Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
01 Mayıs 2017 Pazartesi, 08:46
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

Bravo Adana Büyükşehir Belediyesi!

Bravo Adana Büyükşehir Belediyesi! (Demek ki Oluyormuş)   27 Nisan 2017 Perşembe günü akşam haberlerinde bir özel tv. kanalındaki haberlerden biri aynen şöyleydi: “Adana Büyükşehir Belediyesi, aldığı bir kararla cadde ve sokaklardaki bütün Arapça levha ve tabelaları sökmeye, indirmeye başladı.„ Görüntülerde de zabıta ekipleri, ellerindeki kanca ve benzeri aletlerle Arapça levha ve tabelaları söküp indirirken […]

Bravo Adana Büyükşehir Belediyesi!

(Demek ki Oluyormuş)

 

27 Nisan 2017 Perşembe günü akşam haberlerinde bir özel tv. kanalındaki haberlerden biri aynen şöyleydi: “Adana Büyükşehir Belediyesi, aldığı bir kararla cadde ve sokaklardaki bütün Arapça levha ve tabelaları sökmeye, indirmeye başladı.„ Görüntülerde de zabıta ekipleri, ellerindeki kanca ve benzeri aletlerle Arapça levha ve tabelaları söküp indirirken veriliyor. Şahane, muhteşem, harika, olağanüstü güzellikte bir karar. Bu kararı alan  sayın başkanı, bu kararda imzası bulunan  meclis üyelerini, bu kararın gereğini uygulayan zabıta ekiplerini  canı gönülden kutluyoruz.  Ellerine, yüreklerine sağlık. Allah, binlerce defa razı olsun.

Bu harika eyleme, bu müstesna karara neden bu kadar sevindiğimize gelince, şimdi onu açıklamaya çalışalım. Sevgili okuyucularım; mağdur ve mazlum sığınmacıları, misafirleri, muhacirleri koruyup gözetmek; onlara sınır kapılarımızı, evlerimizin kapılarını, gönül kapılarımızı açmak, sofralarımıza birer tabak ve kaşık eklemek  başka; bu Arapça levha ve tabelaları söküp indirmek başka bir şey. Bu iki meselenin birbiriyle hiç mi hiç alakası yoktur.

Bütün dünya âlem bizim devlet olarak, millet olarak son yıllarda ülkelerindeki  savaş nedeniyle yerlerini yurtlarını terk edip ülkemize sığınanlara neler yaptığımızı gayet güzel görüp izliyor. Onlar; her gün denizlerde boğulan çoluk çocukları yaşlı ve kadınları sadece seyrediyor. Yetmedi, bindikleri botları delip batırıyor, yetmedi sınırlarını tel örgülerle çeviriyor, yetmedi dev kayalarla geliş yollarını kapatıyor, yetmedi karaya vuran bebekleri görmezden geliyor. Örnekleri saymak, çoğaltmak mümkünken biz ne yapıyoruz? Ensar olmanın verdiği inanç ve bilinçle devlet, hükümet ve millet olarak bütün imkânlarımızı  seferber edip  onlara kucak açıyoruz. Açmaya da devam edeceğiz. Ne var ki bu levha ve tabelaları indirmek, bu yaptıklarımızın tamamen dışında ayrı, apayrı bir şey.

Ülkemize sığınan bu insanların hiçbirini dil, din, ırk, mezhep ayrımı yapmadan aldık. Allah, kimseyi yerinden yurdundan etmesin. Hiçbirimiz, bunların işsiz güçsüz, perme perişan olmasını ve de öyle kalmasını istemeyiz. Keşke hiçbiri cadde ve sokaklarda çöplüklerden ekmeğini çıkarmaya çalışmasa. Keşke hiçbiri dilencilik yapmasa. Keşke hepsi iyi kötü ayakları üzerinde dursa, durabilse… Nitekim, bunlardan bazılarının tek başına veya ortaklaşa irili ufaklı birer işyeri açmaları da güzel bir şey. Kendi el emekleri ve alın terleri ile geçimlerini sağlamaları güzel bir davranış. Ancak, bu misafirlerimizin durumları ne olursa olsun, hiçbir sebep ve gerekçe, onların cadde ve sokaklarımızı Arapça levha ve tabelalarla doldurup donatmasını mazur ve haklı göstermez, göstermemelidir. Kaldı ki biz, öteden beri son yıllarda yaygınlaşan İngilizce, Fransızca, Almanca vb. Batı kökenli levha ve tabelalardan zaten şikâyetçiydik. Hattı zatında turizmle pek alakası olmadan, belki de bir moda ve özenti sonucu yaygınlaşan “show room„‘lardan yeteri kadar şikâyetçiydik. Üstüne üstlük, şimdi de bir Arapça levha ve tabela furyası yaşamak istemiyoruz. Açtığınız mütevazı iş yeri batıl Batı’ya ait tanınmış büyük bir markanın ürünleri dışında hiçbir şey satmıyorsa buna amenna! Belki anlaşılabilir. Adana’mızın sayın belediye yetkilileri bu levha ve tabelalarınıza izin vermesin… Unutmayınız, siz Türkiye’desiniz. Türkiye’mizin resmi dili, güzel Türkçemizdir. Anamızın ak sütü gibi ak ve pâk olan muhteşem lisan… Karamanoğlu Mehmet Bey’den beri birçok şair, yazar, devlet büyüğü ve bilim insanının üzerine tir tir titrediği biricik dilimiz… İmparatorlukların, gelmiş geçmiş onlarca devletin resmi dili… Bize  atalarımızdan emanet. Şimdi hiç kimse bizden bu harika müessesenin, bu muhteşem lisanın bilerek veya bilmeyerek bozulup yozlaşmasına, zayıflatılmasına göz yummamızı beklememeli. Onu kollamak, korumak, zenginleştirmek; sadece Adana Büyükşehir Belediyesinin sayın yetkililerine bırakılmamalı. Bu, aynı zamanda millî görev.

Bu örnek davranıştan dolayı Adana Büyükşehir Belediyesini kutluyor ve aynı güzelliğin bütün belediyelerimize örnek olmasını diliyorum. Ellerine, kollarına, yüreklerine, emeklerine sağlık. Demek ki oluyormuş… Darısı; mantıksız moda,  bilinçsiz taklit ve özenti ürünü olan Batı dilleriyle yazılmış levha ve tabelaların başına.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: