11 Kasım 2014 Salı, 09:27
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Batı Medeniyeti ve Üçüncü Cins

Batı Medeniyeti ve Üçüncü Cins   Yirmibirinci asırda cinsler çoğalıyor. Toplumlar, artık erkekle kadından meydana gelmiyor. Üçüncü cins artık çoktan ortalarda gezinir oldu. Ne erkek, ne kadın olan hilkat garibeleri, yüzyılımızın hazin bir hediyesi. Bizde ise, batıcıların insanımıza ihanetini sembolleştiriyor cins değiştirenler… Üçüncü cins nedir? Bu soruya cevap verenler, şu noktada birleşiyorlar: Yirmibirinci asrın medeniyet […]

Batı Medeniyeti ve Üçüncü Cins

 

Yirmibirinci asırda cinsler çoğalıyor. Toplumlar, artık erkekle kadından meydana gelmiyor. Üçüncü cins artık çoktan ortalarda gezinir oldu. Ne erkek, ne kadın olan hilkat garibeleri, yüzyılımızın hazin bir hediyesi.

Bizde ise, batıcıların insanımıza ihanetini sembolleştiriyor cins değiştirenler…

Üçüncü cins nedir? Bu soruya cevap verenler, şu noktada birleşiyorlar:

Yirmibirinci asrın medeniyet diye kabul ettirdiği hayat tarzı, insanın yaratılışına ters düştü. Kadını da erkeği de sarstı. Ancak, his ve kalp tarafları daha hassa ve ince olan kadınlar bu medeniyet sarsıntısından fazlaca zarar gördüler.

Gittikçe makineleşen, maddileşen medeniyet, artık medeniyet olmakrtan da çıkmıştır. İnsanın ruhunu ihmal eden teknik gelişmelere medeniyet denilemeyeceğini, bizdeki batıcılar çabuk anlamış olmalılar ki, “aygırlık” vezninden bir kelime uydurarak “medeniyeti” kurtardılar. Kafalarındaki medeniyete “uygarlık” demeleri bu bakımdan yerinde bir iş sayılabilir…

Aygırlığı hatıra getiren uygarlığın insana ve özellikle kadına ettiğini hiç kimse etmemiştir. Çünkü onu, cinsiyetinin dışına iterek, üçüncü cins meydana getirmiştir.

Üçüncü cins haline gelen kadın, büyük ölçüde hanımefendiliğini kaybetmiştir. Ama erkek de olamamıştır. Ne kadın, ne erkek, işite bu sebeple de üçüncü bir cins teşekkül etti.

Üçüncü cins, yirminci asrın, sanayileşen toplumunun bir acı neticesidir. Evinden dışarı uğratılan ve çalıştırılan kadın, maddesinde ve manasında kabalaşmış ve değişmiştir.

Batı’nın insanı anlamamakta en ileri giden felsefesi olan materyalizm, aslında erkeği ve kadınıyla bir üçüncü cins meydana getirmiştir. Bu, materyalist insan, ekonomik insandır.

Yani sadece midesi ve onun müştemilatiyle var olan insan…Yiyen, içen, cinsî hisleriyle yaşayan bu insan, eğer insan sayılabilirse, yemek için yaşamaktadır…

Maddeci anlayış, böylece insanın geniş dünyasını daraltmış ve onu birkaç organının hizmetçisi durumuna düşürmüştür. Bu bakımdandır ki, bu anlayışın yerleştiği insanda intihar fikri çabucak yerleşir, benimsenir.

Evet, maddeyi esas alarak insanı yaratılışının aksine zorlayan Avrupa medeniyeti, cinsleri çoğaltmıştır. Üçüncü ve dördüncü cinsleri icad etmiştir. Bütün bunlardan sonra, onların hepsine tüy diken bir anlayış da, insanı hayvan sayarak, işin içinden çıkmaya çalışmaktadır. Gerçekten de, tariflerine giren mahluka insan yerine hayvan demek daha uygun olacaktır. Hayvanlığın bütün sıfatlarını taşıdıktan somnra, ister maymundan, ister ayıdan gelsin, farkeder mi?

İnsan, fıtratını saptırarak yeni cinsler türeten zihniyetlere ne zaman paydos diyecektir? İnsan, kendisine insanlığını çok görerek, hayvanlardan ecdat peydahlayan sapıklıklara ne zaman dur diyecektir?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: