Son Dakika
11 Aralık 2017 Pazartesi
03 Mart 2017 Cuma, 09:01
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK(TEVAZU)

ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK(TEVAZU)

İnsanı insan eden, ona değer katan erdemlerden(hasletlerden) biri de alçakgönüllü olmak, tevazu göstermektir. Bir kişinin; Cenabı Allah tarafından kendisine verilen dünyevî nimetlere (mal, mülk, mevki, makam) kapılıp başkalarını küçük görmemesidir tevazu. Güzel bir huy… Belki de huyların en güzeli… Zenginin de fakirin de; güzelin de çirkinin de Allah tarafından yaratıldığının bilincinde olmak… İnsanlara bahşedilen bütün dünyevî değerlerin gelip geçici olduğuna inanmak ve her an her şeye hazırlıklı olmak…

Toplumlar, milletler çeşit çeşit insanlardan oluşur: Kimi zengin, kimi fakir; kimi güzel, kimi çirkin; kimi engelli, kimi sağlam; kimi âlim, kimi cahil… Ama sonuçta hepsi de yüce Allah Tn eseri ve de O’nun katında bir tarağın dişleri gibi eşit… Hal böyle olunca bize düşen görev; birbirimizi olduğu gibi kabullenmektir. Malımız, mülkümüz, güzelliğimiz, mevki ve makamımız, şan ve şerefimiz; karşımızdakine tepeden bakmaya, onu küçümsemeye neden olmamalı. Tam aksine, onları görmeye, onlara el uzatmaya, kol kanat germeye, empati yapmamıza vesile olmalı. Kibir ve gururumuz, alçakgönüllü olmamıza engel olmamalı.

Tevazunun bir başka yönü de kendimizden söz etmemektir. Eğer biz; toplumdaki hâl ve hareketlerimizle övülmeyi, söz edilmeyi hak etmişsek, insanlar zaten bizden iyilik ve güzelliklerimizle bahsedeceklerdir. Bizim kendi kendimizi övmemize hiç gerek yok… Önce kendimize, sonra da karşımızdakilere karşı dürüst davranabiliyorsak insanlar zaten bize toplum içinde bir yer ve değer biçeceklerdir. Yeter ki biz mütevazı olmayı bilelim. Sözle değil, davranışlarımızla bunu gösterebilelim…

Örneğin;yaşımız, mevkimiz, makamımız, servetimiz ne olursa olsun, çocukla çocuk olabiliyor muyuz? Bir yaşlının elinden kolundan tutup yardım edebiliyor muyuz, bir fakirin yerine kendimizi koyup düşünebiliyor muyuz?.. Çarşıda, pazarda gördüklerimize tebessüm edebiliyor muyuz?… Eğer bunların cevabı; “Evet „ise mesele yok… O zaman biz mütevazı bir insanız, bu güzel erdemden nasibimizi almışız demektir. Şunu da unutmamalıyız ki tevazu; hiçbir zaman korkaklık, yetersizlik ve güvensizlik değildir. Benlik tutkusundan kurtulmak, öze dönmektir tevazu.

Atalarımız; “Ne ekersen, onu biçersin.„demişler. Evet; başkalarının bizi nasıl görmelerini istiyorsak, bizim de onlara öyle davranmamız gerek. Övülmeyi beklemeden övebilmeliyiz. Gösterişten ve riyadan mümkün mertebe uzak durmalıyız. Alçak gönüllü olmanın kişiyi yücelttiğinin bilincinde olmalıyız. Unutmayalım ki bütün iyiliklerin başı tevazudur. Konuya ilişkin bir başka atasözümüz var: “Dağ ne kadar yüksek olsa da yol üstünden aşar.,, Mütevazı olmayı öğütleyen ne güzel bir söz değil mı ?

Söz tevazudan açılınca insanın aklına hemen Turan Engin’in o davudî sesiyle okuduğu ünlü türkü geliyor. Sözleri Teslim Abdcthâi ait olan o türküde bakınız ne diyor ozan:

“Gel ha gönül havalanma,

Engin ol gönül, engin ol Dünya malına güvenme,

Engin ol gönül, engin ol.,, Evet; ‘insanın, insanların engin olması… Gaflete kapılarak havalara girmemesi… Bütün maddî ve manevî varlıklarıyla dünyanın fani olduğuna inanıp ona göre bir hayat seçmesi… Kısacası; kul olduğunun bilmemek olmak» Başka bir söylemle; “adam gibi adam„olmak… Bütün mesele bu…

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: