Son Dakika
24 Ekim 2017 Salı
01 Mayıs 2015 Cuma, 09:40
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Basın-Medya Ve Görev Sorumluluğu

  Basın-Medya Ve Görev Sorumluluğu Devletin devam ve bekası için herkese görev düşüyor. Her kese düşen bu kutsal görevin en fazlası da kanaatimce Basın-Medya’ya düşüyor. Basın-Medya aslında uzun zamandan beri Türkiye’de kuvvetlerden bir kuvvet olarak da her platformda önemini koruyor. Bilhassa zor zamanlarda Medya, görev ve sorumluluğunun bilincinde olarak, şahsî menfaatleri, bireysel çıkarları bir tarafa […]

 

Basın-Medya Ve Görev Sorumluluğu

Devletin devam ve bekası için herkese görev düşüyor. Her kese düşen bu kutsal görevin en fazlası da kanaatimce Basın-Medya’ya düşüyor.

Basın-Medya aslında uzun zamandan beri Türkiye’de kuvvetlerden bir kuvvet olarak da her platformda önemini koruyor. Bilhassa zor zamanlarda Medya, görev ve sorumluluğunun bilincinde olarak, şahsî menfaatleri, bireysel çıkarları bir tarafa bırakarak hayatî derecedeki rolünü yerine getirir.

Kuvvetlerden bir kuvvet olarak Medya, üzerine düşen görevi mutlaka yapmalıdır. Medya toplumu tahriş edici, tahrik edici ve tahkir edici rol üstlenmekten vazgeçmelidir.Esasen Basın ahlak yasası da bunu gerektirmektedir.

Basın-Medya çok şey yapabilir. Bazen bir savaşa sebebiyet verebilir. Çok ciddi çatışmalara sebebiyet verebilir. Toplumun bir kesimini diğer bir kesimiyle karşı karşıya getirebilir ve çatıştırabilir.

Medya, laisizmi değişik şekilde tanımlayarak, tarif edebilir, sonrasında da inancı da inanç lı insanları da karşısına alabilir. Bazen Medya sekülerizmi de farklı şekilde yorumlayarak insanları hem bireysel, hem de toplum olarak karşısına alabilir.

Basın- Medya’nın hedef saptırmasıyla insanlar tahrik olabilirler. Böylece hem kargaşa, hem de gerilim ortamı kendiliğinden doğar. Ok yaydan çıktıktan sonra da dönüşü olmaz. Toplum topyekün zarar görür. Bazen farklı fikirler çarpışır, bazen toplum bireyleri ferd ferd nefretleşir, bazen de toplum kaskatı gerilir.

Hisleri, mantıklarının, muhasebe ve muhakemelerinin önüne geçen kimselerin bir karara varmaları, doğru ve isabetli yorumlarda bulunmaları düşünülemez. İnsanlar arasında oluşan fasit bir daireden bütün toplum etkilenir ve her şey olumsuz sonuçlara götürür

İnsanlar her an birbirlerine düşerek gerilim biraz daha artabilir. Yeter ki Medya kendine görev edinsin. Üslubunu gözden geçirerek, hedef seçtiği kitleyi alt üst edebilir. Basın ahlak yasalarına göre hareket etmeyen, neşriyatını buna göre dizayn etmeyen Medya, topluma her kötülüğü yapmakta sınır tanımaz.

Havasını teneffüs ettiğimiz, suyunu içtiğimiz şu güzel ülkemiz, çok hassas dönemlerini yaşıyor. Etrafımızda her gün biraz daha alevlenen ateş çemberinin ortasında bulunuyoruz. Komşu ülkelerin, yaşadığımız huzur ve asayiş düzgünlüğüne gıpta ile baktıklarını hepimiz biliyoruz.

Devlet, milleti için vardır. Bir kısım Medya’nın özellikle son dönemlerde devletin temeline dinamit koymaya çalıştıklarını hep beraber müşahede ediyoruz. Bu Medya kime ya da kimlere hizmet ediyor bilemiyoruz ama, hepimizin aynı gemide beraber yolculuk yaptığımızı her kes bilmelidir. Gemi su alırsa, gemideki her kes gemiyle beraber batar.

Düşmanımın düşmanı benim dostumdur prensibiyle hareket ettiğimiz takdirde, zaman gelir arkamızda ne dost kalır ne de arkadaş. Devletin olmadığı yerde fikirler, düşünceler, idealler, davâlar, kutsallar zaten yoktur. Ne yapmaya çalıştığımızı, kimlere hizmet ettiğimizi düşünmek insanlığımızın da gereğidir.

Unutmayalım ki, denizler kabarınca balıklar sahildeki karıncalarla karınlarını doyururlar. Dalgalar durulup, sular çekilince de karıncalar balıkları yerler.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: