Son Dakika
24 Ekim 2017 Salı
13 Ekim 2017 Cuma, 09:04
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Aslan’ın Ahmaklığı Tavşan’ın  Kurnazlığı

Aslan’ın Ahmaklığı Tavşan’ın  Kurnazlığı   Eskiden halk arasında sık kullanılan Belgrad ormanlarında güçlü pençeleri, hırladığında gür sesi olan, etrafa dehşet saçan görünümüyle meşhur bir aslan vardı. Ormandaki diğer bütün zavallı hayvanlar, bu aslanın karnını doyurmak için avlanmasından bıkmış usanmışlardı. Her gün aralarından birinin eksildiğini gören zavallı hayvanlar, bugün acaba sıra bende mi telaşla titrerlerdi. Ormandaki […]

Aslan’ın Ahmaklığı Tavşan’ın  Kurnazlığı

 

Eskiden halk arasında sık kullanılan Belgrad ormanlarında güçlü pençeleri, hırladığında gür sesi olan, etrafa dehşet saçan görünümüyle meşhur bir aslan vardı.

Ormandaki diğer bütün zavallı hayvanlar, bu aslanın karnını doyurmak için avlanmasından bıkmış usanmışlardı. Her gün aralarından birinin eksildiğini gören zavallı hayvanlar, bugün acaba sıra bende mi telaşla titrerlerdi.

Ormandaki hayvanlar bir gün, bu korkuya yeter demek için bir araya geldiler. Aslanla başa çıkacak hiçbir hayvan aralarında olmadığı için, çaresiz olarak, her gün aslana içlerinden birini aslana yemek olarak sunmaya karar verdiler. Her gün çekilen kura sonucu bir hayvan kendi isteği ile gidip aslana yem olacaktı. Böylece diğer hayvanlar korkusuzca ormanda dolaşabilecekti.

Aslanın huzuruna gidip tekliflerini sundular. Aslan, “Hile yapmayacağınıza, sözünüzün eri olacağınıza inansam, teklifiniz güzel. Ancak ben şundan bundan çok hile gördüğümden ağzım yandı. Onun için size güvenmiyorum. Avlanmaya devam ederek rızkımı kendim arayacağım. Dedi.

Orman hayvanları, aslana tevekkül etmesini, tevekkül ederse rızkının çalışmadan geleceğini, av peşinde koşmasına gerek olmadığını söylediler. Aslan: Yaşamak için çalışmanın gerekli olduğunu söyleyerek, bizleri ve bu dünyayı yaratanın önümüze koyduğu merdivenden çıkmak gerektiğini söyledi ve teklife sıcak bakmadı.

Orman sakinleri, bir bir örnekler vererek tevekkül etmenin kâfi olduğunu, Allah’ın yarattığı canlıyı aç bırakmayacağını anlatıp ikna ettiler. Aralarında anlaşmayı imzalayarak dağıldılar.

Ormandaki hayvanlar anlaşmaya uydular. Her gün aslanın yemeğini ayağına kadar götürdüler. Bir gün kura tavşana çıktı. Tavşan yan çizip baş kaldırdı. Bu zulme tahammül etmeyeceğini ve birilerinin bu zulme dur demesi gerektiğini söyledi.

Diğer hayvanlar bu durumdan hoşlanmayarak böyle yapma dediler. Bu güne kadar her kes uyum içinde davrandı. Hepimiz ormanda rahat dolaşır olduk. Verdikleri sözü yerine getirmek zorunda olduklarını söylediler. Bunun üzerine tavşan bu beladan bütünüyle kurtulmanın çaresini araştırmak üzere arkadaşlarından süre istedi.

Aslan geciken yemeğini beklerken iyice sinirlenmişti. Tavşanın yavaş yavaş geldiğini görünce hepten zıvanadan çıkarak : “Ey aptal hayvan ! Beni bekletmekten korkmuyor musun? Niye salınarak geliyorsun?” dedi.

Tavşan; korkarak ve ürkerek  söze şöyle başladı: “ Efendim, sabah erkenden benden daha semiz olan bir tavşan arkadaşımla size gelmek üzere yola çıktık. Yolda önümüzü başka bir aslan kesti. Bizi öldürüp yemek istedi. Kendisine “Biz bu ormanın padişahının yemeğiyiz ona gidiyoruz dediysek de laf anlatamadık. Sizin padişahınızda kim oluyor? Benim yanımda onun ismini nasıl ağzınıza alırsınız? Ben sizi de onu param parça eder yerim” dedi.

Bunun üzerine ben kendisinden size haber vermek üzere izin istedim. O da “arkadaşını bana rehin bırakırsan olur “dedi. Beni de size gönderdi. Bu korkusuz aslanı yolumuzdan çekmezseniz bundan böyle size gelecek yemekten ümidinizi kesiniz.”

Aslan önüne düşmesini ve o kendini bilmezin yanına götürmesini isteyerek,  tavşan önde aslan arkada yürümeye başladılar. Tavşan daha önceden işaret koyduğu bir kuyuya doğru aslanı götürdü. O derin kuyuya yaklaşınca tavşan geride kalmaya, çok korktuğunu belirten davranışlarda bulunmaya başladı.

Bu durumda aslan iyice sinirlenerek neden geride kaldığını sordu. Tavşan: “Padişahım o aslan şu ilerideki kuyuda oturuyor, onun için korkumdan yürüyemiyorum, dedi.

Aslan: “Korkma yahu! Ben onun işini şimdi bitiririm. Sen yürü bak bakalım kuyuda mı?” dedi. Kurnaz tavşan : “Ben korkumdan yaklaşamıyorum. Siz beni kucağınıza alırsanız, cesaret edip bakabilirim” dedi.

Aslan tavşanı kollarının arasına aldı. Be3raber kuyunun yanına yaklaştılar. Kuyuya baktıklarında suyun üzerinde aslan ve tavşanın aksi göründü. Aslan kuyuda heybetli bir aslanla, şişman tavşanı görünce kollarının arasındaki tavşanı bir kenara fırlatıp, kükreyerek kuyuya daldı. Derin kuyunun içinde boğulup gitti.

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: