Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
29 Temmuz 2016 Cuma, 08:48
Hikmet Kızıl
Hikmet Kızıl [email protected] Tüm Yazılar

Darbe Zihniyeti Yok Olana Dek Direniş…

Darbe Zihniyeti Yok Olana Dek Direniş…   Son 60 yıllık süre boyunca tezgahlanan hiçbir darbe bu kadar barbarca, vahşice olmamıştı. Geçmişteki darbeciler, halkı ilk planda fazla ürkütmeden netice almayı,  deniyorlar ve  daha sonra zulümlerine başlıyorlardı. Kanlı 15 Temmuz Saldırısı’nda ise, darbeciler, milleti daha ilk andan dehşete düşürmek için; en temel devlet kurumları ve güç odaklarını bombardımanlar altında […]

Darbe Zihniyeti Yok Olana Dek Direniş…

 

Son 60 yıllık süre boyunca tezgahlanan hiçbir darbe bu kadar barbarca, vahşice olmamıştı. Geçmişteki darbeciler, halkı ilk planda fazla ürkütmeden netice almayı,  deniyorlar ve  daha sonra zulümlerine başlıyorlardı.

Kanlı 15 Temmuz Saldırısı’nda ise, darbeciler, milleti daha ilk andan dehşete düşürmek için; en temel devlet kurumları ve güç odaklarını bombardımanlar altında ezmeye çalıştı.

Halka korku yayarak sokaklardan çekilmesi sağlanmak istendi.

Yeniçeriliğin miladî-1826 yılında kaldırılmasının üzerinden tam 190 yıl geçti ama zihniyeti bir türlü ölmedi.

Kurum olarak kaldırılsa da yeniçeri mantalitesi devam etti.

Bir zamanlar dünyanın en güçlü askeri kurumu sayılan yeniçerilik, yoldan çıkınca Padişah  2. Mahmut zamanında ulemanın fetvasıyla  Saray’ın iradesi birleşmiş ve Yeniçeri kışlaları  topa tutularak o kuruma son verilmek zorunda kalınmıştı.

Darbe teşebbüsünün asıl hedefi, güçlü bir Türkiye’nin ortaya çıkmasındaki en büyük etken şahsiyet olan R.Tayyip Erdoğan’ı bertaraf etmekti.

Nitekim, İngiliz yayın kuruluşu BBC’de 25 Temmuz gecesi yayınlanan bir programda, Sky News diplomasi editörü Tim Marshall: “Darbecilerin en önemli hatasının Erdoğan’ı öldürmemek” olduğunu açıkça söyledi.

Mısır medyası başta olmak üzere, Ortadoğu’daki nice medya kuruluşları da Tayyip Erdoğan’ın bertaraf edilememesinden dolayı çok mutsuz oldular.

Arab halkları değil, ama, o halklara hükmeden rejimler ve onların bürokrat kesimleri de mutsuz oldular, genel olarak..

15 Temmuz gecesinin ilk saatlerinde, saat 23.00 sularında, İran’daki güdümlü medya, ‘Türkiye’de ordu, Erdoğan’ı devirdi ve yönetimine el koydu..’  gibi başlıklarla duyurdu  haberi;  TRT’den zorla yayınlanan‘korsan bildiri’yi iyice araştırmadan ya da bilerek…

16 Temmuz sabahı tablo değişince, bundan o kadar mutsuz oldular ki, hemen, ‘8 saat içinde yenilgiye uğrayan bu darbenin, Erdoğan tarafından yazılan bir senaryo gereği olabileceği’ni yaymaya başladılar ve o haberlere eklenen yüzlerce yorumlar da Erdoğan’a düşmanlık ifadeleriyle doluydu.

Pensilvanya Şeyhi’nin ise, Türkiye’nin Amerika’ya yaptığı ‘iade et!’ baskılarından korkup, New York Times’a yazdığı makalede, ’Batılı demokrasilerin ılımlı Müslümanlara ihtiyaç duydukları bir dönemde, ‘Hizmet’ içindeki ben ve arkadaşlarım Batı’nın yanında yer aldık.  Erdoğan’ın istediğini verme arzusu anlaşılabilir ancak Amerika buna direnmeli…’  demesi, ‘Beni iade etmeyin, size hizmet edeyim..’ mesajı vermesi, utanç verici olduğu kadar, belki birileri için uyandırıcıdır da..

Halk, çok önemli bir testten başarı ile geçti.

Her ne kadar içimizdeki beyinsizlerin varlığı moralimizi bozsa da, Rabbimiz yolunda can verenlerin şahitliğini kabul buyuracaktır.

Dünyanın gözü önünde gerçekleşen vahşete rağmen Batıdan gelen tepkilere ise şaşırmadık! Çünkü onlar evrensel değerleri sadece kendilerine yakıştırır.

Doğu toplumları onlar için “barbardır” ancak silahla hizaya sokulabilir!

Sanki biz, bir gecede 3000 insanın katledildiği Mısır’da darbeye darbe bile diyemeyen Batıyı tanımıyoruz!

Bu ikiyüzlü, ahlaksız zihniyete denilebilecek şey sadece şudur:  “Kininizle geberin!”

Sanki Suriye’deki ikiyüzlülüklerini bilmiyoruz!

Halkın cesur tutumu ve siyasi liderliğin basiretiyle başarısızlıkla sonuçlanan bu darbe girişimi hayra dönüşmüştür.

Uzun zamandır ülkede gerilimlerin kaynaklarından biri olan, bürokrasiye ve sistemin kılcal damarlarına adeta bir ur gibi saplanan bu takiyyeci ve kalleş yapının köklü bir şekilde bünyeden sökülüp atılmasına çalışılıyordu.

İşte şimdi bunun için gün doğdu, fırsat kapıya geldi.

Darbe girişiminin bastırılmasından itibaren süregelen tasfiye operasyonları bu bağlamda yerindedir.

Tüm bunlar sonucunda inşallah toplum ve sistem bünyesi bu urdan temizlenecektir.

Adil şahitlik ve zulme karşı çıkarken dökülen kanların, verilen canların hiç birisi heba olmadı.  Ne mutlu ki adil şahitlikte geri kalmadan hayatlarını verenlere, Allah muhakkak ki herkesin ecrini verecektir.

Müslümanlara düşen can veren kardeşlerin şahitliklerini unutturmamak olacaktır.

Bu nedenle, tehlike tamamen geçinceye kadar teyakkuza ve nöbete devam etmeliyiz, velev ki meydanlarda sadece biz kalsak bile.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: