Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
15 Temmuz 2015 Çarşamba, 08:47
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Bayramlarımız Bayram Olsun

Bayramlarımız Bayram Olsun Ramazan’ı güzel karşılamanın, oruç tutmanın bayramını edeceğiz. Yüce Yaratıcımıza asker olduk veya askerliğimizi daha iyi derecelere yükselttik. O’nu başımızda amir, hayatımızda hakim bildik. “Yeme” dedi, yemedik..Aç susuz sofranın başına oturup, boynumuzu büküp, “ye” emrini bekledik. Bu kadar O’nun emrine girdiğimiz için, yeryüzünü kışla, kendimizi asker, Yüce Yaratıcımızı kumandan-ı azam bildiğimiz için, bayram […]

Bayramlarımız Bayram Olsun

Ramazan’ı güzel karşılamanın, oruç tutmanın bayramını edeceğiz. Yüce Yaratıcımıza asker olduk veya askerliğimizi daha iyi derecelere yükselttik. O’nu başımızda amir, hayatımızda hakim bildik. “Yeme” dedi, yemedik..Aç susuz sofranın başına oturup, boynumuzu büküp, “ye” emrini bekledik. Bu kadar O’nun emrine girdiğimiz için, yeryüzünü kışla, kendimizi asker, Yüce Yaratıcımızı kumandan-ı azam bildiğimiz için, bayram yapmalıyız.

Nefis denilen şehvete, hırsa, kine, haram zevklere ve benzeri içten gelen itmelere uymayıp, Allah’a itaat ettiğimiz için.. Küfrün, dalaletin liderlerine tabi olmadığımız için… Günahların sel gibi aktığı Batı medeniyetinin bataklığına düşmediğimiz için, bayram etmeliyiz.

Bayram etmeliyiz. Yeryüzünü mescit bilip, bütün yaratılmışlarla beraber Allah’a ibadet ettik. Kâinat nizamının içinde, İslâm nizamına tabi olduk. İslâm’ı yaşamanın mutluluğuna erdik. Günahlardan kaçmanın huzurunu bulduk.

Sanki vücudumuz bir devlet!.. Atomlardan neferler, moleküllerden takımlar, hücrelerden bölükler, organlardan taburlar, alaylar… Biz, vücut devletini İslâm esaslarına yönelttik, dünya saadetini aynel yakin tattık. İman bir Tuba çekirdeği gibi gönül bahçesinde neşv-ü nema buldu. İnsanın insana muzır olduğu bir zamanda, insanın insana zulmettiği bir devirde… Her şeyin dinimize ve inancımıza hücum ettiği Haçlı seferleri hengâmında, yine nefes aldık. Mevzide olmanın heyecanını tattık. Kimden yana olduğumuzun idrakine vardık. Rahman ve Rahim olan Allah’a ümitlerimizi bağladık, ümitsizliğin kahreden çilesinden kurtulduk.

Gönlümün perdeleri kapalıdır, çiçeğini döken, dikeni kalan insanlara onu açmayacağım. Fecr-i sadıktan haberi olmayanların halini sormayacağım. Felaket tellalı olan medyadan yüzümü çevireceğim. Tırnağını gizleyen kediyi sevip, pençesini uzatan insana el uzatmayacağım. Artık bal almak için kuzulara çiçek yedirmeyeceğim.

Ey beş kuruşluk menfaatinin hesabını yapan gafil insan, dünya ve ahiret saadetinden haberin var mı?  Gerçek mutluluğu kaybettin. (morfin kabilinden) mecazi saadet bahçelerinde neden dolaşıyorsun? Kahvelerde, meyhanelerde ve barlarda ne arıyorsun? Yalanın ipiyle nereye kadar yükseleceksin? Kendini kandırmayı, çağdaşlık mı sanıyorsun?

Hayata gözlerimi açtığım zaman “Bayram gelmiş neyime, anam, anam garibem” diye bir türkü duyar, biraz da kederlenirdim. O zamanlar gurbeti hep dışarıda aradım. Gün geldi ki evimde, işimde, dava arkadaşlarımın arasında gurbete düştüğümü gördüm. O zaman anladım ki, “Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde.”

Amerika’da, Almanya’da, gurbetin taa kendisi olan yerlerde bayramı bir başka türlü yapmışımdır. Yeryüzünü saray bildim, gökkubbede… Yıldızlar kandil, güneş avize…Sünnet-i seniyyeyi, sarayın nizamnamesi bilip, mülkün gerçek Malikine misafirdim.. Bulunduğum boylam adına, yaratılmışların mebusu sıfatıyla, doya doya secde edip, şükrettim. İşte gerçek bayramdan muradımız budur.

Türk’ü bilmeyen Türk’ü anlamaz! Kürd’ü bilmeyen, Kürd’ü anlamaz!” gibi ibarelerle İslâm sarayından firar edenler, bayramın gerçek manasını da anlamaz. İslâm’ı anlamayan, Müslümanı anlamaz. Haram eğlencelerin, şekillerin, biçimlerin, tarzların içine girip, bayram yapacağını sananlar, elbisesini kezzapla temizleyenden başkası değildir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: