07 Haziran 2016 Salı, 08:42
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Çocuk ve Ramazan…

Çocuk ve Ramazan…   Camide çocuk yoksa bir eksiklik olduğunu söyleyenler, camide çocukluğunu geçirenlerdir. İslam’ın çocuğa bakışını bilenlerdir, hoşgörüden haberdar olanlardır ve çocukluğunu yaşayanlardır. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in ilk kez “bunu yaparsanız camiye gelmeyin” demesine neden olan, toplumun büyük bir kesiminin şikâyetçi olduğu bir konuydu; çocukların camideki gürültüsü… Başkan Görmez, “Eğer camide çocuklara karışacaksanız, […]

Çocuk ve Ramazan…

 

Camide çocuk yoksa bir eksiklik olduğunu söyleyenler, camide çocukluğunu geçirenlerdir. İslam’ın çocuğa bakışını bilenlerdir, hoşgörüden haberdar olanlardır ve çocukluğunu yaşayanlardır.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in ilk kez “bunu yaparsanız camiye gelmeyin” demesine neden olan, toplumun büyük bir kesiminin şikâyetçi olduğu bir konuydu; çocukların camideki gürültüsü…

Başkan Görmez, “Eğer camide çocuklara karışacaksanız, namazınızı evde kılın” diyerek, dinimizin çocuğa verdiği değeri hatırlatıyor ve ekliyor da, “Siz peygamberimizin (sav) secdeye kapanırken sırtına binen torununa kızdığını duydunuz mu?

Oysa çocuğun camide olmaması demek, sizden sonraki neslin camide olmaması demekti.

Gürültü yapan, oynayan, koşturan, her türlü yaramazlığı camide yapan çocuklara bağıran, çağıran ve hatta dövenlerin İslam dinine mensup olduğuna insanın inanası gelmiyor.

Ve sanki onlar dünyaya “büyük” olarak gelmişler.

Hiç çocukluk yaşamamışlar…

Hiç koşup oynamamışlar.

Türlü türlü muziplik yapan yok aralarında.

Büyüklerini çıldırtacak kadar yaramazlık yapmamışlar.

Camiye hiç gitmemişler belki de…

Babasının elini tutarak, onu gözleriyle takip edip namaz kılmamış, usandığında da öylece oturup, namaz kılanları seyretmemiş.

Arkadaş topluluğuyla hiç namaza kılmamışlar.

En arkada veya caminin üst katında haylazlıkla karışık namaza durmamışlar.

Hepsi büyük gelmiş dünyaya.

Çok ciddi insanlar olarak doğmuşlar.

Hiç gülmemişler, hep asık suratla yaşamışlar.

Üzülmemişler belki, ağlamamışlar, mızmızlanmamışlar.

Kocaman adam olarak dünyaya gelmiş, hiç çocukluk yaşamamışlar.

Elbette ki böyle bir şey mümkün değil.

Sadece tahammülsüzlüktür bu.

Sevgi eksikliğidir, hoşgörüden habersizliktir.

Çocuklar camiye gitmeli, camiyi doldurmalı, hatta bize namaz kılacak yer bile kalmamalı.

Onlar ne kadar çok camiye giderse, yarınlarımızdan da o kadar emin olacağız.

Ne kadar çok Kur’an-ı Kerim dinlerlerse, yarın o kadar çok Kur’an okuyana rastlayacağız.

Ve daha da önemlisi onlar ne kadar dinini öğrenirse, o kadar “düzgün” bir nesil yetişecek, dürüst insanlar göreceğiz, başkasının hakkını yemeyen, başkasına kötü davranmayan, zulmetmeyen, acı vermeyen, sevgi dolu insanlar olacak bu toplumda.

Camide terslenen, camiden kovulan ve hatta bazılarının kaba hareketlerine maruz kalan bir çocuğun hafızasında yer edecek, camiyle ilgili her anısı hep olumsuz olacak ve muhtemelen de hayatı boyunca caminin yolunu bile bulamayacaktır.

Bir kişinin bir anlık tahammülsüzlüğü, bir başka çocuğun imanlı bir hayat geçirmesine engel olabilecektir.

Buna rağmen, her Ramazan ayında, farklı camilerde “büyük olarak dünyaya gelen” kaba saba adamların, inandığı dinden habersiz olarak çocuklara bağırmasına tanıklık ederiz.

Bazen müdahale ederiz, bazen sessiz kalmak gerekir.

Ama sessiz kalmamak gerekir.

Çünkü camiden kovulan her çocuk, kaybedilen bir nesil demektir.

Bunun özellikle Ramazan’da söylenmesinin bir sebebi de var.

Çocuklar, Ramazan gecelerinde çok daha özgür olur.

Sahura kadar oturulan evlerde, çocuklar da gecenin tadını çıkarmak ister.

Babası camiye giden, annesi sohbete giden çocuklar da muziplik yapacak alan olarak camiyi seçerler.

Bazen güzel güzel namaz kılar, bazen sağında-solunda bulunan büyüklerini taklit ederler.

Ve bazen de çocuk sabırsızlığıyla namazı bırakır, sağa sola koşturur ve belki gülerler, belki konuşurlar.

Ama onların camide harcadığı her vakit, yaşadıkları her olay, muhatap oldukları her muamele, hayatları boyunca hafızalarından silinmez.

Kendi çocukluğumdan, kendi çocukluğumuzda yüzlerce güzel hatıralarımız da var.

Bugün caminin yolunu buluyorsak, o güzel hatıralar sebebiyledir.

Belki o gün kovulan çocuk biz olsaydık, sert söze muhatap kalsaydık, belki de kaba bir harekete maruz kalsaydık, bugün caminin yolunu bulamayanlardan olacaktık ve bunun tek nedeni de tahammülsüz bir kişinin “rahat etmesi” için olacaktı…

Biz rahat etmeyelim, siz rahat etmeyin, yeter ki çocuklar camide olsun…

 

Tweetimden Seçmeler

Ramazan’da şeytan bile bağlanıyor ama şeytanı bile kıskandıracaklar hiç boş durmuyor.

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: