Son Dakika
17 Ağustos 2017 Perşembe
21 Ocak 2015 Çarşamba, 09:28
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Batı Zihniyetinin Aşağılık Komploları

Batı Zihniyetinin Aşağılık Komploları   Tüm dünyada Batı’nın ve Batı’lıların oynadığı oyunlar kalplerimizi kanatıyor, ruhlarımızı ağlatıyor, gönüllerimizi sızlatıyor. Türkiye Devleti üzerinde de oynanan oyunları ibretle düşünmemiz, kanayan kalplerimize, ağlayan ruhlarımıza, sızlayan gönüllerimize dert üzerine dert katıyor. Yıllar var ki biz planlı, programlı, kasıtlı bir aşağılık kompleksine sürüklendik ve mahkum edildik. Bu zillet çığırından kurtulmamız, yakın […]

Batı Zihniyetinin Aşağılık Komploları

 

Tüm dünyada Batı’nın ve Batı’lıların oynadığı oyunlar kalplerimizi kanatıyor, ruhlarımızı ağlatıyor, gönüllerimizi sızlatıyor.

Türkiye Devleti üzerinde de oynanan oyunları ibretle düşünmemiz, kanayan kalplerimize, ağlayan ruhlarımıza, sızlayan gönüllerimize dert üzerine dert katıyor.

Yıllar var ki biz planlı, programlı, kasıtlı bir aşağılık kompleksine sürüklendik ve mahkum edildik. Bu zillet çığırından kurtulmamız, yakın tarihimizin 1893’den günümüze kadarki devresinin çok ciddi bir araştırma ve soruşturmasından ve yepyeni milli kanaat ve hedeflere yönelmemizden başlayacaktır. Batı’lı ve batı’nın değerlerine sahip olmak için kaybetmediğimiz değerimiz kalmadı. Her kesin bildiği bir olayı bir de ben nakletmiş olayım.

Yıl 1932 Devrim çılgınlığının karargâhlarından Cumhuriyet Gazetesi, bir güzellik yarışması düzenliyor. Keriman Halis isimli 19 yaşında bir kız, İstanbul sosyetesi arasından güya Türkiye güzeli olarak seçilp, Avrupa’ya gönderiliyor. Müstevli Batı zihniyeti önünde “İstiklal savaşı” nı kazanmış bir milletin, arzusu hilafına yendiği ve denize döktüğü düşmana:

Aman ne olur beni dışlama! Ben de Avrupalıyım, Amerikalıyım, Batılıyım…Yanıldık, yakıldık, içimizdeki sarıklı gericilerin, sakallı mürtecilerin, çarşaflı kadınların evladlarını size karşı çıkardık ve maalesef sizi yendik. Bu tarihî yanılgımızı telafi için, bize ne teklif ederseniz, Batılılık adına, gümrüksüz, kontrolsüz, itirazsız kabul edeceğiz. Yeter ki, “Türkler de Batılı oldu” deyin. Bizi Batı kulübüne alın. Sizinle aynı safta olmak için “Ümmet coğrafya” mıza neler yaptığımıza, “sizin verdiğiniz dizbağı nişanları” şahittir. Bu tereddüt neden? Bakın siz “güzellik kraliçesi” seçiyorsunuz diye, sizin ayağınızı kaldırdığınız ize biz basıyor ve biz de 19 yaşında bir kızımızı “dünya güzellik yarışması” na yolluyoruz.. dercesine, Keriman Halis’i Belçika’nın Spa şehrine yolluyorlar.

Kızlar, günlerce çeşitli kimselerle görüşüyorlar, konuşuyorlar. Yqarışma günü, jüri önünden birer birer geçiyorlar.

Sonunda, jüri kapalı odaya geçip, puan değerlendirmesi yapmak üzere toplanıyor.

Jüri başkanı söz alıyor ve şu konuşmayı yapıyor:

Sayın jüri üyeleri!

Bugün burada Avrupa’nın, Hristyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren islâmiyet, artık bitmiştir. Onu Avrupa Hristyanları bitirmişlerdir. Muhakkak ki, bu sonuçda Amerika’nın ve Rusya’nın hakkını inkâr edemeyiz. Neticede bu, Hristyanlığın bir zaferidir.

Bir zamanlar sokağı bile, kafes arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi, Türk güzeli Keriman, mayosu ile önümüzdedir. Bu kızı, zaferimizin tacı kabul edeceğiz. Ondan daha güzel varmış, yokmuş, bu hiç önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene, Hristyanlığın zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa engel olan Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu işte bütün çıplaklığıyla önümüzdedir. Kendini, bizlere beğendirmek istemektedir Biz de “Bize uyan bu kızı beğendik…” diyeceğiz Müslümanların geleceklerinin böyle olması temennisiyle, Türk güzelini “Dünya güzeli” olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.

1932’de Keriman Halis dünya güzeli seçildi. Resimleri gazetelerde, dergilerde basıldı ve yayıldı. Kartpostallar, elden ele dolaştı. Hatta, devrim ve Batıcılık furyasında sarhoş ve şuursuz aileler, o sene doğan kızlarına “Keriman” adını verdiler.

Herşey bu kadar oldu. Bu tarihten sonra hiçbir Türk kızına “Aşağılık Batı zihniyeti” bir daha bu payeyi(!) vermedi. Btılılaşma gayretlerimizin rüşvet ve karşılığı bu kadar basit idi.

Bu gün de yine yeni Mondros’lar ve Sevr’ler hayal eden, çirkin ve sefil Batı, sınırlarımız ve bütünlüğümüz üstünde hoyratça oynamak niyetinde. Başımızdaki baş’ların ferasetiyle gün ola harman ola…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: