19 Ocak 2015 Pazartesi, 09:55
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Amerika ve Rusya’nın Oyuncağı Olan Müslümanlar

Amerika ve Rusya’nın Oyuncağı Olan Müslümanlar

 

Yirmi beş yıl önce Sovyet rejimi parçalanınca, dünya kamuoyu nezdinde büyük bir sürprizle karşılanmıştı. Ancak bazı islâm alimleri, Sovyet rejiminin bir gün çatır çatır çatlayacağını, dağılacağını yıllar öncesinde yüksek sesle dillendirirken bize hayal gibi geliyordu. Çok geçmeden, Sovyetler Birliği 70 yıldan beri uyguladığı zulüm ve baskılarından vazgeçerek, farklı kulvarlarda kulaç açmaya başlıyordu.

Rusya’ya 13 km. Mesafedeki Kars’ın Akyaka ilçesinde yedek subay öğretmenlik görevimi yaparken 27.09 1990 tarihinde akşam ajansında TRT haber bülteninde şöyle bir haber geçiyordu: “Sovyet Parlamentosu’nun aldığı bir kararla dinî örgütlenme ve eğitim üzerindeki 70 yıllık baskıyı büyük ölçüde kaldırması ülkede ve müslümanlar arasında büyük memnuniyet uyandırıyordu. Karar, komünizmin liberalizme mağlup olmasından sonra, ateizmin de İslam’a mağlup olması” şeklinde yorumlanıyordu.

Bir gün önceki Parlamento’nun oturumunda, kararın 1 red oy’una karşılık 341 olumlu oy’la alınmasının ülkedeki dine bakış açısının tamamen değiştirdiğini gösterdiğini belirten siyasî gözlemciler yasadaki “ Sovyet rejiminin bundan böyle hiçbir dinî faaliyete maddi destek vermeyecek, ateizm propagandası yapılmayacak ve siyasî liderler dinî faaliyetlere karışmayacak” hükümlerinin cumhuriyetlerdeki dinî faaliyetlere yepyeni bir boyut kazandıracağını söylüyorlardı.

Sovyetler Birliği’nde 5 yıldır uygulanmakta olan glasnost ve perestroyka politikaları çerçevesinde dinî hürriyetler yavaş yavaş verilmeye başlanmıştı. Fakat bu özgürlükler o tarihe kadar daha çok Hristiyanlar için geçerli oldu. Müslümanlar verilen bu yeni haklardan özellikle yerel yöneticilerin tutumları sebebiyle yararlanamıyorlardı.

Müslümanların yoğun oldukları bölgelere bilhassa atanan komünist ve ateist yöneticiler cami yaptırma isteklerini yasaya uygun olmasına rağmen engelliyor, ancak halktan Moskova’ya gidip kararı oradan çıkarmayı başarabilenler bu engeli aşabiliyordu.

Yerel yöneticilerin bunun haricinde halk üzerinde yer yer uygulamaya koydukları baskı ve yıldırma taktikleri de Müslümanların dinî görevlerini rahatça yerine getirmelerini engelliyordu.

Yeni Yasa’nın yerel yöneticilerin bu tür engellemelerini ve baskılarını ortadan kaldıracağını belirten siyasî gözlemciler “Şimdi Sovyetler Birliği’ndeki müslümanlar daha iyi örgütlenme, cami, medrese, dinî okullar açma ve düşüncelerini dinî yayınlarla anlatma imkânına sahip olacaklar. Ayrıca ülkeye dışarıdan da her türlü neşriyatın girmesine izin verilmesi sayesinde Müslümanlar daha kısa bir zamanda şuurlanma imkânına sahip olacaklar” şeklinde konuşuyorlardı.

Böylece Sovyetler Birliği’nde o gün yaşayan 71 milyon Müslümanın üzerindeki 70 yıllık baskı ve zulüm son bulurken 70 yıl’dan beri icra edilen dinsizlik politikası da tarihe karışıyor ateizm İslam’a yenik düşüyordu.

Ancak ne yazık ki o günden bu yana geçen 25 yıllık süreçte Batı’lı devletler Müslümanlarla Sovyet Rusyayı sürekli çarpıştırdı ve hiçbir zaman dost olmalarını istemedi. Arada bir yakınlaşmalar olduğunda hemen dostluklarına engel oldu. Petrol ve doğalgaz oyunlarıyla Gerek Arap ülkelerini gerekse de diğer körfez ülkeleriyle beraber İslam devletlerini Sovyet Rusya’yla sürekli çarpıştırmak üzere derin tezgahlar kurdu. Her zaman kedi’nin fareyle oynadığı gibi islâm ülkeleriyle oynadı, durdu.

Ve bugün halen, başta Amerika olmak üzere bütün Batı’lı devletler, Katar, Venezüella ve diğer Arap ülkelerindeki petrol üzerinden sinsi oyunlarla Müslüman devletlerle Sovyet Rusya üzerindeki planlarını gerçekleştirme hevesiyle Müslümanları da bir ateş çemberinin içine atmakta kıyasıya yarışıyorlar. Aman petrol, canım petrol… Ve yığın yığın başsız kalmış, dağılmış serseri  görüntüsü veren Müslüman ülkeler.

Işid, Kobani bahane, Suriye’de Esed ve özgür Suriye ordusunun çarpışmaları şahane. Hele bir de İran’ın savaşa müdahil olması, Batı’lı devletler için tereyağı’nın üzerine bal sürmekten farkı kalmaz. Çünkü tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de Amerika, Ortadoğu’da yeni fitne ve fesat tezgahlarını kurma peşinde. Müslümanlar da cami ile kilise arasında binamaz!.. Ne İsa’ya yaradılar ne Musa’ya yar oldular. Bir tükürükle İsrail’i boğmaları mümkün iken İsrail’in kölesi olmaya devam ediyorlar. Kimse kusura bakmasın ama, kemik kapma yarışında olan STK ‘ların, boş buldukları meydanlarda hamasî nutuklar atması kimseyi kandırmıyor. Zaten bir şey de ifade etmiyor!…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: