Son Dakika
16 Aralık 2017 Cumartesi
02 Mayıs 2017 Salı, 09:06
Bekir Yılmaz
Bekir Yılmaz [email protected] Tüm Yazılar

Bir insan için bu kâinat yaratılır mı?

Bir insan için bu kâinat yaratılır mı?

 

Bir kısım zahiri hocalar bu soruyu sorarak avam müminlerin kafalarını karıştırıyor ve imanlarını zedeliyorlar. Bu sorudan hareketle Resul-ü Ekrem Efendimiz (S.A.V.)’in  “Levlake levlake lema halaktul eflak”(Seni yaratmayacak olsaydım, bu kâinatı yaratmazdım.” (Bu hadis ile ilgili ehlini ilgilendiren tartışmalara girmeyeceğim) Kudsi hadisini bu mantıkla inkâr ediyorlar.

Evvela, yukarıdaki soruyu sorarak bu hadisi kudsiyi inkar edenler Allah(C.C.)’ı  ve Resul-ü Ekrem Efendimiz (S.A.V.)’i avam bir mümin kadar   tanımıyorlar, tanıyamamışlar. Allah(C.C.)’ı  ve Resul-ü Ekrem Efendimiz (S.A.V.)’i anlamaya  ilmi ve zihni kabiliyetleri bir avam kadar  müsait değil görünüyor.

Geçenlerde bu zihin yapısındaki bir Din Dersi öğretmenine bir köy okulunda rast geldim. Okul Müdürü beni iyi tanıdığı için öğretmeni şikâyet etti ve “okulda en sevilmeyen öğretmen” olduğunu ve köy halkının da bu öğretmenden çok şikâyetçi” olduğunu söyledi. Hatta öğretmeni müdür odasına çağırarak bir sohbet imkânı oluşturdu.

Allah bu kâinatı bir insan için niçin yaratsın ki diye düşünen ve buradan Resul-ü Ekrem Efendimiz (S.A.V.)’i sıradanlaştırmaya belki de Hz. Muhammed(S.A.V.)siz bir İslamiyet oluşturmaya hizmet edecek bu zihniyetteki öğretmene:

Sordum: Öğretmen mi değerli, kitap mı?

Cevap: Öğretmen değerli, dedi

Sordum: Hiç öğretmen görevlendirmeden, devlet bütün okullara kitap gönderse, bu eğitim-öğretim işi başarılı olur mu?

Cevap: Hayır olmaz, öğretmen olmadan kitabın hiçbir değeri olmaz, öğretmensiz kitap işe yaramaz. Dedi.

Sordum: Bu ilin valisi sana “Öğretmen bey, ben seni bu okula(Köy okulu) öğretmen olarak göndermeyecek olsaydım, bu okulu yaptırmazdım ve kitapları göndermezdim.” Dese bu söz doğru mudur?

Cevap: Evet doğrudur. Zira öğretmen olmadan ne okulun ne de okuldaki kitapların bir değeri ve işlevi vardır.

Sordum: Bu kainat bir kitap mıdır? Yani, yaratanını isimleri ve sıfatları ile bize bildiren mücessem bir kitap mıdır?

Cevap: Evet, bu kainat  da bir kitaptır.

Sordum: Başta Resul-ü Ekrem Efendimiz (S.A.V.) ve Peygamberler(aleyhimusselam) de bu kâinat kitabını bize ders vermek ve Rabbimizi bize tanıtmak, bildirmek için gönderilen öğretmenler değil midir?

Çünkü Rabbimiz(c.c.) bir kudsi hadiste: “Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, mahlukatı beni bildirsin ve tanıtsın diye yarattım.” Buyuruyor.

Cevap: Evet, doğru bütün peygamberler birer öğretmendir.

Sordum: Peki “Yüce Allah bu öğretmenlerden en büyüğüne, en ekmeline, en son gönderdiği ve şeriatı kıyamete kadar devam edecek olan Hz. Muhammed(S.A.V.)’e “Ey Muhammed! Ben seni yaratmayacak olsaydım, bu kainat kitabını da yaratmazdım.” Sözü doğru olmaz mı?

Cevap: Evet, doğru olur.

İşte Kudsi Hadiste anlatılmak istenen de budur.

Bediüzzaman Said Nursi(R.A), Muhteşem Risalesi 19. Sözde :

Rabbimizi bize tarif eden üç büyük külli muarrif var.

Birisi şu kitab-ı kainattır.

Birisi şu kitab-ı kainatın ayet-i kübrası olan Hatemü’l-Enbiya Aleyhissalatu Vesselamdır.

Biri de Kur’an-ı Azimuşşandır.

Evet, o bürhânın şahs-ı ma’nevîsine bak:

Sath-ı Arz bir mescid,

 Mekke bir mihrab,

Medine bir minber…

O bürhân-ı bâhir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i îmana imam,

Bütün insânlara hatib,

Bütün enbiyaya reis,

Bütün evliyaya seyyid,

Bütün enbiya ve evliyadan mürekkeb bir halka-i zikrin serzâkiri…

Bütün enbiya hayattar kökleri,

Bütün evliya taravettar semereleri bir şecere-i nuranîyedir ki;

Herbir dâvasını, mu’cizâtlarına istinad eden bütün enbiya ve kerametlerine itimad eden bütün evliya tasdik edip imza ediyorlar. Zira O,

der, dâva eder.

Bütün sağ ve sol, yâni mâzi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nuranî zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icmâ’ ile mânen “SADAKTE VE BİL HAKKI NATAKTE” derler.

Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla teyid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın.

Evet, yukarıda kısaca vasıfları anlatılan Resul-ü Ekrem Efendimiz (S.A.V.) için Yüce Rabbimizin kainatı yaratması, O’nu(S.A.V.) ve diğer bütün peygamberleri(Aleyhimusselam) birer öğretmen, mürşid ve rehber olarak göndermesi hikmetinin gereğidir.

Bir eğitimci olarak sözün özü:

Bu öğretmenimizle sohbetten sonra Resul-ü Ekrem Efendimiz (S.A.V.)’in ve Kur’an-ı Kerim’in Mekke Döneminde yaklaşık 13 yıl boyunca Sahabe-i Kiram’a neden iman ve ahlak talimi yaptığını,

Bediüzzaman Said Nursi(R.A)’nin neden Risale-i Nur’da ve muhtelif ifade ve delillerle imani mevzuları işlediğini, Kur’an’ın üçte biri haşir(ahiret)den bahseder, Kur’an’da en öncelikli mevzunun tevhit, haşir, nübüvvet, adalet ve ibadet şeklindeki tespitinin ne kadar doğru ve yerinde bir tespit olduğunu,

Avama ders verirken “Farzlarını yapan, kebairi terk eden kurtulur.” Gibi, kafa karıştırmayan, mide bulandırmayan ve sadece ihtiyacı olan hakikatleri yaralamadan, batılı tasvir etmeden, şüpheye düşürmeden, ikna edici bir üslupla anlatmanın önemini,

İslam’ı tebliğde önceliğin ne olması gerektiğini, alim-i mürşidin koyun olması gerektiğini, kuş olmaması gerektiğini(Zira, koyun yavrusunu süt, kuş yavrusuna kay(kusmuk) verir.),

Bu gün televizyon ekranlarında bir çok hoca veya hocamısın  İslamı kuşa çevirerek anlattığı hikmetsizliklerinin sebebini,

Mekke yaşanmadan Medine’nin yaşanamayacağını ve daha çok fazla Risale-i Nur ile iştigal edip, bu zamanda İman ve Kur’an hakikatlerini en müessir ve zararsız anlatmanın Risale-i Nur İle olduğunu anladım.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: