Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
10 Haziran 2015 Çarşamba, 10:00
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Bencillik ideoloji olursa…

Bencillik ideoloji olursa…   Bencilliği hepiniz biliyorsunuz ve çevrenizde ‘egoist’ olarak adlandırılan, yalnızca kendini düşünen insanlar var. Hiç merak ettiniz mi, bencillik bir ideoloji olursa nasıl olur? Bencillik, kelime manası itibariyle “Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarını herkesinkinden üstün tutan”dır. Hodbin, hodkâm, egoist kimi farklı kelimelerle de tarif etmek istediğimiz bencilliktir. ‘Ben’ sözcüğünden türeyen diğer benzerleri […]

Bencillik ideoloji olursa…

 

Bencilliği hepiniz biliyorsunuz ve çevrenizde ‘egoist’ olarak adlandırılan, yalnızca kendini düşünen insanlar var. Hiç merak ettiniz mi, bencillik bir ideoloji olursa nasıl olur?

Bencillik, kelime manası itibariyle “Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarını herkesinkinden üstün tutan”dır.

Hodbin, hodkâm, egoist kimi farklı kelimelerle de tarif etmek istediğimiz bencilliktir.

Ben’ sözcüğünden türeyen diğer benzerleri de hep “bencil”i tarif eden, farklı dil ve lehçelerde kullanımıdır.

Tek başına yaşayan insanların bencil olması kimseyi ilgilendirmez, etkilemez, zarar vermez ama toplum içinde yaşayanların bencillikleri, bir süre sonra ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesine neden olur.

Özellikle aile ve iş yaşamında ’bencil’ bir birey, diğer tüm bireylere hayatı zehir eder. Herkes onun için vardır, herkes ona hizmet etmelidir ve sadece rahat eden kendi olmalıdır. O asla aç kalmamalı, susuz olmamalı, acı çekmemeli, başı bile ağrımamalı. Grip olmamalı mesela, hapşırdığı andan itibaren yatak döşek yatmalı ve herkes ona hizmet etmeli. O terslemeli, bütün hizmete rağmen somurtmalı, sert olmalı, naz etmeli ve dediğini yaptırmalı. Yüzünü ekişten olursa kızmalı, gününü göstermeli, haddini bildirmeli.

İşyerinde de çok farklı olur benciller.

Sadece onun işi olur, herkes onun yapmak zorunda olduğu işi üstlenmek zorunda. O kimseye çay ikram etmez ama herkes ona çay ikram etmek zorunda. Yerinden kalkıp bir bardak suyu doldurmaz, aynı konumda olan arkadaşı bile ona su doldurmakla mükellef. Buna insanı mecbur ederler; bazen diliyle, bazen tavrıyla.

Bir arada yaşamanın gereği olarak bir kez ‘hizmet’ eden, ömür boyu ‘hizmetçi’ konumuna gelmiş olur.

40 yıl boyunca sırtında taşısan ve bir kez ‘ah’ edip, ‘of’ edip ‘yorulduğunu’ söylesen, hizmet verdiğin 40 yıl, 49 saniyede çöp sepetinde yerini alır ve ne kadar kötü olduğunuza, ne kadar vefasız olduğunuza, ne kadar insanlıktan nasiplenmediğinize siz bile şaşar durursunuz.

Bütün bunları hepiniz biliyorsunuz, mutlaka çevrenizde böyle insanlar var ve belki o sizsiniz, belki de egoistin avladığı zavallısınız…

Peki bencillik bir ideoloji olur mu?

Ve eğer bencillik, bir ideoloji olursa nasıl bir toplumda yaşamaya başlarız?

Elbette bencillik bir ideoloji olur, hatta ‘manevi’ bir hava bile katılır, en azından öyle yansıtılır; farklı kılıflarla, farklı makyajlarla, farklı güzelliklerle…

Farkına vardığınızda iş işten geçer. Bütün bir toplum, o ideolojiye mensup olanların yaşaması için çalışır. İktidar onların olmalı, bütün koltuklara onlar oturmalı, para ellerinde, güç yetkilerinde bulunmalı. Herhangi bir görevin başında olmaları gerekmiyor; kumanda eden olmalı, her dediği yapılmalı, her bilgi avucunun içine kadar konulmalı. Herkes etrafında pervane olmalı. Efendim demeliler, hocam demeliler, beyim demeliler, sultanım demeliler, kralım demeliler, abim demeliler, ablam demeliler ama mutlaka bir şeyler demeliler…

Bütün yasalar onun için çiğnenmeli, bütün kurallar onun için, bütün düzen onun için bozulmalı, bütün insanlık ona kurban olmalı…

Bencilliği, farklı kisvelere büründüren ve aslında bencilliği ideoloji haline getirenler, kendisine karşı çıkana tahammül edemez, bütün imkânlarını, bütün servetini ona haddini bildirmek için harcayabilir.

Bunun için bütün değer yargılarını bir yana bırakır, nasıl algılanması umurunda olmaz, nasıl algılatacağı konusunda görevli hizmetkârları da vardı.

Bunun için asla bir araya gelmesi mümkün olmayanları bir araya getirir, öyle bir etkiler, öyle bir etkiler ki, ona bakanlar, “şimdi uçacak ve biz eteğine yapışacağız” diye düşünürler.

Bir cevher vardır, bir sihirli el dokunmuştur ve büyülenmiş gibi insanlar onun hevâ ve hevesini karşılamak için çalışırlar.

Sonucun ne olması önemli değil, sonuçtan kimin çıkar sağlayacağının da önemi yok; o, diyorsa olacak, işte o kadar.

Bencillik eden, altta kalmayı sevmez, hep üstte olmalı; Ne lafı altta kalmalı, ne bedeni, ne resmi, ne cismi, ne adı…

Karşısındaki bütün insanları köle gibi kullanan benciller, kendisine tabi olmayan veya “farkına varanlara” haddini bildirmesi gerekir, yoksa bütün köleler özgür olacak…

Kişisel bencillik çok kötüdür; ailede veya işte ama zarar verdiği kitlenin sayısı çok azdır. Bazen bir, bazen iki, bazen beş veya on…

Ama ideoloji haline gelen bencillik, toplumun tümünü, ülkenin bütünün, dünyanın tamamını etkileyebilir.

İmparatorluk dönemlerinde kralların, göz koyduğu bir kız için savaş çıkartması da bundandır, iktidar kavgalarının esası da budur.

Elde ettikleri ‘saygın’ konuma helal getirmeyen ve elinden gittiğinde sudan çıkmış balığa döneceğini bilenler, sahip oldukları alana en iyi hâkim olan ve o alana kimsenin müdahale etmesini istemeyenlerdir.

Bencillik, eğer bir hastalıksa, bunun en tehlikelisi her zaman “daha çok, daha çok” isteyen ve bir gün dünyaya hükümran olmayı arzulayanıdır.

Bunun o kadar kolay elde edilemeyeceğini bildiğinden, bütün hizmetçilerini, bütün kölelerini bu amaç uğruna çalıştırır. Herkesi dinler mesela, herkesin açığını bulur, kasasında saklar. Gün ola, harman ola.

Herkes onun için yaşar ama o, sadece kendisi için yaşar.

Herkes için çalışan varsa orası yaşanılır yer haline gelir; herkesi kendisi için çalıştıranlar söz sahibi olmuşsa, vay halimize…

 

Tweetimden seçmeler

Her şeyinizi satın; evinizi, arabanızı, malınızı, mülkünüzü ama sakın iradenizi satmayın, o elinizde olsun. Gerisi çalışılır, kazanılır.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: