Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
01 Ağustos 2016 Pazartesi, 09:23
Doğan Durgun
Doğan Durgun [email protected] Tüm Yazılar

Darbe girişimi ve ateşkes

Darbe girişimi ve ateşkes Fethullah Gülen’in adını ilk 1988 yılında duydum. Üniversiteden sosyal demokrat bir sınıf arkadaşım vardı. Bir gün bana, arkadaşlarının baskısı ile F. Gülen adındaki bir imamın vaizini dinlemeye gittiğini söyledi. İzlenimini sorduğumda; sürekli ağlayan, burnunu silen, tuhaf bir tiyatrocuya benziyordu ama ilginci, onun ağlaması ile birlikte cemaat de ağlıyordu demişti. İzmir’de burnunu […]

Darbe girişimi ve ateşkes

Fethullah Gülen’in adını ilk 1988 yılında duydum. Üniversiteden sosyal demokrat bir sınıf arkadaşım vardı. Bir gün bana, arkadaşlarının baskısı ile F. Gülen adındaki bir imamın vaizini dinlemeye gittiğini söyledi. İzlenimini sorduğumda; sürekli ağlayan, burnunu silen, tuhaf bir tiyatrocuya benziyordu ama ilginci, onun ağlaması ile birlikte cemaat de ağlıyordu demişti. İzmir’de burnunu silmekle meşgul olan bu vaiz, 25-30 yılda ülkenin nerdeyse tamamını ele geçirdi. Kendiliğinden mümkün mü? ABD el vermişti kendine. İktidara gelen partilerin tamamıyla iş gördü. Adeta dokunulmaz bir zırhı vardı. Cemaat büyüdükçe, iktidarlar daha çok teslim oldu bu sünepeye. Teslim oldukça, onun desteğini daha çok aldılar. Böyle sarmal bir ilişki gelişti ve AKP iktidarı ile birlikte zirveye oturdu.

Kandırıldık, saftık gibi cümlelerle günah çıkarılacak bir durum yok ortada. Geçenlerde Gülen ile daha önce görüşmüş olan Burhan Kuzu, çok safmışım gibi laflar etti. Ne istediniz de vermedik diyenler herhalde CHP, HDP, MHP değildi. Her şey bir kenara, Türkiye’nin büyükelçilik bulundurmadığı ülkelerde bile bunlar okul açarken, hiç şüphelenmediniz mi? Bu sermaye nereden geliyor, bu okulların amacı ne diye kuşkulanmadınız mı? Safmışız. Hadi oradan. ABD’nin korumasındaydı Gülen. Siz de ABD ile ortak çalışmak ve ülkeye çöreklenen bu gücün desteğini almak için ne istedilerse verdiniz. Önce bu tespiti yapalım. Cemaat, ülkenin tamamını istediği an harekete geçtiniz.

Ülkenin tamamını ele geçirmeyi kafasına koyan bu çete, nihayetinde askeri bir cunta ile bunu başarmak istedi. Başta Kürt, Alevi, Kemalist ve sosyalistlerden nefret eden bu cunta darbeyi gerçekleştirmiş olsaydı, inanın tez elden darağaçları hazırlarlardı bizim için. Hak ettikleri cezayı hukuka bağlı olarak alırlar umarım. Darbeye dahli olmayanların, siyasi iklimin zorlaması ile Cemaatle yolları kesişen sıradan insanların da hukuklarının korunması gerekir.
***
Darbe girişimi ile ilgili birkaç notun altını çizmek gerekiyor.

Birincisi, darbe girişiminin ordu içinde, subay düzeyinde büyük bir desteğe sahip olduğu ortada. Darbenin deşifre olması ile birlikte, bazı ordu komutanlarının bekle gör pozisyonuna geçtiği görülüyor. İlerleyen saatlerde darbe girişiminin başarılı olamayacağı anlaşılınca, birbirlerini satmalar, darbe karşıtı pozisyona geçmeler ortaya çıkmış. Sadece Fethullahçı subaylar yaptı demek, gerçeğin tamamına işaret etmez. MİT’in pozisyonu ise hala bir muamma.

İkincisi, darbenin destekçisi herhangi bir tabanın olmaması, cuntanın hedeflerinin akamete uğramasını sağlamış. Aynı saatlerde, darbe yanlısı yürüyüş ve gösteriler olsaydı, on binlerce insanın öleceği kanlı bir iç savaş başlamış olurdu. Darbecilerin amacı da buydu. Onun için okudukları bildiri içerik olarak, CHP, MHP ve HDP seçmenlerinin duygu dünyalarına hitap ediyor, desteklerini almaya yönelik olduğu anlaşılıyor.

Üçüncüsü, ABD’nin darbe girişimini pasif de olsa desteklediğini söyleyebiliriz. Uzunca bir süredir AKP iktidarı ile çalışmak istemedikleri sır değil. Gece 02.00’ye kadar “durumu izliyoruz” gibi muğlâk açıklama yapmaları, bu görüşün teyidi gibidir. Eğer bir destek söz konusu değilse bile, kesinlikle darbe girişiminden haberdarlardı. Çünkü darbe girişiminde bulunan cunta, ABD yönetimi ile ilişkiye geçip, NATO, BM ve Uluslararası sözleşmelere bağlı kalacağız gibi bir bildirimde mutlaka bulunmuştur. Aksi düşünülemez. Türk ordusu, bir NATO ordusudur.

***
Çok ilginç gelişmelerin yaşandığı zamanlardan geçiyoruz. Kürt sorunun çözülmediği yerde, darbe mekaniği devam edecek. Esasında demokrasinin ve özgürlüklerin olmadığı yerlerde darbe ihtimali vardır. Mesela Finlandiya’da darbe ihtimali sıfırdır. Bu süreçte, PKK’nin tek taraflı da olsa bir ateşkese gitmesi, ülkede barıştan yana olan insanlara yeni bir zemin sunacaktır. Belki bu zemin, siyasal iktidarın tekrar bazı şeyleri düşünmesine vesile olur.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: