26 Eylül 2016 Pazartesi, 08:47

DALKAVUKLUK

Dalkavukluk hem söyleyeni hem dinleyeni rezil eder. Hiçbir şey bilmedikleri halde dalkavukça söylemlerde bulunanlar kadar, dalkavukları dalkavukça dinleyenler de toplumda her zaman rezil olurlar.

Siyaset dalkavukları, san’at dalkavukları, meslek dalkavukları, bilgiç geçinen bilgisiz dalkavuklar, kendilerinde hiç olmayan meziyetlerle dalkavukluk taslayanlar, toplumun oyuncakları olduklarının farkına bile varmazlar.

Yaptığı ahlaksız siyasetinin etrafında topladığı dalkavukların bir gün kendisini yüzüstü bırakacağının farkında olmayan dalkavuk siyasetçiler, günü kurtarmanın hesabını yaparlar.

Dalkavuk siyasetçilerin söylemlerini dinleyen ve onların arkasında postal yalayıcılığı yapan sülükler de, siyasi şeytanlıkta ağa babalarına pabucu ters giydirmenin hesabını yaparken, kendileri pabucsuz kalırlar.

Sanatını etik kurallar çerçevesinden uzak icra eden nice dalkavuk sanatçılar var ki, hem kendilerini hem de sanatlarını rezil ederler.

Mesleklerinin ehil ve erbabı olmadıkları halde meslek dalkavukluğu yapan ve meslek erbabı geçinenler mesleklerini dalkavukça silikleştirir ve yerin dibine geçirir.

Kitap hamallığından başka bir marifete sahip olmayan nice cahil ve dalkavuk kimseler vardır ki, hem bilmez hem  bilmediğini de bilmez bilgisizlerdir.

Dalkavukluk sahte para gibidir. Birileri onu cebinde taşır, değer verirse, desteklerse değer kazanır. Onların geçersiz, sahte olduklarını bilirsek, yerlerinin çöplükten başka bir yer olmadığını kendileri de göreceklerdir.

Aptallar, dalkavukluğu azık olarak kullanırlar. Onların yemeği dalkavukluktur. Onların dalkavukluklarına prim vermemek akıllı insanların görevidir. Herkes bu konuda görevini yapmalıdır.

Dalkavukluğa yeltenen aptalları aç bırakmalıyız. Cemiyetin yüz karası olan bu insan müsveddeleri , toplumdan dışlanmalı ve yalız bırakılmalıdırlar.

Dalkavukluk aslında tatlı zehire benzer. Dalkavuklar da altın tabaklarda topluma zehir takdim eden zararlı yaratıklardır.

Dışı süs, içi pis, sireti me’nüs sureti ma’kus dalkavukların kazandıkları bir kimlik ve kişilik yoktur. İçine girdikleri tabağın rengine göre şekil değiştirirler.

Renkten renge, kalıptan kalıba kılık değiştiren bu bukalemunlar, insanların kendilerine baktıkları tarafa dönerler, çark-ı felek oyunlarını iyi becerirler. Çark-ı felekten daha hızlı dönerler.

Bazı insanlar vardır ki, bir kemik parçası için kendilerini köpek yerine koyarlar. Elde edecekleri bir kemik parçası için feda etmeyecekleri hiçbir değerleri yoktur.

Ve gariptir, bu yaratıklar, toplumda müsait ortam bulduklarında, mangalda kül bırakmaz, savurdukça savurur, aynı zamanda dava adamı geçinme dalkavukluğunu da yutturmaya çalışırlar.

Gece yarılarına kadar sahalarda top peşinde koşturan, futbol oynayan görevli imam-Hatip, sabah namazını camide cemaatına kıldırmamasının sebebi olarak can güvenliğini gösterebiliyorsa, bu görev dalkavukluğudur.

Ama diğer taraftan din adamlığı kisvesi altında mücahitlik taslayan, cihattan, davadan bahseden ve insanları küfürle itham eden nice dalkavuklar var ki, toplumun saf ve temiz duygularını sömürme dalkavukluğnda bulunurlar.

Önce iğneyi kendimize, sonra çuvaldızı başkalarına batırmalıyız. Kendi gözlerindeki merteği görmeyen nice dalkavuklar var ki başkalarının gözündeki çöpü orman olarak görürler.

Toplumun saf duygularıyla oynayan, istismar eden bu haysiyet cellatlarının cemiyete ve inancımıza verdikleri zararlardan hep beraber korunma yollarını bulmalıyız.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: