Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
18 Ekim 2016 Salı, 08:48
Zeynel Karataş
Zeynel Karataş [email protected] Tüm Yazılar

Çağın Moğolları…

Çağın Moğolları…   Bilimsel çalışmalara göre Ortadoğu İnsanlığın ilk ortaya çıktığı coğrafyadır. Dünya’ya bu coğrafyadan insanlar yayılmıştır. Dünyanın kadim medeniyetleri burada inşa edilmiş, Medeniyet buradan dünyanın diğer alanlarına transfer olmuştur. Buna karşın dünya tarihinin başka bir gerçeği; en uzak kıtalardan bile bu coğrafyaya akınlar/istilalar durmak bilmemiştir. İlk çağda farklı kavimler, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Türkler, […]

Çağın Moğolları…

 

Bilimsel çalışmalara göre Ortadoğu İnsanlığın ilk ortaya çıktığı coğrafyadır. Dünya’ya bu coğrafyadan insanlar yayılmıştır. Dünyanın kadim medeniyetleri burada inşa edilmiş, Medeniyet buradan dünyanın diğer alanlarına transfer olmuştur. Buna karşın dünya tarihinin başka bir gerçeği; en uzak kıtalardan bile bu coğrafyaya akınlar/istilalar durmak bilmemiştir. İlk çağda farklı kavimler, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Türkler, Moğollar ve Amerika/Batı akla gelen en büyük istila hareketleridir. Bunların her biri kendi çağlarının en güçlü medeniyetlerini kurmuşlardır ama Ortadoğu’ya geldiklerinde bunlardan bazıları tarihe İnsanlığın en kara sayfalarını yazmışlardır. Ortadoğu’da her ne varsa tükendi/bitti, değişti, dönüştü/başkalaştı. İnsanların da; ihanet/sadakat, esaret/direnmek, zillet/kahramanlık yan yana yaşadı. Ancak hiçbir zaman Ortadoğu çekim cazibesini kaybetmedi.

Bundan tam 797 yıl önce tamamen ticari/ekonomik bir nedenden dolayı Moğollar Ortadoğu’yu istila etmeye başladı. Moğollar yaklaşık 84 yıl boyunca Ortadoğu’da girdikleri tüm şehirleri yakıp yıktı, insanlarını kılıçtan geçirdi, yaşayan insanlar da emsali görülmemiş bir korku/teslimiyet ruhu bıraktı. Ünlü tarihçi İbni Kesir, Moğol İstilası ile ilgili şöyle yazmıştır.;  “Birkaç sene bu fecî olayı yazmak istemedim. Çünkü bu olay, bana ürperti veriyor… Diyebiliriz ki, bu iş, en büyük olayı ve emsali görülmemiş, bütün insanları, özellikle Müslümanları canevinden yaralamış olan felâketi yazmak demektir. Hz. Âdem yaratılalı dünya bugüne kadar böyle bir felâket görmemiş dense doğru olur. Çünkü tarihler, bunun misliyle karşılaşmamıştır. Belki insanlık, böyle bir olayı kıyamete kadar bir daha görmeyecek­tir. Ancak Ye’cüc Me’cüc’ün gelmesi hariç… Onlar hiç kimseye acı­madılar…” diye devam eder. Bu cümlelerin satır aralarında vahşetin ve acımasızlığın her dozunu hissetmek mümkün.

26 yıl önce gerçek anlamda, ekonomik nedenlere bağlı olarak Amerika’nın öncülüğünde Batı Ortadoğu’ya girmeye başladı. Baba Bush Amerika’nın Ortadoğu müdahalesine gerekçe olarak; Ortadoğu ülkelerine demokrasi ve insan haklarını getireceği gerekçesinin arakasına sığındı. Ortadoğu’da Moğolları aratmayacak acılar yaşanmaya başlandı. 756 yıl önce Moğol İmparatorluğu başında bulunan Hülagü Han; Kahire’de bulunan Mısır Sultanı Seyfeddin Kutuz’a  teslim olmaları için gönderdiği mektubun bir bölümünde şöyle seslenmiştir “….. Bizim boyunduruğumuz altına giren diğer ülkelerin başlarına gelenleri düşünmelisin. Nasıl çok muazzam bir imparatorluk kurduğumuzu ve dünyaya zarar veren ahlaksızlıkları ve düzensizlikleri sonlandırdığımızı duymuşsundur. Biz muazzam yerler ele geçirdik, tüm insanlarını kırıp geçirdik….” Diye devam eder. Moğolların Ortadoğu’ya getirdikleri ahlak ve düzenin (!!) boyutu ile Amerika’nın/Batının getirdiği demokrasi ve insan hakları (!!) arasındaki boyut benzerliğini anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Görülmelidir ki ikisi arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Moğollar Ortadoğu’ya sadece, kılıçlarının ucunda ölüm getirmişlerdir. 84 yıl sonra çekip gittiklerinde onlardan bir şey kalmamıştır. Kalanları ise ilginç bir şekilde İslam kültürü içinde erimiş kaynaşmışlardır. Amerika/Batı ise Ortadoğu’ya girmeden önce kültürlerini taşıdılar, sonra göklerden ölüm yağdırmaya başladılar. Moğollarda olduğu gibi; toplumlar korku ve endişenin baskısında düşünme/irade melekelerini yitirmeye başladılar. Kültürel emperyalizm ile Şehirlerin mimarisi, sokak/mahalle/konutların dizaynı, kılık/kıyafet, günlük yaşam, ekonomik ilişkiler… tamamen Batılaştı. Amerika/Batı ne zaman Ortadoğu’dan elini eteğini çeker/çektirilir bilmem, ama geride İslam’dan/kadim medeniyetlerden pek bir şey kalmayacağı aşikâr.

Moğollar Ortadoğu’ya girdiklerinde İslam Aleminde tarihe adı geçecek iki büyük din alimi vardı. Biri Konya’ya yerleşmiş Mevlâna Celâlettin’i Rumi diğeri, Şam’da yaşayan İbn-i Teymiye’dir. Bazı görüşlere göre Mevlâna; Konya’da cihad- ekberi (ruhi mücadele) tatbik ederek Moğol sorununu çözmüştür. Konya’yı kuşatan Moğol lideri Baycu ve adamları bir müddet Mevlâna’nın sohbetlerine katılmışlar ve sonrasında Konya’yı yakıp-yıkmaktan vazgeçmişlerdir. Bazı görüşlere göre ise Mevlana; Fihi Ma Fih  eserinde (M.E.B baskısı s.101-103) Cengiz Han ile ilgili olumlu şeyler yazması, Manakibu-l Arifin adlı eserinde ise Hülagu Han’ı övmesi Moğolların Anadolu’ya girişlerinde ki hiddeti zayıflatmıştır. Şam’da yaşayan İbn-i Teymiye ise; Moğollar karşısında dik ve salabetli duruş gösterir, Cengiz Yasalarına karşı muhalefet ettiği gibi Moğolların hile ve desiselerine temas eder ve İslam ümmetini onlara karşı teyakkuza çağırır. Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen Moğollara karşı cihada katılmaya bile karar verir. Günümüzde İslam Coğrafyası/Müslümanların yerleşim beldeleri, Moğolların yakıp yıktığı şehir manzaralarından farklı değil. Müslüman alimler var mı? varsalar neredeler, ne yapıyorlar anlaşılmış değildir. Yetersiz sayıda aydın insanın hakkını yemesek, ücretli entelektüeller ile müsvedde aydınlardan geçilmiyor. Oluşturulan bilgi kirliliği ve bilgi gizliliği Müslümanların düşünce ve iradelerinin gelişimini olumsuz etkiliyor.

Moğollar Ortadoğu’ya girmeden önce; Ortadoğu’da Eyyubiler, Memlukler ve Büyük Selçuklu devletleri vardı. Ulaştıkları her coğrafyayı viraneye çeviren Moğollara karşı ilk direnci Memlukler göstermiştir. Moğolların Memluklere karşı yenilgisinden sonra İslam coğrafyası onlarca yıl toparlanmamıştır. Birinci Dünya savaşından önce Ortadoğu’da sadece iki ülke varken savaştan sonra 20’nin üzerinde devlet kurulmuştur. Yüz yıl içinde devletleşmeye çalışan bu ülkeler yeni bir senaryonun içine hızla sürüklenmektedir. Amerika/Batı Ortadoğu’dan çekildiğinde karşılaşacağımız manzara tahmin edilebilmelidir.

Moğollardan önce ve günümüzde İslam coğrafyasının yönetimi ile ilgili Kur-an’ı Kerimin şu ayeti çok şey ifade etmektedir;Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.” (İsra-16)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: