Son Dakika
19 Ekim 2017 Perşembe
16 Haziran 2017 Cuma, 10:35

Bu Hafta Sokaklar tekin değil. Herkes can güvenliğinden emin olamıyor. Bu hafta yaşanan bir olay kamuoyunun vicdanlarını sızlattı. Sokakta oynayan on yaşındaki Ceylin adındaki kız çocuğu komşuları tarafından kaçırıp öldürüldükten sonra evinlerinde sandıkta saklamışlar. Bu nasıl bir insanlıktır, bu nasıl bir komşuluktur, anlamak mümkün değil. Komşuluk hukuku üzerine söylenen sayısız atasözü var. İnsanların yalınız yaşaması […]

Bu Hafta

Sokaklar tekin değil. Herkes can güvenliğinden emin olamıyor. Bu hafta yaşanan bir olay kamuoyunun vicdanlarını sızlattı. Sokakta oynayan on yaşındaki Ceylin adındaki kız çocuğu komşuları tarafından kaçırıp öldürüldükten sonra evinlerinde sandıkta saklamışlar. Bu nasıl bir insanlıktır, bu nasıl bir komşuluktur, anlamak mümkün değil. Komşuluk hukuku üzerine söylenen sayısız atasözü var. İnsanların yalınız yaşaması mümkün olsaydı köyler, kasabalar, şehirler olmazdı. Eğer yalınız yaşamak mümkün olsaydı, her insan yurdu bir köşesinde barınacak bir yer bulur orada yaşardı. Ama bu mümkün değil. Hapsimiz bir arada, birlikte, aynı köyde, aynı kasaba ve şehirde mahalleleri, sokakları, apartmanları paylaşarak, birbirimize güvenerek yaşmak zorundayız. Evlerimizin anahtarlarını komşularımıza teslim edecek kadar birbirimize muhtacız. Maalesef bir güvensiz şartlarda yaşamak durumunda kaldık. Kimse kimseye güvenmiyor. Kimse kimseye günaydın diyemiyor. Herkes birbirine sert yüzlerle bakıyor. Ufak bir hareket sonu ölümlerle biten olaylar yaşanıyor. Hayat çekilmez oldu. Ceylin kızın hazin durumu sadece bir örnektir. Yurdun her tarafında benzer olayları her gün duyuyoruz. Her olay toplumu biraz daha bir birine düşman kılıyor. Her olay toplumu birbirine karşı güvensizliği körüklüyor. Çok yazık.  Bu durumun düzelmesi lazım. Düşmanlıkların, ayrılıkların, körüklenmemesi lazım. Dostluk, kardeşlik, öne çıkarılmalı. Sevgi öne çıkmalıdır. İnsanların en gelişmiş özelliği vicdan duygularıdır. İnsanlarımızda vicdanlar zayıfladı.

İçte ve dışta çok önemli olaylar yaşanıyor. Geçen hafta bu sayfalarda benim de dikkat çektiğim zeytin olayı semeresini verdi. Hükümet zeytin için hazırladığı yasa tasarını geri çekti. Zeytin yasasının çıkmaması, geri çekilmesi için yurdun her tarafında zeytin üreticileri, zeytin birlik ve kooperatifleri ile çevreci gruplar ile halkın farklı duyarlı kesimlerinden yükselen tepkileri dikkate alan hükümet olumlu bir karar alarak yasa tasarısını geri çekerek tüm Türkiye’nin tekdirini topladı.

Ortadoğu’da önemli gelişmeler yaşanıyor. Suudi Arabistan krallığı bir karar alarak BAE, Mısır, Ürdün ve daha başka ülkeleri de yanına alarak, teröre destek verdiği gerekçesiyle Katar’a ambargo koydu. Suudilerin almış olduğu bu karara ABD destek verdi. Türkiye bu karara karşı çıkarak, Katar’a her türlü desteği vereceğini TBMM de karar aldı. Bu önemli gelişme zaten gergin olan Ortadoğu’da ucu açık yeni istenmeyen olayların gelişebileceğini düşündürttü. Bir tarafta İran, Rusya, Türkiye diğer tarafta ABD, Suudi devleti, Mısır ve diğerlerinin yer aldığı iki bloğun yer aldığı bu durum endişe vermektedir. Bölgemiz halklarımızın iradesi dışında bir dünya savaşına sahne olması kimi insanların duygularına, amaçlarına, çıkarlarına hizmet edebilir, ama böyle bir savaş milyonlarca fakir, fukaranın ölümüne yol açacağını da unutmayalım. Zira 2. Dünya savaşı bir liderin, bir siyasi elitin duygu ve çıkarlarına hizmet adına çıkmış, en az elli milyon insanın ölümüne, şehirlerin harap olmasına neden olmuştu.

Bu haftaki gelişmelerin en önemli olayı da federal Kürt yönetimin almış olduğu referandum kararıdır. Kürtler 25 Eylülde bağımsızlık referandumuna gitmeye karar verdi. Bu önemli bir gelişmedir. Bölge devletlerinden Türkiye ve İran karara karşı çıkarken, doğrudan muhatap olan Irak hükümeti bağımsızlık Kürtlerin hakkıdır, ama zamanlaması yanlıştır demekle yetindi. ABD de Irak’ın açıklamasına benzer bir açıklama ile Kürtlerin bağımsızlık kararına yeşil ışık yaktı. Bir halkın geleceğini belirleme hakkı vardır. Doğru olan bu hakka saygı göstermektir.

Bu hafta ülkemizdeki gelişmelerden biri de CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun devletin gizli bilgilerini ifşa etmekten 25 yılla cezalandırılarak, tutuklanmasıydı. Bilindiği üzere Darbe girişimi nedeniyle 20 Temmuzda OHAL ilan edilmiş, HDP eş Genel Başkanları ve on milletvekilleri tutuklanmıştı. CHP, HDP Milletvekillerinin tutuklanmasını sessiz ve sedasız izlerken, Enis Berberoğlu’nun tutuklanma kararına karşı radikal bir kararla Ankara’dan İstanbul’a Genel Başkanlarının çağrısı ile bir uzun yürüyüş kararı aldılar. Epey ses getireceği anlaşılan bu karar önümüzdeki haftalarda da çok konuşulacağa benziyor.

Bu hafta da diğer haftalarda olduğu gibi açlık grevinde iken tutuklanan, tutuklu iken de açlık grevlerinin 98 gündür sürdüren Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’in sağlık durumlarının giderek endişe verici bir noktaya geldiği bir kesim medyada haber olmaya devam ediyor. Zira Semih Özakça ve Nuriye Gülmen 98 gün önce işlerine dönmek için açlık grevine başlamış, bir süre sonra da tutuklanmışlardı.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: