Son Dakika
23 Ağustos 2017 Çarşamba
19 Mayıs 2015 Salı, 08:46
Hikmet Kızıl
Hikmet Kızıl [email protected] Tüm Yazılar

Bu Birinci Yaradır….

Bu Birinci Yaradır….   Zaman evvelini unutmuş, çok yağmurlar görmüş bir geceydi şair dostum, Nice şerhler yapıldı, nice sahifeler yazıldı yalnızlık üstüne, rengini ölüme benzetti şairler yalnızlığın… Düşler uzundu, geceler de… Uzakların ölçüsü yoktu, mesafeler ölçüsüz, mesafeler ilanihaye… Biteviye yalnızlık vardı sadece.. Çemberi daralmıştı göğün, bengisu bir yalnızlık düştü toprağa, hüznün en  zemherisinde cemre gibi […]

Bu Birinci Yaradır….

 

Zaman evvelini unutmuş, çok yağmurlar görmüş bir geceydi şair dostum,

Nice şerhler yapıldı, nice sahifeler yazıldı yalnızlık üstüne, rengini ölüme benzetti şairler yalnızlığın…

Düşler uzundu, geceler de…

Uzakların ölçüsü yoktu, mesafeler ölçüsüz, mesafeler ilanihaye… Biteviye yalnızlık vardı sadece..

Çemberi daralmıştı göğün, bengisu bir yalnızlık düştü toprağa, hüznün en  zemherisinde cemre gibi düştü.

Sabahın kahredici efkarını sinesine çekenler uyandı ancak sabahın seherine.

Anlıyor musun?

Vakitsiz bir şita bu. Vakitsiz bir hüzün… Yaşamı tutuklamışlar adeta. Geceler harap, geceler hoyrat. Gagasında taş taşıyan kuşlar uğramıyor kente. Kent yağmuru çoğaltıyor, kanırta kanırta bereketli hüzünler taşıyor yastık altlarına. Her gece sicim sicim dökülüyor gözlerimizden yalnızlık..

 

Suyu çürüten kente

Toprağı kirleten kente

Ağıt oluyor, afat oluyor, sevinç oluyor/hüzün taşıyor.

Sağnak sağnak hüzün doluyor kentimize ey şair …

 

Şimdi yosun tuttu yaşamak şair! Ak kağıtlar kirlendi acıyı şerha şerha kayda geçir şair

Ses suya düştü, eşkıya bir akşam oldu AŞK..

 

En çok yalnızlığım çoğaldı şair! En çok hüznümüz çoğaldı…

Acının senfonisi çalıyor şair!

 

Duyuyor musun!

Suskunluk derin bir vadi, ney sesi gibi derindir rüzgar,yazgıdır desek yalan!

“insan insanın kurdudur” ve insan insanın imkanıdır . Ve her insan zehrini içinde taşır, ve her insan bir umuttur aslında. Umudu mu çaldılar.

 

Biliyor musun?

Niçin burada bütün yollar yalnızlığa çıkıyor şair? Neden cesur bakışlarım yorgun yürek ırmakların çağıltısına karışıyor ve yağmur neden eskisi gibi damar damar hüznü fısıldamıyor?

Tükendi kelimelerimiz şair! Kanayan bir yürektir bana kalan. Merhamet darağacına çekildi, yürekler çarmıha gerildi, şu an yegane gerçek, yagane hakikat, yegane varlık “Yalnızlık…”

Yalnızım… Yorgunum… Kırgınım… Yılgınım…

Depreşip duran bir acı var hançeremde, bölündü uykularım, eylül yorgunu gözlerimle en güzel yalnızlığı yaşıyorum şimdi.

 

Görüyor musun?

Bütün dillerde yalnızlığı biliyorum artık, bütün lügatleri, bütün kallavi kelimeleri, bitimsiz tümceleri biliyorum.

Örselendi yaşamak… Parçalandı yürek…

Heybeme düşen hüznü sürdüler yalnızlığıma…

 

Sözcüklere, kalın kitaplara, acının tarifsiz tadına gerek yok.. Nasıl en güzel yalnızlıksa benimki en güzel ölüm de benim olur…

 

Şimdi dille susup, yürekle konuşma demidir…

“aynalar hiç görmedi ben kimim, bendeki kim

Ateş yaksa ne olur, tende nihandır özüm.”

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: