Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi
02 Ocak 2015 Cuma, 09:46
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Ali Koçak Hoca Ve Hizmet Sevdası

Ali Koçak Hoca Ve Hizmet Sevdası Seksen küsur sene yaşamış koca bir çınar ağacı daha devrildi ilimizde. Yaşadığı zamana çok şeyler sığdırmış meyveli bir ağaç. Herkes kabiliyeti ölçüsünde ondan bir şeyler aldı, öğrendi. Ama o pek de mektep medrese görmedi. Tıpkı bazı başka islâm alimleri gibi. Kendisini tanıyınca başlı başına o bir mektep bir  medrese […]

Ali Koçak Hoca Ve Hizmet Sevdası

Seksen küsur sene yaşamış koca bir çınar ağacı daha devrildi ilimizde. Yaşadığı zamana çok şeyler sığdırmış meyveli bir ağaç. Herkes kabiliyeti ölçüsünde ondan bir şeyler aldı, öğrendi. Ama o pek de mektep medrese görmedi. Tıpkı bazı başka islâm alimleri gibi. Kendisini tanıyınca başlı başına o bir mektep bir  medrese olduğunu sezmiştim.

Mektep , medrese görmedi ama okunmadık kitap bırakmadı. Kitaba olan merakı onu daha önce yapmış olduğu terzilik ve boyacılık gibi sanatlardan uzaklaştırdı. Sanatı da çok seviyordu. Ama okuma onun için birinci derecede önem arzediyordu. Zamanının büyük bölümünü kitaba ve okumaya hasretmişti. Hiçbir fark gözetmeksizin her kitabı okuyor, ve anladıklarını anlatıyordu.

Ali Koçak Hoca Efendi, hem bir hoca hem de adam gibi adamdı. Onu 70’li yılların başında Milli Türk Talebe Birliği’nde tanıdım. O derin nota bilgisi ve davudî sesiyle orada bize İlâhi kursu veriyordu. Gerçek bir musikişinas ve gönül adamı idi. Yaptığı her işini titizlikle ve disiplin içerisinde yapardı. Kursa bir-iki defa katılmayan arkadaşları kibarca ikaz eder, yapılması gereken işlerin en güzel şekilde yapılmasını öğütlerdi.

İlkokulu bile tam okuyamadan okuldan ayrılan Ali Hoca, sonradan İlkokul diplomasını ve peşinden de İmam-Hatip Lisesi sınavlarına katılarak haricen diploma sahibi olmuştu. Bizim okulda okuyuşumuza gıpta ederek iyi insan olmamızı hep söylerdi. İmam ağa camiî, Hocaömer Camii ve Dursun Çavuş camisindeki müezzinlik ve İmam-Hatiplik yıllarında da insanlara verdiği vaaz ve hutbelerinde her insanın vatanına, milletine faydalı, milli ve manevi değerlerine bağlı, dindar insanlar olarak yetişmelerine bir ömür harcadı.

Cami’deki görevinin dışında mahalle sohbetlerine, öğrenci yetiştirme hizmetlerine aralıksız devam etti. İnsanların derdiyle dertlenen, onların sevinçlerine ortak olmayı şiar edinen örnek bir insan olarak yaşadı ve geride bir çok güzel eserler bıraktı.

1993 yılında İmam-Hatip’lik görevinden emekli olduktan sonra fahri olarak talebe yetiştirme, dinî değerlerine bağlı nesiller, manevi değerlerine bağlı fertler yetiştirmeye topluma yararlı olmaya daha çok zaman harcadı. Herkes gibi o da köşesine çekilip emekliliğin tadını çıkarmadı. Ömrünün son demlerine kadar bu hizmetlerine devam etti.

Herkes yaşadığı gibi ölecek ve öldüğü gibi haşrolacaktı. Öyleyse bir insan ya inanmayacak ya da inandığını en güzel yaşamalıydı. Çünkü iman insanı sultan eder. İnanmayan insanlara da kızmaz ama acırdı. Merhamet ederdi. Keşke herkes inansa ve inancının gereğini yerine getirse diye çırpınırdı.

Ali Koçak Hoca tam bir Peygamber aşığı idi. Peygamberimizin ahlakını da ferdi ve ailevi hayatında en güzel şekilde gücünün yettiği ölçüde yaşamaya çalışıyordu. Yeni yetişen neslin peygamber ahlakından uzak yaşantısına çok üzülüyordu. Bunun için de gecesini gündüzüne katarak peygamber sevdalısı bir gençlik yetiştirmenin gayreti içinde bir ömür tüketti.

Güzel yaşadı, güzel işlere imza attı, güzel bir ölümle elveda etti. İnancıyla, ahlakıyla etrafındaki tanıdık insanlara güzel örnek oldu. Seksen iki yaşında ruhunu Rahman’a teslim eden bu güzel insanın ruhu şad, mekanı cennet olsun inşaallah.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: