Son Dakika
24 Ağustos 2017 Perşembe
08 Mart 2017 Çarşamba, 07:58

—APTAL, ABDAL, ABDALLIK— Birbiriyle karıştırılan sözcüklerden ikisi de “aptal„  ve “abdal„ sözcükleri. Aptal; sözlük anlamı olarak  zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu demek. Keza; alık, ahmak, akılsız, sersem, budala ve ebleh sözcükleri de aynı anlamda kullanılan eş anlamlı sözcükler. Günlük hayatta hiç kullanmamamız gereken küçümseme, aşağılama ve hakaret içeren ifadeler… Ama malesef çarşıda, pazarda hatta okullarda […]

—APTAL, ABDAL, ABDALLIK—

Birbiriyle karıştırılan sözcüklerden ikisi de “aptal„  ve “abdal„ sözcükleri. Aptal; sözlük anlamı olarak  zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu demek. Keza; alık, ahmak, akılsız, sersem, budala ve ebleh sözcükleri de aynı anlamda kullanılan eş anlamlı sözcükler. Günlük hayatta hiç kullanmamamız gereken küçümseme, aşağılama ve hakaret içeren ifadeler… Ama malesef çarşıda, pazarda hatta okullarda bunları kullanan gençlerin sayısı hiç de az değil. Aralarında ufak bir iletişimsizlik olan gençler birbirine çok rahat “Aptal! Geri zekâlı!„ demekte, diyebilmekte… Hele hele bazı öğreticiler (özellikle eğitimci ve öğretmen demiyorum) öğrencilerine bile bu ve benzer sıfatlarla hitap edebiliyorlar… Ne kadar yanlış ve ne kadar üzücü bir yaklaşım değil mi?

Aptal„ sözcüğü bu kadar sicili bozuk ve argo bir söylem iken, bazen nasıl oluyorsa onu “abdal„ yerine de kullandığımız oluyor. İşte orada durmak lazım. Abdal; sözcük anlamı bakımından; gezgin derviş demek.  Yerine göre evliya, eren, tarikat adamı gibi anlamlarda da kullanılan bir sözcük. Anadolu’da bazı yörelerde, gönlünü Allah’a vererek dünya ile ilgisini kesen kimseler için kullanılan bir ünvan… Demek ki abdallık diye bir kurum var. Zira bazı Türkmenler arasında zayıflara, mazlumlara el uzatanlara öteden beri “abdal„  dendiğini biliyoruz. Abdallık; biraz da Sünnilikle Şamanizm karışımı gibi bir şey.

Bu sıfatın böyle güzel bir arka planı varken, onu tutup “aptal„ ile aynı anlamda kullanmak, abdallığı bilmemek olur. Eğer ikisi de aynı olsalardı hiç Alanya Beyi’nin oğlu, içinde bulunduğu mevkiyi, makamı, saltanat ve debdebeyi bırakıp Abdal Musa’nın tekkesine mürit olur da Kaygusuz Abdal ünvanıyla abdallığı seçer miydi? Hani 14. yy da yaşayan halk ozanı Kaygusuz Abdal var ya, işte o… Meşhur “Bir Kaz Aldım Ben Karıdan„ isimli şiirin sahibi…  “Kırk gün oldu kaynatırım, kaynamaz„ nakaratlı meşhur şiir…
Gene aynı yüzyılda yaşayan ve Hacı Bayram Velinin halifesi olan Abdal Musa da aynı silsileden bir başka aşık… Bir başka abdal daha var: Teslim Abdal… Dördüncü Murat zamanında (17.yy.) yaşamış. Yeniçeri ocağının halife babası… Hani mehter marşındaki şu meşhur dizelerin sahibi olan TeslimAbdal:

“Teslim Dede, Teslim Baba
Ey kahraman Türk milleti!„

 

diye devam eden marşın sözlerinin sahibi… Keza birçok ünlü halk müziği sanatçısının okuduğu; “Gafil gezme şaşkın, birgün ölürsün/ Dünya kadar malın olsa ne fayda?„ diye devam eden türkü sözlerinin sahibi…

 

Bir de Pir Sultan Abdal var ki onu hemen hemen tanımayanımız yok gibi… On altıncı yüzyılda yaşayıp Hızır Paşa tarafından idam edilen halk ozanı… Biz onun siyasi ve ideolojik görüşünü, yönetimle ters düşüp idam edilmesini falan kurcalamayı gereksiz görüyoruz. Bizi ilgilendiren, onun şairliği, aşıklığı, abdallığı…

Şimdi konumuza dönelim. Abdallık dediğimiz kurum, işte yukarıda yazdığımız gibi bir şey… Hatasıyla, günahıyla, sevabıyla, eğrisiyle, doğrusuyla kültürümüzü oluşturan mozaiklerden biri… Kendi zamanı ve zemininde pek de yabana atılacak bir kurum değilken “abdal„ ile “aptal„ı  aynı anlamda kullanmak, daha doğrusu abdal yerine aptal demek hiç de doğru bir kullanım değil. Şimdi biz, yukarıdaki aşıklardan bahsederken “Kaygusuz Aptal, Aptal Musa, Pir Sultan Aptal„ mı diyeceğiz? Olur mu böyle şey? Durup dururken onlara bu sıfatı mı yakıştıracağız? Telaffuzu zor da olsa, “b„ ve “d„ ünsüzlerini yan yana rahat söylemesek de “abdal„ ile “aptal„ı  karıştırmamalıyız.

Bir de “Aptal’a malum olur.„  şeklinde kullandığımız biraz alay, biraz şaka, biraz da küçümseme içeren bir sözümüz var. Biraz dikkat edersek buradaki “aptal„ ın da “abdal„ olduğu meydanda… Zira bu söz; bir önsezi, bir keskin feraset ve biraz da “içine doğmak„ gibi incelikler içeriyor. Oysa bunların hiçbirinin aptal birinde olması düşünülemez. Demek ki biz o alaylı ifadeyi de malesef yanlış kullanıyoruz. Adam zaten aptal ise niye malum olsun ki?.. Haydi öyleyse! Biraz dikkat ve biraz titizlikle bu karışıklığı çözelim. Olmaz mı?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: