Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
05 Eylül 2014 Cuma, 12:12
Mahmut Ayık
Mahmut Ayık [email protected] Tüm Yazılar

Bidat ve Hurafeler…(1)

Bidat ve Hurafeler…(1) Bid’at sözlükte, daha önceden bir örneği olmaksızın yapılan, sonradan icat edilen şey demektir. Kavram olarak bid’at dinde, şeriatta bir fazlalık ya da noksanlığa neden olan şeydir. Bid’at Sünnetin zıddıdır. Şârî’nin (din koyucunun) açık ya da dolaylı, sözlü ya da fiilî izni olmaksızın, dinde sahabeden sonra ortaya çıkan eksiltme ya da fazlalaştırmadır. İslâm […]

Bidat ve Hurafeler…(1)

Bid’at sözlükte, daha önceden bir örneği olmaksızın yapılan, sonradan icat edilen şey demektir. Kavram olarak bid’at dinde, şeriatta bir fazlalık ya da noksanlığa neden olan şeydir. Bid’at Sünnetin zıddıdır. Şârî’nin (din koyucunun) açık ya da dolaylı, sözlü ya da fiilî izni olmaksızın, dinde sahabeden sonra ortaya çıkan eksiltme ya da fazlalaştırmadır. İslâm a ait olmamasına rağmen onun bir parçasıymış gibi hayata geçirilen her sapkın eylem bu isimle damgalanır. Bid at hangi niyetle üretilmiş olursa olsun ve hangi türden olursa olsun, İslâm ı hedef alan en büyük tehlikelerden sayılmıştır. Bütün İslâm bilginleri bu konuda görüş birliği içindedirler.
Peygamberimiz (s.a.s.): “(Dinde) Sonradan ortaya çıkan her şey bid’attır; her bid’at dalâlettir/sapıklıktır ve sapıklık da insanı ateşe sürükler.” (Müslim, Cum a 43) Hz. Peygamber “ Biliniz ki, sözün hayırlısı Allah’ın kitabı, yolun hayırlısı da Muhammed’in yoludur. Ve işlerin en kötüsü (dinde) sonradan çıkarılan şeylerdir. (Dinde sonradan çıkarılan) her bid’at bir sapıklıktır. Ve her sapıklık ateştedir” (Buharî, “İ’tisam”, 2) “Allah (c.c.) bid’at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, infakını (hayır yoluna harcamasını), şahitliğini kabul etmez. O, kılın yağdan çıktığı gibi dinden çıkar.” (İbn Mâce, Mukaddime 7, hadis no: 49) Bu kadar tehlikeli ve imandan uzaklaştırıcı olan bid’at konusunda Müslümanların doğal olarak duyarlı olmaları gerekir.
Hz. Muhammed (s.a.s.) yaşayarak ve uygulayarak İslâm ın ne olduğunu ortaya koymuştur. Hiç bir insanın bu dine müdahale hakkı yoktur; kimse ne dinden eksiltme yapabilir ne de ona bir şey ilâve edebilir. Ancak, değişen zamana göre, gelişen ilimler doğrultusunda yeni yeni şeyler icat edilir, yeni buluşlar ve teknikler, hatta yeni görüşler ortaya çıkabilir. Bid’atin sözlük anlamına takılarak, yeni ortaya çıkan her şeye bid’at demek mümkün değildir. Bu hem din’i anlamamak, hem de din’in mubah (helâl) alanını haksız olarak daraltmak, Din’in uygulanmasını zorlaştırmaktır. Dinî bir özelliği olmayan, insanların dünyalık işleriyle ilgili, İslâm’ın mubah dediği alana giren şeyler bid’at kapsamında değildir. İnsanların örf olarak yaşattıkları Din’e aykırı olmayan âdetler, sonradan gerek bir ihtiyacı karşılamak, gerekse ilmî araştırmalar sonucunda geliştirilen icatlar, üretimler, bazı kurumlar, ya da fikirler bid’at alanının dışındadır.
Bid’at Din’de temeli olmayan inançları ve ibadet şekillerini İslâmî bir kılıfla İslâm’a yamamaktır. İslâm dışı görüş, inanış ve tapınmaları İslâm a mal etmektir. Bunları yapanlar yaptıkları işin Din’e aykırı olduğunu bile kabul etmezler. Bid’atin tevbesi olmaz, halbuki kişi günâhından dolayı tevbe edebilir.”
Peygamberimiz in deyişiyle bütün bid’atler merduttur (reddedilmiştir). Hiç birinin İslâm a göre bir değeri ve hükmü yoktur. Çünkü böyle bir şey, İslâm’da eksiklik veya fazlalık olduğu düşüncesine dayanır. Halbuki Din Allah (c.c.) tarafından insanlar için beğenilip gönderilmiş ve tamamlanmıştır. Onda eksik veya fazla bir şey yoktur. Bid’atçilerin bir kısmı Kur’an’a ve Sünnet’e aykırı inanç ve amelleri uydurup İslâm a sokarlar, onları Din denmiş gibi sunarlar. Bazıları da İslâm ı daha iyi yaşamak, daha dindar bir müslüman olmak amacıyla yeni ibâdet ve inanış türleri uydururlar. Her iki tutum da yanlıştır. Bizlere düşen görev; İslâm ın, olmayan eksikliklerini bulup kendi akıllarımızla o eksiklikleri gidermek değil; İslâm a hakkıyla teslim olarak ellerimizden geldiği kadar onu yaşamaktır. Unutmamak gerekir ki hiç kimse İslâm ı Hz. Muhammed (s.a.s.)’den daha güzel yaşayamaz, O’ndan daha fazla dindar olamaz.
Hurafe; Bazı insanlar tarafından ortaya atılan, kendisinden uğursuzluk, zarar veya yarar geleceğine inanılan şeylerdir. Şu içinde bulunduğumuz cemiyet hayatımızda, itikadi ve ameli sahada halkımızın alışa geldiği, dinimizin icabı zannettiği birçok uydurma, bid’at ve hurafeler mevcuttur. Çok yaygın olan ve mutlaka kaçınılması gereken bazılarını beraberce hatırlamaya çalışalım.
Ülkemiz insanları arasında da maalesef Kur’an ve sünnetle örtüşmeyen, dinî inancımızla bağdaşmayan inanış, kanaat, uygulama ve davranışlar, batıl, asılsız ve hoşa giden uydurma sözler, mantıkî bir dayanağı ve gerçekliği bulunmayan birçok inanç ve uygulama yaygınlaşmıştır. Hz. Peygamberden sonra ortaya çıkan, Kur’an ve sünnete uymayan, dine bir ekleme veya dinden bir eksiltme mahiyetinde olan görüş ve uygulamalar, bidatler ortaya çıkmıştır.
Müslümanlar bazen eski inanışların bir devamı olarak, bazen cehaletten, bazen başka kültürlerin etkisinde kalarak İslam’ın kabul etmediği adetlere yönelmektedirler. Özellikle de çaresiz kalan, umudunu yitiren insanlar son bir çırpınışla bu tür yanlış davranışlara sapmaktadırlar. Günümüzde toplumumuza baktığımız zaman İnsanların İslam’ı temel kaynaklarından ve ehlinden öğrenmemeleri sebebiyle bir takım bidat ve hurafelerin yerleşmiş olduğunu görüyoruz. Dinlerin pek çoğu kendi mensupları tarafından zamanla içerisine sokuşturulan bidat ve hurafeler sebebiyle asliyetini, berraklığını yitirmiş ve bozulmuştur

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: