Son Dakika
13 Aralık 2017 Çarşamba
06 Temmuz 2015 Pazartesi, 09:31

Büyük Tahribat

 

Tahribat, günlük hayatta meydana gelen, gerek kişilerin ve gerekse sebep ve olayların oluşturduğu hasarların bütünüdür. Bu hasar, bütüne zarar verdiği için bütünün hücrelerinde yani temel yaşam alanlarında ciddi sıkıntılar meydana getirir.

O sıkıntılar bazen öyle bir hal alır ki, tahribatı oluşturan kişiler dahil, toplumun söz dinlenen erbabı bile sonradan bunu toparlamakta büyük sıkıntılar yaşarlar. Çoğu zaman oluşan tahribatın büyüklüğü uzun zamanlara ve geniş mekânlara yayılır. Dünya tarihi bunun için iyi bir okuma alanıdır.

Bu alanda görünenlerden bir tanesi intihar saldırılarının kimi çevrelerce normal bir şeymiş gibi algılanmasıdır. Bu tür olayların toplumda normalleşmeye çalışılması ve olayın kutsanması belli bir süre sonra bu yöntem tarafların birbirlerini imha aracına dönüşebiliyor. Olayın sonucunda bir sürü çoluk çocuğun, kadının, ihtiyarların zarar görmesi bu tür olayların yaptığı tahribat sonucudur.

Yine kamu malına yönelik olarak gösterilen kayıtsızlık, hatta birilerinin süreç içerisinde “devlet malı deniz yemeyen…”  şeklinde bir anlayışın oluşması insanları kamu malına karşı duyarsız hale getirmiş olabilir. Böyle bir anlayış kamu malını sahiplenmeye yönelik refleks geliştirenleri de kayıtsız duruma düşürmesine neden olur.

Kimi zaman söylenen sözler ve gösterilen davranışlarda toplumun hafızasında yer edinip olumsuz davranışa olumlu bir bakış kazandırır. Yani olumsuz davranış yapıla yapıla bir eşikten sonra normal görünen bir davranış hüviyetine bürünebilir.

Toplumun içinde kimi etnik, mezhebi ve yerleşim yeri baz alınıp söylenen hakaretler, dillendirilen olumsuz deyimler bunun bilinen örnekleridir. O sözleri söyleyen kişiler unutulsa bile oluşturdukları tahribat dili günümüzde hala sosyal hayatta olumsuzluklar oluşturabilmektedir.

Tahribat, bazen kurumları ve kişileri tarihin karanlık sayfalarına iter. Belli bir zaman sonra söz konusu kurumların veya kişilerin isimleri unutulsa bile o dönemde yapılan fiilin oluşturduğu olumsuz etki kendisini devam ettirir.

Günümüzde toplumda kendisine bir rol biçilen ya da belli bir misyona karşılık gelen insanlar daha önce oluşan tahribatları da göz önüne alarak daha sorumlu davranmak zorundadır. Bilerek ya da bilmeyerek sosyal, siyasal ve ekonomik hayatta oluşan/oluşturulan tahribatların kimi zaman istenmeyen sonuçlara ve yaralara yol açtıklarını göz önüne almalı, kısa zamanlı olarak kazanım gibi gelen davranış ve sözleri tekrar gözden geçirmelidirler.

Daha fazla kazanma isteği ya da toplumsal rol olarak daha fazlasına talip olma arzusunun sonu yoktur. Bu sonu olmayan yarışmanın toplumda neler götürdüğü göz önüne alınırsa basiret sahibi insanların daha da dikkatli olmaları gerekir. Başkalarının gözlerinin hırsa bürünmesi ve gündelik hayatta kazanılabileceklerin alanda başka insanlarca toplanması gerçeği de basiretli insana hırs yapma hakkı vermez. Çünkü basiretli birisinin yaptığı olumsuz davranışın toplumda kabul görmesi ve oluşturacağı tahribat diğer insanların yaptıklarından daha yıkıcı bir etkiye sahiptir.

Kimi zaman çevremizdekilere biçtiğimiz rol görünürde doğruymuş gibi gelebilir, ya da tam tersi karşı tarafı olumsuzlayıp tümü ile onlara karşı oluşumuz kimi parametrelerimiz doğruysa bile hatalı sonuçlar çıkarabilir. Mutlaklaştırıp taraftar olma veya mutlaklaştırıp karşı çıkma düşmanlıkları körüklediği gibi olumsuz davranış kalıplarına sebep olup toplumda onarılmaz yaralar açar ve ciddi tahribatlar oluşturur.

Siyasal alanda siyasetçilerin kullandığı sivri ve kabul edilemez ötekileştirici dil toplumun geneline yayıldığında “deveyi tekrara iğne deliğinden geçirmeye” benzer. Öte taraftan kullanılan dil aslında içte olanın da dışa yansımasıdır. Bazen Allah kulunun rezil olmasını istemez ve diline ket vurabilir. Görünürde kişi erişilmez bir pozisyona sahip olabilir. Bazen ise kişi yaradanın sınırlarını aşar ve sınır bir defa aşıldı mı defalarca aşılması kişiye normal gelebilir.

Hiç kimse ötekini hiçleştirme ve ötekine hayatı zehir etme üzerine bir zemin oluşturma hakkına sahip değildir. Kaldı ki günlük hayatta tepe tepe kullandığımız hak ve özgürlükleri başkalarına çok görme ve onları yoksun bırakma anlayışı adalet ve ahlak ile izah edilecek bir şey değildir. Bu yönde gösterilecek olumsuz bir çaba değer verilen insanlar tarafından gösterilirse düşmanlık ve kinin yolu açılsa avam tarafından bunun bir kaç katının gösterileceğinden kuşku yoktur. Büyük tahribatları büyük misyona talip olanların yapma hakkı yoktur. Hele hele hiçleşen, silikleşen ve sadece alkışa oynayan aydınların olduğu, sivil toplum kurumlarının asıl işlevini yitirdiği kaypak bir zeminde büyük bir misyona oynayanların uyarılmayacağı ve her yanlış hareketlerine bile doğruymuş şeklinde dönüt verileceği bir ortamda daha sağlıklı düşünmek gerek.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: