01 Aralık 2014 Pazartesi, 09:43
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Alevilik Nedir ve Nasıl İstismar Edilmektedir?

Alevilik Nedir ve Nasıl İstismar Edilmektedir?

 

Yerli ve yabancı düşmanlar, içten ve dıştan ülkemizi bir kaosa sürüklemek isteyenler yine ve yeniden alevilik meselesini kaşımaya çalışıyorlar. Bu yerli ve yabancı işbirlikçiler ülkemizde iki konu üzerinde çok büyük bir dikkatle duruyorlar. Bu konulardan biri; Aleviliktir, öteki ise Doğu Anadolu’yu Türkiye’den koparma hülyası.

Acı ama gerçek. Türkiye’de bu iki kaynağın bizim aleyhimize  kullanılmasında, gelmiş-geçmiş yöneticilerin de çok büyük ihmalleri oldu. O ihmalin, zaman zaman büyük yangınlara, kanlı facialara yol açtığını dehşetle görüyor ve izliyoruz.

Eski Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa’nın bir vecizesi unutulmamalı: “Gidemediğin yer senin değildir!” Devletin gidemediği, ulaşamadığı yer, nasıl bizim olmaktan çıkıyorsa, devletin sahip çıkmadığı, kucaklayamadığı vatandaşlar da bizden, yani kendi köklerinden kopmaktadırlar.

İhanetin ve istismarın en zengin kaynağı cehalettir. Cehalet Türk’ün ve islâm’ın en büyük düşmanı. Bu ezeli düşmanı yok etmedikçe huzura kavuşmamız mümkün değil. Bu bakımdan devletin en önemli görevlerinden biri de cehaleti ortadan kaldırmaktır.

Basınımızdaki anlı-şanlı bazı köşe yazarlarımızın islâmî konulardaki anlatılmaz cehaletlerine şahit oldukça utançtan yüzümüz kızarıyor. O mâlum kişilerin bir süreden beri çiğnedikleri sakız ne kadar iğrenç:

“Devlet,Alevi vatandaşlarımıza rağmen, okullardaki dinî eğitimi sadece islâm esasları üzerinden yürütüyor…”

Bu, yerden göğe kadar yanlış bir değerlendirme! Üzerimize atılmış bir atom bombası kadar öldürücü, kahredici bir facia!.. Çünkü bu safsataya göre, “ Aleviler müslüman olmadıkları halde, kendilerine islam dininin esasları telkin edilmekte, dolayısıyle laiklik elden uçup gitmektedir!”

İslam tarihinin çok hazin ve kanlı bir bölümünü bu daracık sütunda özetlemek elbet çok zor.Ama hergün farklı şekillerde kaşıyarak temcit pilavı gibi önümüze konulan bu meseleyi birazcık özetleyelim.

Alevilik nedir? Neden doğdu? Nasıl alevlendi?

Önce çok açık ve çok kesin olarak belirtmeliyim ki, bütün Aleviler müslümandırlar. Kitapları Kur’an, Peygamberleri Hz. Muhammed(s.a.s)dir.

Alevi, Hz. Ali’nin yolunda veya yanında olan kimse demek. Hz. Ali, ilmin kapısı ve islamın kılıcı olarak yaşadı gitti. İslâm’ı ilk kabul edenlerden, islam’la güzelleşenlerden biri de Hz. Ali değil mi?

Kâinatın Efendisi(s.a.s) zamanında hiçbir mezhep yoktu. Çünkü din ve devletin başı Hz. Muhammed’di. Dinî konulardaki bütün soruların cevabını o veriyordu.

Peygamber vefat edince, bir grup müslüman, Hz. Ali’nin Halife olmasını istedi. Abdullah İbn-i Abbas, Hz. Ali’ye halife olmasını teklif etti.Ona biata hazırdı. Ama Hz. Ali halifelik makamını istemedi. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer’in halifeliği üzerinde durdu. Hz. Ömer de, Hz. Ali gibi davrandı.Çünkü onlar için makamlar, rütbeler önemli değildi. Önemli olan islâm’dı.

Hz.Ali, islâm’ın dördüncü halifesidir. Onu, büyük bir gönülle sevenler, bu gecikmeden, derin bir üzüntü duymuşlardır. Onlara Şia-i Ali veya Alevi denildi. Şia: Taraf demektir. Hz. Ali’nin tarafında olanlar, yani Aleviler, tamamen siyasî bir sebeple ortaya çıktılar. Yani Hz.Ali’nin Peygamberden sonra halife olmasını isteyenler “ Biz islâm’ın falan hükmünü, peygamberin filan sünnetini kabul etmiyoruz.” Diye başkaldırmadılar.

Bizler, okumaktan, araştırmaktan ne kadar koptuk? Olaylara cahil cühela insanların gözüyle bakmaktan kurtulamıyoruz. Elbette doğru: İran Şiası başkadır, Türkiye Alevisi başka. Çünkü birisi Acem, birisi Türktür. Acem, Şiiliğe kendi efsanelerini giydirmiş, Türk Aleviler ise, Türk’ün islamiyet’ten önceki dini olan şamanizmi de alevi inancı olarak korumaya çalışmışlardır. Devletin veya aydınların görevi, herkese gerçekleri olduğu gibi göstermek değil midir? Mezhepler tarihine dayanarak olayı incelediğimizde, Ebu Hanife Hazretleri’nin hocası olan Cafer-i Sadık’ın fıkhı ortaya konulduğunda, görülecektir ki;

1-Alevilikte de, Sünnilikte de dinin birinci kaynağı Kur’an’dır.

2-Alevilikte de, Sünnilikte de dinde ikinci kaynak sünnettir.

3-Alevilikte de, Sünnilikte de dinde üçüncü kaynak icma-i ümmettir.

4-Alevilikte din için dördüncü kaynak akıl, Sünnilikte ise kıyastır.

5-Alevilikte de, Sünnilikte de dinde beşinci kaynak yoktur.

Türkiye’de, Alevi konusuna bu açıdan bakmayanlar ziyandadırlar. Ben ismimle-cismimle sünniyim. Ama Sıffin savaşını yaşasaydım, herhalde Hz. Ali’nin yanında dövüşür, Alevi olur, fakat Müslüman kalır, Müslüman ölürdüm.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: