Son Dakika
24 Ekim 2017 Salı
27 Mayıs 2015 Çarşamba, 09:23
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Batı Sevdamız ve Batının Ettikleri

Batı Sevdamız ve Batının Ettikleri   Bizim ülkede eskiden beri kendilerini bazen 4. Kuvvet, zaman zaman da 2. Kuvvet olarak gören bazen de haddini aşarak 1. Kuvvet (!) olduklarını söyleme küstahkığını gösteren malum medya baronları, gizliden gizliye görevlerini ABD’deki Newyork Time’ a devretmiş olacaklar ki, haddini ve hududunu aşarak Türkiye Cumhuriyeti devletine akıl verme, dizayn […]

Batı Sevdamız ve Batının Ettikleri

 

Bizim ülkede eskiden beri kendilerini bazen 4. Kuvvet, zaman zaman da 2. Kuvvet olarak gören bazen de haddini aşarak 1. Kuvvet (!) olduklarını söyleme küstahkığını gösteren malum medya baronları, gizliden gizliye görevlerini ABD’deki Newyork Time’ a devretmiş olacaklar ki, haddini ve hududunu aşarak Türkiye Cumhuriyeti devletine akıl verme, dizayn etme hadsizliğini göstermeye başladılar.

ABD ve Batı alemi, medeniyetin öncüsü olduğu iddiasını kimseye bırakmayan, mimsiz medeniyetin kurucuları olarak hemen her zaman kanlı bir kâbus gibi başımıza dikildi, bizi ezdi ve ezdirdi.

Bu batı dünyasının müntesipleri değil miydi ki, yüzyıllardır mazlumları bin bir tahkirle yerin dibine batırırken, zalimleri hep tebrik ve tebcillerle göklere çıkardı. Ve milletimizin aleyhinde değerlendirilebilecek sinek vızıltılarını top sesi gibi gösterip cihanı velveleye verdi. Bizim, yeri-göğü inletecek feryatlarımızı duymadı veya duymak istemedi.

Evet bütün dünya şahittir ki, son iki yüz yıldan beri biz, en hâince planlar, en zalimce tecavüzlerle kahrolup giderken, yıkılan yuvalarımızdan, sönen ocaklarımızdan yükselen çığlıkları yine sadece biz duyduk, biz inledik ve biz dindirmeye çalıştık. Ve şu ana kadar fazla bir değişiklik olmadı, olacak gibi de gözükmüyor.

Oysa ki, Batı, kendisini ilgilendiren en küçük mes’eleler karşısında sağa sola ültimatomlar çeken, donanmalar gönderen ve ambargolarla tehdit eden bu kendini beğenmiş kızıl ruhlu dünya, dün Osmanlı devletine yapılan zulüm ve haksızlıkları nasıl bir umursamazlık ve gönül rahatlığı içinde seyretmiş ise, bu gün de Balkanlardan Orta asya içlerine kadar olup biten binlerce zulüm ve istibdadı aynı umursamazlık içinde görmemezlikten gelmekte, hatta yer yer bu zulüm ve işgallere sebebiyet verenleri alkışlamakta ve desteklemektedir.

Yüz yıllardır hızını alamayan ABD ve Batı, 21. Asırda da kendi yerlerinden on binlerce km. uzaklıktaki devletlerin iç mes’elelerine müdahil olabilmekte ve onları dizayn edebilme adına her şeytanî yola tevessül edebilmektedir. Varsa yoksa dünyanın jandarması kendisidir küstahlığını her zaman gösterebilme tıynetsizliğini ispatlamaktadır.

Batı, Müslüman coğrafyasında bir kısım canavarların kanlı pençeleri ve onların amansız-imansız elleri altında parçalanan, didikelen milyonlarca masumun hak, hürriyet ve emniyetleri için bu güne kadar müsbet anlamda hiçbir şey yapmadığı gibi, bir kerecik olsun hakperestliğini gösteremedi.

ABD ve Batı, yıllarca Bulgaristan’da, Batı Trakya’da, Bosna-Hersek’te, Orta asya’da ve hâla günümüzde Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Myanmar’da, Eritre’de, Mısır’da dökülen kanları, yıkılan hânümanları ve katledilen insanları âdeta medeniyetin vahşete galibiyeti şeklinde görüp alkışladı ve hiçbir zaman bizim duygu ve düşünce dünyamıza saygılı olmadı ve olamadı.

Duygu ve düşünce dünyamız en korkunç erozyonlarla yokolup gitti. Genç dimağlar batı kültürü ve batı değerleriyle yoğruldu. Irz çiğnendi, nâmus pâyimal oldu; ama batı bize hiç dost olmadı. Demek ki, onun beklediği bedelleri henüz ödeyemedik.

Batı’dan ne yediğimiz tokatlar bizi uyarabildi ne de gördüğümüz kötülüklerden aklımız başımıza geldi. Bundan sonra da ne onların umduklarını ödeyebilmemiz ne de doyma bilmeyen bu insanları tatmin etmemiz mümkün değildir.

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: