Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe
02 Haziran 2016 Perşembe, 08:49

AVRUPA BİTİŞTE

-“Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.”[1]

Bediüzzamanın deyimiyle; “Evet, bakınız, zaman hatt-ı müstakim üzerine hareket etmiyor ki, mebde ve müntehâsı birbirinden uzaklaşsın. Belki küre-i arzın hareketi gibi bir daire içinde dönüyor. Bazen terakki içinde yaz ve bahar mevsimi gösterir. Bazen tedennî içinde kış ve fırtına mevsimini gösterir. Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşaallah. Hakikat-i İslâmiyenin güneşiyle, sulh-u umumî dairesinde hakikî medeniyeti görmeyi rahmet-i İlâhiyeden bekleyebilirsiniz[2]

*“Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz” [3] 

Avrupa artık hızla inişini yaşamakta, yakıt hırsızlığına kadar gidilmekte, halk her yeri yangın haline dönüştürmektedir.

Şımarık olan batı, zorluğa, kemerleri sıkmaya gelemediğinden isyan bayrağını açmaktadır.

Evet, Avrupa 10 veya 20 yıl içinde yıkılırsa şaşmayın.

Kokan ve kokuşan batı sefahetteki rezaletiyle içten içe erimektedir.

İslam dünyasına saldırarak çöküşünü geciktirmeye çalışmakta, insanları islama saldırtarak da zaman kazanma yoluna gitmektedir.

Din ve hayat yönüyle biten batı; ya bu bitişini engellemek için İslama teslim olacaktır veya neye sarılıp bağlı kaldığının kendisini götürdüğü sonucu bizzat müşahede ederek yaşayacaktır.

***********************

İnancı tahrif edilmiş batı, hayatıyla da kopuk yaşamaktadır.

* Newton’a göre İncil’in 1. Korintliler 8:5 (“Bizim için tek bir Tanrı Baba vardır.”) ve 1.Timoteyus 2:5 (“Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir aracı vardır.” ) bölümleri açıkça üçleme inancıyla çelişmekte, Tanrı’nın birlik ve bütünlüğünü vurgulamaktadır.

Newton’a göre gerçek Tanrı, Hıristiyanların “Baba” dediğidir, Kutsal Ruh ve İsa, Tanrı değildir:

“Kutsal metinlerde Tanrı birdir denildiğinde, Baba kastedilmektedir” Aynı makalede Newton daha da net bir biçimde bu iddiayı şöyle tekrarlamaktadır:  ( Isaac Newton’un 1670’lerde yazdığı, “İsa’yı Tanrı’dan Ayıran 12 Madde” isimli makalesinden.) “Baba’ya verilen ‘her şeye kadir’ sıfatı yerindedir. Zira her şeye kadir Tanrı’dan biz her zaman

Baba’yı anlarız.

Newton’un üçlemeyi reddetmesinin ikinci nedeni ise yaptığı Hıristiyanlık tarihi araştırmalarıydı.

Ona göre üçleme kavramı Yunanlı papazlar tarafından IV. yüzyılda Hıristiyanlık’a sokulmuştu. Yunan metafiziği ve Platonizm’in etkisi altındaki bu papazlar Tanrı’nın özü ve yapısı hakkındaki düşüncelerini Hıristiyanlık’a sokmuş ve böylece İsa ve Tanrı’nın öz bakımından aynı olduğu görüşünü ortaya atmışlardı.

… Newton bu konudaki görüşlerini gizli tuttu. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Newton üçlemeyi reddettiğini açıklaması halinde en iyi ihtimalle üniversiteden atılırdı. Üçlemeyi reddeden insanların diri diri yakıldığı da oluyordu. Üçlemeyi reddetmek hukuken yasaktı ve bu yasak Newton’dan ancak iki yüzyıl sonra 1813’te kalkacaktı. Dolayısı ile Newton bu düşüncelerini sadece güvendiği kişilerle paylaşırdı.

…. Hz. İsa’nın getirdiği din IV. yüzyılda Athanasius tarafından bozulmuştu.

….. “Bizim için tek bir Tanrı Baba vardır.”, “Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir aracı vardır.”( 1.Timoteyus 2:5. Buradaki aracı İsa’dır. Dolayısı ile Newton’a göre bu pasaj açıkça İsa’nın Tanrı değil aracı olduğuna işaret etmektedir.) “Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa’nın onlara güzel bir cevap verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp O’na, «Tüm buyrukların en önemlisi hangisidir?» diye

sordu. İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur:

‘Dinle, ey İsrail! Tanrımız olan Rab tek Rab’dir’»”[4]

*Hristiyan dünyası, kendilerinin de ifadeleriyle-ömürde iki sefer yıkanırlar; Bir doğarken ve bir de ölürken…

Batı kirli…

Kendi kirli olduğu gibi, dünyayı da kirletti.

******************  

*Dün bir türlü medeni olmayan batı, bu gün de aynı medeniyetten uzak yaşantısını sürdürmektedir.

Dün hipodrumlarda zencileri ve köleleri asillere ,esirleri hayvanlara öldüren batı, bu gün ise bunu toknolojik silahlarla toptan yapmaktadır.

İnsanları öldürmede hızını alamayan batı, yırtıcı hayvanların bulunduğu ortama küçük ve büyük baş hayvanları hatta tavukları atarak, onların yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanmasını zevkle seyretmektedirler.

Bunları görüntüye alma çabası içerine girmektedirler.

Avrupanın sicili kirli, lekeli ve çok da kabarık..

Gururlanacakları bir şeyleri yoktur.

İşe yaramayan, zulmü alkışlayan büyükledikleri adamları dahi, bakıldığında temiz değil.

Batı maddi-manevi, içiyle ve de dışıyla kokmuş  ve de kokuşmuş bir yapıya sahiptir.

Hayata değil, ölüme ve öldürmeye hizmet etmektedirler.

Büyüklükleri veya öyle görünmeleri, her şeyi çok iyi hırsızlamalarından kaynaklanmaktadır.

Gerçekten de iman insanı insan eder yani Rabbisiyle bağlantısını koparanlar, diğer varlıklarla hiçbir münasebetleri de kurulamaz.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: