı. Her gelen başkan bir başkasını suçlayarak sönmüş olan diğer terör örgütlerini canlandırmaya yemin etmiş gibi faaliyete başlıyorlar. Hem bu örgütleri kuruyorlar hem de kendi yandaşların olduğu ülkelerde meydana gelen patlamaları kınadığını açıklıyor. Her haliyle çelişkilerle dolu olan zihniyet, amaçları ortadır. Ortadoğu coğrafyasında sürekli vaziyette ölümlerin olmasını arzu etmektedirler. Bu bağlamda bakıldığında birçok ülkelerde bunu başardıkları görülmektedir.

Terör örgütlerin her türlünün arkasında şüphe yok ki, bir Avrupalı devletleri tarafından desteklendiği gibi her türlü silahlı yardımı da yapmakta herhangi bir sıkıntı görmemektedir. YPG, PYD, DAİŞ, İŞİD, PKK, DHKPC ve benzeri ufak, küçük çaplı birçok örgütün bulunduğu insanlık dışı oluşumların bugün kimler tarafından desteklendiği ve kimler tarafında mühimmat temini yapıldığı başta destekleyenler ve tüm dünya biliyor. Buna rağmen hala bir beklenti içerisinde olmak beyhude bir uğraş olduğu gibi, bunlara güvenip yola çıkmak da iade konusunda yaşadığımız sıkıntıların benzerlerin tekrardan yaşanmayacak anlamına gelmez. Başta bu terör örgütlerine karşı olmak üzere vatanımıza yapılan her türlü saldırıya karşı siyasi üstü bir yaklaşımla yaklaşmak zorundayız. Bu fitnelere fırsat vermeden bir bütün olursak hem yaşanan olumsuzlulara hem de bu ihanet parçası içersinde olanların üstesinden geleceğiz.

Vesselam!!!

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: