Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
05 Haziran 2017 Pazartesi, 12:01
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Biz orucu iyi tutuyoruz…

  Biz orucu iyi tutuyoruz…   İlk ne zaman orucu çok iyi tutmaya başladık, bilmek mümkün değil. Bunun için titiz bir araştırma yapmak gerekiyor. Oruçla ilgili ayet inzal olduğu günden bu yana hiç bu kadar iyi oruç tuttuğumuzu ben tahmin etmiyorum. Biliyorsunuz, (belki de bilmiyorsunuz ama ben yine söyleyeyim), Bakara süresinin 183’üncü ve devamındaki ayetler […]

 

Biz orucu iyi tutuyoruz…

 

İlk ne zaman orucu çok iyi tutmaya başladık, bilmek mümkün değil. Bunun için titiz bir araştırma yapmak gerekiyor. Oruçla ilgili ayet inzal olduğu günden bu yana hiç bu kadar iyi oruç tuttuğumuzu ben tahmin etmiyorum.

Biliyorsunuz, (belki de bilmiyorsunuz ama ben yine söyleyeyim), Bakara süresinin 183’üncü ve devamındaki ayetler inmeden önce de oruç vardı.

Bizden öncekiler” de oruç tutuyordu. Belki onlar da çok iyi oruç tutuyordu ya da bizim kadar oruç tutmayı başarmışlardı.

Ama biz çok iyi oruç tutuyoruz, öyle bir oruç tutuyoruz ki, anlatılmaz.

Gerçekten çok iyi oruç tutuyoruz…

Hakikaten biz orucu iyi tutuyoruz…

Bütün samimiyetimle söyleyeyim, biz orucu çok iyi tutuyoruz…

Şimdi dalga geçtiğimi, ironi yaptığımı, bir yerlere göndermede bulunduğumu düşüneniz olacak…

Hatta “biraz daha okuyalım, bakalım neler yumurtlayacak” diyenler bile bulunacak…

Şaka yapmıyorum, ironide bulunmuyorum, her cümlenin, her kelimenin her hecenin altına bir şeyler de saklamıyorum.

Dümdüz söylüyorum, hadi dümdük olsun, hem de buradan yüzünüze karşı, siz de oradan benim yüzüme karşı söyleyin;

Biz orucu iyi tutuyoruz…

İftar sofralarımız çok güzel mesela…

Sofra bezi de güzel, masası da güzel, sofranın üzerindeki çeşitler de…

Yiyecekler de güzel, içecekler de, tatlılar da…

Sofralarımızdan kuş sütünü bile eksik etmiyoruz…

Her türlü fedakarlık var bizde..

Düşünsenize sahura bile kalkıyoruz, hatta uykuda kalmayalım diye uyanık kalıyoruz, taaa o saatlere kadar…

Her yerde iftar veriyoruz ve her verdiğimiz iftar bütün medyada, bütün iletişim kanallarında çarşaf çarşaf yayınlanıyor, yayınlamazlarsa da biz yayınlıyoruz.

Konuklarımız arasında kimler yok ki, (tamam fakir yok, yüzümüze vurmayın) memleketin bütün medarı iftiharları, cebi şişkin, cüzdanı patlayacak halde olan herkes var.

Seçilmiş insanlar var, bütün seçkinlikleriyle arz-ı endam ediyorlar sofralarımıza, salonlarımıza, lüks mekânlarımıza…

Kimler gelmiyor ki, valiler, belediye başkanları, milletin vekillerin, milletin temsilcileri ve sivil toplumun nadide mensupları…

Tabii ki hatırı sayılır, sözü para eder siyasetçileri ve de tabii ki memleketin en zengin adamları…

Siz yeter ki çağırın, hepsi gelir.

Çünkü öyle bir düzen kurmuşuz ki, gelmeyince kendisinde bir eksiklik hissedecek, binlerce kilometre yolu bile tepip gelecek, medyada çıkacak, “aaa falancayı hesaba almamışlar” diyemeyecekler.

Onlar tıpış tıpış gelecek, bizim tıpış tıpış gittiğimiz gibi…

İşimizi gördüreceğimiz, ihaleyi kotaracağımız, istikbal vadeden herkes soframızda konuk, ekmeğimizi yiyor, suyumuzu içiyor ve yan yana, dip dibe bütün isteklerimizi anlatabiliyoruz…

Biz orucu iyi tutuyoruz. İyi de laf mı, öyle bir tutuyoruz ki, keşke bir ay değil, hiç değilse yarım sene olsaydı diye dua ediyoruz.

Her gün bir iftarda, her gün bir yerde iftihardayız…

Biz orucu iyi tutuyoruz, paylaşıyoruz mesela…

Oruçlu olduğumuzda canımızın çektiklerini paylaşıyoruz, elimizin altındaki iletişim kanallarıyla…

Top atılmasını, (hadi top kalmadı) iftar saatini beklerken, sofraya dizilen her güzelliği paylaşıyoruz…

Evdeysek evde, misafirlikteysek de misafirlikte olduğumuzu belirtiyor, anında menüyü bütün dünyaya duyuruyor ve bütün vefa örneğini buram buram yansıtmak için henüz yiyecekler mideye inmeden ev sahibine “konukseverliği” için teşekkürü de canlı canlı, kanlı kanlı, hatta ağzımızın kiriyle yapıyoruz, dişimizi temizlemeyi bile sonraya bırakıyoruz…

Biz çok güzel oruç tutuyoruz, bunun en güzel örneği, iftar yaptığımız mekânlarda saklı…

En güzel yerleri seçiyoruz, manzarası en güzel, havası en güzel, çalımı da en güzel olanı…

Bir kişinin bir öğün yemesi için yüzlerce lirayı göze alacak kadar iyi oruç tutuyoruz…

İbadette üç kuruşun hesabı yapılmaz, ne verilmesi gerekiyorsa verilir, ne alınması gerekiyorsa da alınır.

Öyle boru değil bu.. oruç tutuyoruz..

Düşünsenize oruç tutuyoruz, aç kalıyoruz, susuz kalıyoruz…

Her insanın kârı mı bu?

Günde 17 saat aç kalmak, susuz durmak, o kadar güzel şeylerden mahrum kalmak kolay mı?

Kolay değil tabii, tutmayan bilmez.

Hatta fırsat olsa basarız parasını, yerimize oruç bile tuttururuz da, işte onun şartları bize uymuyor.

Ama biz iyi oruç tutuyoruz; oruç da bizi bir tutsa…

 

Tweetimden seçmeler

Biz aşkı imsakte arayanlardandık, iftar umurumuzda bile olmadı.

 

İmkân

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: