Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
28 Nisan 2017 Cuma, 08:48
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

ÂZİM—İRADE—KARAR—KARARSIZLIK

ÂZİM—İRADE—KARAR—KARARSIZLIK Âzim sözcüğünün günlük sosyal hayatımızdaki bazı anlamları şunlardır: Bir işteki engelleri yenme kararlılığı. Bir fiili işlemek veya işlememek konusunda kesinleşmiş irade veya karar. İrade de aşağı yukarı yakın anlama gelen benzer bir kavram. Onun da sözlük anlamları şunlar: Bir şeyin yapılıp yapılmaması veya yapılacaklar arasında birini seçme özgürlüğü, istemek, arzulamak, dilemek… İnancımıza göre iki […]

ÂZİM—İRADE—KARAR—KARARSIZLIK

Âzim sözcüğünün günlük sosyal hayatımızdaki bazı anlamları şunlardır: Bir işteki engelleri yenme kararlılığı. Bir fiili işlemek veya işlememek konusunda kesinleşmiş irade veya karar. İrade de aşağı yukarı yakın anlama gelen benzer bir kavram. Onun da sözlük anlamları şunlar: Bir şeyin yapılıp yapılmaması veya yapılacaklar arasında birini seçme özgürlüğü, istemek, arzulamak, dilemek…

İnancımıza göre iki türlü irade vardır: İrade-i külliye ve irade-i cüziyye… Küllî irade; Allah’ın isteği demek olup dilediğini, dilediği zamanda, dilediği gibi yapması demektir. Allah, bir şeyin olmasını dilerse “ol„ der ve o da hemen olur. Cüz’i irade ise, Allah tarafından insana bırakılan istek demektir. Buna seçme yeteneği, seçme özellik ve özgürlüğü de denir. Demek ki Cenabı-ı Allah, bize seçme özelliği verdiğine göre yaptıklarımızdan da elbette sorumluyuz. Bunun içindir ki karşılaştığımız olumsuzlukları kadere yükleyip kolaycılığa kaçarak kendimizi “kader mahkûmu„ olarak nitelendiremeyiz. Zira, bu sonucu doğuran fiili yapıp yapmama konusunda bir irademiz vardı ve biz de o irademizi kullanarak bu sonucu hazırladık. Öyleyse suçu kadare, feleğe yüklemek; kolaycılığa kaçmaktan başka bir şey değildir.

Buradan hareketle biraz da karar ve kararsızlık kavramlarına bakalım. Bilindiği gibi karar; bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı demek. Keza; konuşma sonunda varılan, yapılması istenen sonuç anlamı da taşır. Demek ki kararın âzim ile irade ile çok yakın bir anlamı vardır. Aklımızı kullanarak, irademizi ortaya koyacağız. O işin veya sorunun olumlu ve olumsuz yönlerini, yararlarıyla zararlarını, getirisini götürüsünü iyice düşündükten sonra irademiz ortaya çıkacak. İşte buna karar diyoruz. Eğer irademiz güçlü ise sağlıklı karar almamız da o derece kolay ve kesindir. Bunun karşıtı (irade zayıflığı) kararsızlığı doğurur ki bu da çok olumsuz ve riskli bir tutumdur. Karar vermekte güçlük çekmek, diğer bir söylemle tereddüt, bizi yanlış sonuçlara götürür. İnsanı ruhça zayıflatır. Öz güven kaybına neden olur. İradenin tam ve yerinde kullanılması halinde verilen bu isabetli kararlarda; “herhalde, galiba, belki, sanırım„ gibi sözcüklerin yeri yoktur. “Yapmalıyım, yapmamam lazım, mutlaka, kesinlikle„ gibi net ifadeler, güçlü bir iradenin belirtileridir.

İrademizi güçlendirmek elimizdedir. Günlük hayatta çarşıda, pazarda şu örneklerle bolca karşılaşmaktayız: “Sigarayı bırakamıyorum… Ben bırakıyorum da o beni bırakmıyor… Şunu yapamıyorum… Bunu yapamıyorum…„ Bunlar; galiba irademizi ortaya koyamamanın, kolaycılığa kaçmanın bahane ve avuntuları… Zira bu bahanelerle kendini kandıranlardan birçoğu, daha sonraki zamanlarda azmettiklerinde “yapamıyorum, edemiyorum„ dediklerini pekâlâ yapmakta, yapabilmekte… Demek ki asıl mesele; ortaya irade koyabilmekte… Peki; sağlam bir irade için neler yapılabilir acaba? Bunun için aklımıza gelen bazı önlemler şunlardır:

  • Kendimize güveneceğiz. Öz güven eksikliği yaşamayacağız.
  • Planlı hareket edeceğiz. Yapacağımız veya yapmak istemediğimiz işlerin bir planını yapacağız.
  • Olumlu düşüneceğiz. Karamsar olmayacağız. Bardağın dolu tarafını göreceğiz.
  • Pratik yapacağız. Yapacağımız veya yapmak istemediklerimizle ilgili basit uygulamalarla yavaş yavaş işe başlayacağız. Yılmadan, sabırla, sebatla…
  • Doğru bilgilere sahip olacağız. O iş veya sorun hakkında yeterince araştırma ve inceleme yapıp gerekli bilgilerin sahibi olacağız.
  • Sağlam bir inancımız ve düzenli bir ibadet alışkanlığımız olacak. Bu sayede hem ruhça, hem bedence mükemmel bir insan oluruz. İnanan insan, kendinden emin olan insandır.

Sonuç olarak; kendimize, ailemize, vatanımıza ve milletimize (hem dünyamıza hem de ahretimize) olan görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmek için iyi düşünen, âzimli, kararlı bir insan olmak zorundayız. Atalarımızın; “En kötü karar, kararsızlıktan iyidir.„ sözünün vermek istediği mesaj da bu olsa gerek. “Çobanın gönlü olsa, tekeden süt çıkarır.„ sözünü de unutmamak lazım.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: