Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
22 Mayıs 2015 Cuma, 09:17
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Batı Hayranlığımız Ve Batının Zulmü

Batı Hayranlığımız Ve Batının Zulmü   Bir takım Zararlı inadlarımızı gördükçe, tarihî tekerrürlerden hiçbir ders almadığımızı görüyor, üzülüyor ve utanıyoruz. Birkaç asırdan beri süregelen Batı hayranlığımız böyle bir inad ve inad’dan da öte bir hastalık halini aldı. Biz onlara kavuşmak, onlar gibi olmak hasret ve hayalini yaşarken, onlar hep nazlandılar ve hep bizden kaçtılar, uzaklaştılar. […]

Batı Hayranlığımız Ve Batının Zulmü

 

Bir takım Zararlı inadlarımızı gördükçe, tarihî tekerrürlerden hiçbir ders almadığımızı görüyor, üzülüyor ve utanıyoruz. Birkaç asırdan beri süregelen Batı hayranlığımız böyle bir inad ve inad’dan da öte bir hastalık halini aldı.

Biz onlara kavuşmak, onlar gibi olmak hasret ve hayalini yaşarken, onlar hep nazlandılar ve hep bizden kaçtılar, uzaklaştılar. Biz onların binbir bulanık kanalların içine akıp durduğu o eracif gölüne karışıp onlarla bütünleşme isteği duydukça, onlar da, o ölçüde engel olmaya durdular. Biz bu sevdamızı aşık-maşuk derecesinde yineledikçe, onlar hiç mi hiç yumuşamadı.

Zaman zaman kapılar aralanmış gibi gözümüze görünse de, işin aslının başka olduğu anlaşıldı ve kapılar yüzümüze hep sürgülendi, kapatıldı. Biz millet olarak varlığımızı ve hayatiyetimizi onlara bağlı görüp, onlardan koptuğumuz takdirde yaşam damarlarımızın kesilmiş olacağı vehmine kapıldık, onlar ise her daim ve her fırsatta bizim üzerimizde horon tepmekten geri durmadılar.

Biz, bir zamanlar bir millet, hem de büyük bir millet idik. Cihana, insanlığı, medeniyeti, hayatı detaylarıyla öğretmiş bir milletiz. Dün olduğu gibi, bu gün de milletçe var olmamızın yolunu kendi azmimizde, kendi ruh kökümüzde ve kendi tarihî dinamiklerimzde aramamız gerekirken, biz talihimizin tepe takla olduğu dönemlerden sonra böyle bir yolu denemedik ve pusulamızı şaşırdık.

Batı’lı düşmanlarımızdan gördüğümüz en kahredici felaketleri görmemezlikten gelerek, kanımızı emen, mâna dünyamızı dinamitleyen düşmanlarımızın kapısında iki büklüm olup, kapılarında dilencilik yaptık.

Ve bu gün bize yaptıkları bunca kötülükten sonra hâla da onların yaldızlı, dışı süs, içi pis laflarına bakıp aldanarak ve ettiklerini görmemezlikten gelerek arkalarından yamanmaya çalışacaksak tarih bizi affetmeyecektir.

Yıllar var ki, onlar, hep kendilerini bütün insanlığın himayecileri, zulmün düşmanı, ilim ve san’atın  temsilcileri, bizi de cehalet ve barbarlığın temsilcisi gibi gösterip, her zaman sefaletimizden ve onlara ihtiyacımızdan dem vurup durmalarına karşılık, bizdeki bazı küfür sarhoşları Batı’nın bu zalim dünyasını gençlerimize Hızır gibi gösterip, devamlı alkışlamışlardır. Ve bu Müslüman ülkede onların düşüncelerinin kavgasını verme küstahlığını göstermişlerdir.

Batı, bizi hiçbir zaman sevip kabullenmedi. Batı, bizim güçlü olduğumuz zamanlarda riyâ ve entrikalarla, güçlendiği dönemlerde de bizi ezerek ve inleterek hep kendi hedeflerini takip etti. Bilindiği gibi bu hedeflerin başında da inançlı insanların sesini kesmek geliyordu. Tarih şahittir ki, Osmanlı Devletinin başına açılan gaileler bunun için, çevremizde koparılmak istenen kızıl kıyametler de bunun içindir. Bu gün bütün dünyada meydana gelen mezhep çatışmaları da, Batı’nın tahrikiyle dur durak bilmeden devam ediyor.

Irkçılık düşüncesiyle başkaldıranların arkasında yine Batı vardır. Yıllardan beri ülkemizi dört bir yandan sarıp tehdit eden Batı, binlerce masum gencimizi, körpe çocuğumuzu kendi topraklarında, cellatlar gibi katledenler de, aynı kanlı ellerdi. Onlar hem öldürdüler, hem ağıt yaktılar, hem alkışladılar.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: