Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
01 Ekim 2014 Çarşamba, 07:47
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Bayram, unutulanları hatırlamadır

Bayram, unutulanları hatırlamadır Kurban Bayramına sayılı günler kaldı. Ülke genelinde bir bayram havası olmasa da, her aile, kendi bütçesince bayram hazırlığına başladı. Çocuklarına bayramlık alanlar, tatlı yapanlar, ikram için şeker tedarik edenler, evin eksiğini giderenler, olmazsa olmaz bayram temizlikleri ve tabii ki kurbanlık… Ülkede, hatta dünyada bayram havası olmamasının nedeniyse İslam ülkelerinde yaşanan acılar… Özellikle […]

Bayram, unutulanları hatırlamadır

Kurban Bayramına sayılı günler kaldı. Ülke genelinde bir bayram havası olmasa da, her aile, kendi bütçesince bayram hazırlığına başladı. Çocuklarına bayramlık alanlar, tatlı yapanlar, ikram için şeker tedarik edenler, evin eksiğini giderenler, olmazsa olmaz bayram temizlikleri ve tabii ki kurbanlık…

Ülkede, hatta dünyada bayram havası olmamasının nedeniyse İslam ülkelerinde yaşanan acılar…

Özellikle ülkemizin çevresi acılarla dolu…

Uzun süredir devam eden Esed zulmü, saldırganın adını değiştirerek sürüyor.

Bayram, daha çok çocuklar için ama İslam ülkelerinde çocuklar ölüyor.

İŞİD gibi terör örgütleri eliyle de “Müslümanlar” çoğunlukla Müslüman çocukları öldürüyor.

Kürtler ölüyor, Aleviler ölüyor, hiçbir suçu olmayan kadınlar, gençler, yaşlılar, çocuklar hayatını kaybediyor.

Yerini, yurdunu terk eden insanlar görüyoruz; bohçasına alabildiğiyle uzun ve ölümcül yolculuğa çıkanları…

Bir umutla ülkemize veya bir başka komşu ülkeye sığınan bu insanlar, “yardım ederken, yardıma muhtaç hale” gelmenin hüznünü yaşıyor.

Dünyanın her yanında zalimler, zulmün şeklini değiştiriyor.

Adeta deneme tahtası haline getirdikleri, kobay olarak kullandıkları ülkeler, bölgeler, kentler, köyler görüyoruz.

Zalim değişiyor, zulüm ise her yerde sürüyor.

İnsanlar kutsal topraklarda hac ibadetini yerine getirmeye çalışıyor.

Kurban Bayramı nedeniyle Allah rızası için kesecekleri kurbanlıkları temin etme çabasında olanlar var.

Bir ibadet yapmak isteyen ama bütçesi yetmeyenlerin hüznü var.

Çocuklarının bayram harçlığını veremeyecek durumda olanlar var.

Gözü gibi sakındığı çocuklarına bayramlık kıyafet alamayan var.

Ve hepsinden önemlisi çocuklarını hayatta tutmak için kendi hayatını hiçe sayan insanlar var.

Çok garip bir dünyada yaşıyoruz.

Birilerinin siyasi geleceği, masum insanların kanıyla oluyor.

Birilerinin güç gösterisi de masum insanların kanıyla yapılıyor.

İğrenç emeli olanlar, masum kanıyla besleniyor.

Büyük büyük ülkeler, küçük küçük çocuklara acımıyor.

Katilleri Müslüman sayanlara rastlıyoruz, faşistliği din adına yaptığını sananları görüyoruz.

Her tarafımız iğrenç emeli olanlarla dolu.

Irkçılık, tarihin hiçbir döneminde görülmemiş şekilde sürüyor. Hatta bazıları Hitler’e rahmet okutacak düzeye gelmiş.

Kürtler, Türkleri ırkçılıkla suçluyor…

Türkler, Kürtleri ırkçılıkla suçluyor.

Araplar, ırkçılıkla suçlayacak birisini buluyor…

Herkes ırkçı ama herkes kendini “sütten çıkmış ak kaşık” olarak görüp, bir diğerini ırkçılıkla suçluyor.

Mezhep kavgası yapan çıkıyor; mezheplerinde kavga olmadığını bile bile…

Dersinin rengine, diline, dinine, mezhebine bakarak, kendisi gibi olmayana yaşam hakkı tanımıyor.

Ülkemizde de, yaşanan acıları, siyasi malzeme olarak kullanmak isteyenlere rastlıyoruz.

Ortaöğrenimde “serbest” olan başörtüsünü “herkes başörtüsü takacak” şeklinde yansıtmak için zekâmızla oynamaya çalışanlara rastlıyoruz.

Ve yine bazı iğrenç insanların, minicik çocuklarla ilgili söyledikleriyle yüzümüz kızarıyor.

Dünyadaki bütün zalimlerin zulmünü, dayatmaları, diktatörlerin yaptıklarını yok sayanlar, ülkemizde özgürlük havarisi kesilerek, özgürlüklere karşı çıkıyor.

Ya kimse bu ülkede ne yaptığını bilmiyor ya ne dediğinin farkında değil ya da kimse kimseyi dinlemiyor “odunum” diyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Bayram ise tam böyle bir zamanda geliyor; kendimizi düşünerek…

Oysa bayram, kendinden önce başkalarını düşünmektir.

Yoksun olanlara el uzatmak, darda kalanların imdadına yetişmektir.

Bayram, kardeşlik demektir…

Kardeşlik ise en azından bir tebessümü bir başkasından esirgememektir.

Unutmayın, bayram bir tatil değildir, unutulanları hatırlamadır…

 

Tweetimden seçmeler

Yaygınlaşmasını dilediğim çok önemli kampanyaya katılarak, hiç bir haber ve yorumumda uyuşturucu maddelerin isimlerini kullanmayacağım.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: