Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
23 Mart 2017 Perşembe, 08:01
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik [email protected] Tüm Yazılar

Bediüzzamanın Vefatının 57.Yılında

Bediüzzamanın Vefatının 57.Yılında   *Bediüzzaman 23-mart-1960-Çarşamba günü,Ramazanın 25.gecesi.Urfada vefat etmiştir. *Cumhuriyetin kuruluşunda tashih değil, yıkım olmuştur. Geçmişe aid ne varsa yıkıp,yerine yenilerini kurma dönemi başlamış.Bir şapka için binlerce baş kesilmiştir.Bu Türkiye-de böyle olduğu gibi,tüm İslâm dünyasında da böyle gerçekleşmiştir. *Bediüzzaman ise;Yukarıdan inmeci değil,alttan ve toplumdan ıslah etme yolunu tercih etmiştir. *Osmanlının yıkımı 8 şiddetinde bir […]

Bediüzzamanın Vefatının 57.Yılında

 

*Bediüzzaman 23-mart-1960-Çarşamba günü,Ramazanın 25.gecesi.Urfada vefat etmiştir.

*Cumhuriyetin kuruluşunda tashih değil, yıkım olmuştur. Geçmişe aid ne varsa yıkıp,yerine yenilerini kurma dönemi başlamış.Bir şapka için binlerce baş kesilmiştir.Bu Türkiye-de böyle olduğu gibi,tüm İslâm dünyasında da böyle gerçekleşmiştir.

*Bediüzzaman ise;Yukarıdan inmeci değil,alttan ve toplumdan ıslah etme yolunu tercih etmiştir.

*Osmanlının yıkımı 8 şiddetinde bir deprem değil,işte Bediüzzaman böyle yıkılmalar,dünyanın manevi bir buhran geçirdiği dönemde gelmiştir.

Dünya bir değişimin içine girmiş.

*Bediüzzaman ve hayatının devreleri;Birinci Said Ve İkinci Said Devreleri olarak ele alınmaktadır.

Birinci Said Devrinde devamlı ön safta olmuş,aktif rol oynamıştır.

İkinci Said Dönemi ki,gerçek Said yani Risale-i Nur hizmetini başlattığı dönemdir.

*Bediüzzaman ismi kendisine;Büyük Alim Şeyh Bahid Efendi tarafından,sormuş olduğu;Avrupa ve İslâm devleti hakkında düşüncen nedir?sorusuna aldığı cevabda:

“Avrupa bir İslâm Devletine, Osmanlı Devleti de bir Avrupa devletine hâmiledir. Bir gün gelip doğuracaklardır.”

Bu cevaba karşı, Şeyh Bahît Hazretleri, “Bu gençle münâzara edilmez. Ben de aynı kanaatte idim; fakat bu kadar veciz ve beliğâne bir tarzda ifâde etmek, ancak Bediüzzaman’a hastır” demiştir.

Nitekim, Bediüzzaman’ın dediği gibi, ihbarâtın iki kutbu da tahakkuk etmiş. Bir iki sene sonra Meşrûtiyet devrinde, şeâir-i İslâmiyeye muhâlif çok âdât-ı ecnebiyeyi ahzetmek ve gittikçe Türkiye’de yerleştirmekle; ve şimdi Avrupa’da Kur’ân’a ve İslâmiyete karşı gösterilen hüsn-ü alâka ve bilhassa bahtiyar Alman milletinde fevc fevc İslâmiyeti kabul etmek gibi hâdiseler, o ihbarı tamamıyla tasdik etmişlerdir.”

*Asrı tanımak Bediüzzamanı tanımaktır.Zamanın büyüklüğümü insanları büyütür yoksa zamanlar mı büyük insanları doğurur?Hep düşünürüm…

Zaman mı bediüzzamanı  doğurdu,yoksa Bediüzzaman mı zamanı bedi kıldı?

*Bediüzzamanı tanımak için zamanı ve zamanını tanımak lazım ve gereklidir.

Zira o zat,Muasır bir zattır.Asrı bilmektedir.Asrın adamı..ibn-üz zaman.

*Bediüzzaman asrın müceddididir.Velayet zincirinin son halkasıdır.

Hadisde:”İnnallâhe yeb’asu li hazihil ümmeti alâ külli re’si mieti senetin men yüceddidü lehâ dinehâ”(Ebu Davum-İmam Hakim-Beyhaki)

‘Muhakkakki Allah ümmete her yüz senen dinin hakikatlarını o asrın anlayışına uygun olarak bir müceddi gönderir.”

M.Akif Ersoy-un dediği gibi:

Doğrudan doğruya Kur’an-dan alıp ilhamı

Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâmı.

*Bediüzzamanı hazmedemeyen despot ve tek partili,tek şef dönemi,sonuçta kendisini millete zorla ve zorbalıkla hazmettirmeye çalışmasına rağmen millet tarafından bir türlü hazmedilememiş,Bediüzzamana sahib çıkılmıştır.

*Bediüzzaman bu milletin bir değeridir.

*Şimdiye kadar İslam binası gösterilirken,bu kadar çaplı olarak ilk defa Bediüzzaman tarafından İslam sarayının içerisini gezdirerek,iman odalarını göstermiştir.

*Elmira Akhmetova,Bediüzzamanın tesbiti için”Osmanlı milletine önderlik

edecek yeni hükümet ve meşrutiyet,ancak ve ancak şeriata ana kaynak olarak kabul eder ve ondan ilham alırsa muvaffak olabilirdi.”

*Bediüzzamanın gerçek feveranı 1907-de olur.

Birgün, Tahir Paşa bir gazetede şu müthiş haberi ona göstermişti. Haber şu idi:

İngiliz Meclis-i Mebusanında,( 1900 yılında İngiliz Müstemlekât Nâzırı Gladiston’un) Müstemlekat Nazırı elinde Kur’an-ı Kerîm’i göstererek söylediği bir nutukta, “Bu Kur’an İslamların elinde bulundukça, biz onlara hakim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur’an’ı onların elinden kaldırmalıyız; yahut Müslümanları Kur’an’dan soğutmalıyız” diye hitabede bulunmuş.

İşte bu müthiş haber, onda tarifin fevkınde bir tesir uyandırmıştı. İstidadı şimşek gibi alevli, duyguları ve bütün letaifi uyanık ve ilim, irfan, ihlas cesaret ve şecaat gibi harika inayet ve seciyelere mazhar olan Bediüzzaman’ın, bu havadis üzerine, “Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim!” diye, kuvvetli bir niyet, ruhunda uyanır ve bu saikle çalışır.”

*Yirmisekizinci Mektubun Yedinci Meselesi-adlı eserinde bunun kendisine tevdi edilen bir görev olduğunu anlamıştır.

“Birinci Sebeb: Eski Harb-i Umumîden evvel ve evâilinde, bir vâkıa-i sâdıkada görüyorum ki: Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağının altındayım Birden o dağ, müthiş infilâk etti; dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı O dehşet içinde baktım ki, merhum validem yanımdadır Dedim: «Ana, korkma! Cenab-ı Hakkın emridir; O rahîmdir ve hakîmdir» Birden o hâlette iken, baktım ki mühim bir zat, bana âmirane diyor ki: «İ’caz-ı Kur’anı beyan et» Uyandım, anladım ki: Bir büyük infilâk olacak O infilâk ve inkılâbtan sonra, Kur’ân etrafındaki surlar kırılacak Doğrudan doğruya Kur’ân kendi kendini müdafaa edecek Ve Kur’âna hücum edilecek; i’cazı Onun çelik bir zırhı olacak Ve şu i’cazın bir nev’inin şu zamanda izharına -haddimin fevkinde olarak- benim gibi bir adam namzet olacak Ve namzet olduğumu anladım”

*1926 yılında ölmesi için gönderildiği ve terk edildiği Barlada,yeni bir hayata pencere açtı..sünbül verdi..madden çürüdü,manen yeni Said olarak doğdu.

Siyasetten uzak durdu..Eserlerini yazdı..

*Mısır-da İhvan-ı Müslimin,devleti ele geçirip,İslâma ondan sonra hizmet etmeyi düşünüp ve bu uğurda 40 bin ihvanı müslimini feda ederken, Bediüzzaman bir tek talebesinin dahi burnunun kanamaması için kendisine yapılan her türlü zorbalığı,hizmetin selameti için içine akıtmıştır…

*Bediüzzamanın hizmeti uğruna insanların ebedi hayatlarını kurtarması bile başlı başına,en büyük hizmettir.

*Tatarların camii kosturmada,üstad kaçmayı düşünürken,üstadın sırtına ak sakallı biri eliyle vurarak,Said şimdi firar zamanı değil,der.Üstad bundan memnun oluyor.Demek ki kendisiyle ilgilenen birileri var,moral olmuştur.

Bir müddet sonra aynı zat gelip şimdi gidebilirsin,diyor.Nasıl kaçacağını söylemesi üzerine,üzerinde bulunan elbisesini verip,şu eşeği sür,onlar seni ben zanneder,der.

Üstada öyle yapar ancak bir müddet sonra o zatı görmez.O ise Hızırdır.

Volga nehrinin kenarına gelince binbaşı Ali Haydar beyi görür..nasıl geçeceklerini sorar Ali Haydar Bey.

Bediüzzaman omuzuna tutunup,gözünü açmamasını söyler.

Ali Haydar Bey su şırıltılarını işitir,bir ara gözünü açınca,ayağı suya batar..hemen gözünü kapatır.Karşıya geçince Bediüzzaman;-Keçeli bizi öldürecektin,der.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: