11 Şubat 2015 Çarşamba, 10:30
Üzeyir Ergül
Üzeyir Ergül [email protected] Tüm Yazılar

Asgari Ücretin Yarısından Azına Çalıştırılanlar…

Asgari Ücretin Yarısından Azına Çalıştırılanlar… “2015 yılı asgari ücret açıklandı. 2015 yılı yeni asgari ücret 1. dönemde brüt 1.201,50 TL, net 949,07 TL, 2. dönemde ise brüt 1.273,50 TL, net 1.000,54 TL olarak belirlendi. 12 milyon çalışanı ilgilendiren asgari ücret 2015 1. dönemde % 6, 2. dönemde ise % 6 zam geldiği açıklandı. Çalışma Bakanı Faruk Çelik tarafından […]

Asgari Ücretin Yarısından Azına Çalıştırılanlar…

“2015 yılı asgari ücret açıklandı. 2015 yılı yeni asgari ücret 1. dönemde brüt 1.201,50 TL, net 949,07 TL, 2. dönemde ise brüt 1.273,50 TL, net 1.000,54 TL olarak belirlendi. 12 milyon çalışanı ilgilendiren asgari ücret 2015 1. dönemde % 6, 2. dönemde ise % 6 zam geldiği açıklandı. Çalışma Bakanı Faruk Çelik tarafından yapılan açıklamaya göre 01.01.2015 – 30.06.2015 tarihleri arasındaki asgari ücret brüt 1.201,50 TL, net 949,07 TL, 01.07.2015 – 31.012.2015 brüt 1.273,50 TL, net 1.000,54 TL olarak belirlendiği ifade edilmiştir.

Asgari ücret, ilgili kanunda belirtildiği üzere ücret geliri elden eden bireylerin bir aylık çalışmaları neticesinde temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği ölçüde ödenmesi gereken (taban) en düşük ücret olarak tanımlanmaktadır. Asgari ücret; Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenir ve verilen karar ilgili yılın ilk günü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girer.”

Değişik bir ülkede yaşıyoruz. Bildiğimiz doğruların çok kısa sürede değişmesine sebep olan olaylarla yüz yüze kalıyoruz. Bazen hadi canım diyoruz, bazen duymamazlığa görmemezliğe vuruyoruz ya da ne halleri varsa görsünler diyoruz. Şaşırıyoruz. Aslına bakarsanız ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz.

Yoksulluk sınırının altında memur maaşının olduğu bir ülkede asgari ücret ile geçinen birinin nasıl bir ayın sonunu getirdiğini düşünmemizle; asgari ücretten de az bir maaş alan kişinin bir yolsuzluk olayında kendisini iki hırsızdan birini savunmak zorunda hissetmesini nasıl açıklayacağımızın şaşkınlığını yaşadığımız bir ülke burası. Yoksulun ülke gelirlerinin çoğuna sahip kişilerinin bekçiliğini yaptığı gerçeklikle sık sık karşılaşıyoruzdur. Ve birçoğumuza tuhaf gelse de bunu değişmez bir dogma gibi savunanlarında hiç az olmadığı bir olgu aslında. Yani yaptıkları şeyi öyle mantıksal nedenlerle savunuyorlar ki siz ne söyleyeceğinizi bilemez duruma geliyorsunuz.

Evet, burası bizim ülkemiz. Yoksulda olsak mutlu olacağımız tek yer. İlimiz Adıyaman’da mutluluğu içinde aradığımız ülkemizin yoksul kentlerinden biri. Ülkenin 40’tan fazla kentine mevsimlik işçi gönderen, kendi elindeki ekmeği elinden alındığını gördüğü halde sesini çıkarmayan bir il. Yitip gidenlerinin farkına bile hala varmamış bir kaderi kendisine laik gören bir şehir. Geleceği konusunda halen ne düşündüğünü bilemeyen, içerisinde yaşadığı insanların kendilerine yol olarak dışarıya bakmasına sebep olan nedenleri ile bizlere ev sahipliği yapan ilimizde farkına varılmak istenmeyen bir konusunu kaleme almak istiyorum.

Yazının ilk iki paragrafından yer alan ve biz gazeteden kopyaladığım haber, asgari ücretin ne olduğu ve 2015 yılı için öngörülen ücretlerinden bahsedilmekte. Amacım yazının girişindeki bu konunun ilimizde işçi sınıfına koyacağımız ama asıl işçi olması gerekirken olamayan kişilerin hikâyesini düşünmenizi sağlamak. Kimlerden mi bahsediyorum… Ülke ekonomisi için hiçbir anlam ifade etmeyen şehrimizin tüm yükünü üzerlerine alan birçoğu tezgâhtar olan çalışanlarımız…

Sabahın erken saatlerinde birçoğu şehrin en ücra yerlerinden çoğu kez yürüyerek geliyorlar şehrin kalabalık çarşısına. Yaşları birbirlerinden farklı ama çoğu bayan. Sabahın erken saatlerinde başlayan mesaileri akşamın en geç saatine kadar devam ediyor. Kimden mi bahsediyorum her gün alışveriş için girdiğimiz dükkânlarda bizlere yardımcı olmaya çalışan kişilerden bahsediyorum. Amaçları bizlere yardımcı olmak, tereddütlerimizi gidermek ve kararsızlığımıza bir nebzede olsa yardımcı olmaya çalışmak.

Çoğu kez saatlerce bakıp beğenmediklerimizi gelişigüzel bıraktığımız elbise gibi şeyleri yeniden yerlerine koymak gibi sabır gerektiren bir uğraşları var. Çok kalabalıklar. Her dükkânda varlar neredeyse. Ama gelin görün ki onlar aslında yoklar. Hiçbir resmi belgede isimleri yer almaz. Hiç birinin resmi bir dayanağı yok. Adlarına devlete ödenen hiçbir vergi kesintileri yoktur. Sağlık güvenceleri çoğunun yeşil karttır ya da yoktur. Aldıkları ücret bankaya yatmaz, çoğu kez geciktirmeli olarak ertesi gün ödenen yevmiyedir ya da ay sonunda ödenen asgari ücretin yarsından az olan ücrettir. Yemekleri tavuk dönerdir ya da onu aratan geçiştirmelerdir. Bir kısmı bayram arifesinde işi alınır bayrama girilmeden bir daha işe gelmemeleri konusunda bir vedalaşma yaşanır.

Hiçbir ekonomi kitabında yer almayan bir istihdam şeklidir. İşten ayrılmaları takdirinde alacakları bir tazminattan bahsedemezsiniz. Aslında çoğu kaçak çalıştırılmaktadır ve bu en büyük hırsızlıktır. Tüm bunlar yönetenlerin gözleri önünde olmaktadır. İş güvencesinin olmadığı aslına bakarsanız iş olarak tanımlayacağınız bir olgudan da bahsetmeniz o kadar kolay değil.

İlimizde sayıları her geçen gün artan bu kişilerin yaşamlarının azda olsa bizlere dokunması gerekmektedir.  Şehirde yolunda gitmeyen bu uygulamaların nedeni konusunda kafa yormamız gerekmektedir. Yetkililerinde bu olaya, hakları yenen bu kişilere el atması gerekmektedir. Asgari ücretin insan onuruna yakışır bir şekilde olmasından o kadar uzak olduğu ülkemizde ilimizde asgari ücretin yarısının da altında çalışan ve hiçbir sosyal güvenlikleri olamayan kişilerin bizlerin yanı başında olduklarını unutmayalım.

İlimizde ev ve işyerlerinin fiyatlarının tahmin edilemeyen bir şekilde artmasının yanında yoksul ve zengin arasındaki uçurumun arttığının en büyük kanıtı olan bu çalışma koşullarının şükürsel olarak da açıklanacağı bir tarafının olmadığı kanısındayım.

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: