Son Dakika
16 Aralık 2017 Cumartesi
31 Ocak 2017 Salı, 07:55

Adıyaman’ı yazmak

 

Kendi makus tarihini yazmak nedir kardeşim?

Yaşadığın şehirde hayat bulur insan, sokaklarında büyür, pencereden güneşi selamlar, damına kar yağar, ölüme sekine verir toprak, çocuk sesleri Rahmani duyguları doğurur, avlusunda şire kaynatır, kötülük şehrin ferasetinde iyilikten ayrışır,

Yollarında arar kendini, kimsesiz, çıkmaz sokaklarda gömer acılarını, kimsenin uğramadığı sokaklara yazar sevdasını, kaçarcasına kendinden ve şehirden,

Çamurlu sokaklarında gelinler evlenir, halay sesleri geceyi aydınlatır, sokak lambalarının altında hangi hayaller hayat bulur, hangi acılar dostun kalbinde uyur?

Ölüler şehrin sokaklarından ebedi mekanlarına uğurlanır, sala sesleri evlerin duvarında yankılanır, ağıtlar komşunun, dostun sofrasında unutulur,

Bir şehir ki, sokaklarında çocuklar yaşar, okul yolunda kedi, köpek yareni olur, bulutların yürüyüşünde gündüzler geceye döner, çocuklar büyür adam olur,

Bir şehir ki, havasıyla, suyuyla besler misafirlerini, gök sofrası açılır her gün günün ilk ışıklarıyla, selamlar serçe ve güvercinler, rahmani sesleriyle,

Pencerelerin önünde nergisler, mis gibi kokan reyhanlar, sokağın havasını solursun şehrin avuçlarından, avlulardan sarkar üzümler ve dutlar,

Şehir hayattır, şehir ilmek ilmek işlenmiş gelin çeyizidir, en güzel duyguların nakkaş maharetiyle ipin ilmeğinde hayat bulmasıdır,

Şehir, eşyaya mana vermek, taşa anlam katmak, kah Ulu cami’nin minaresinde hayat bulmak, kah kabristanda mezar taşı olmak,

Burası benim şehrim, burada gözlerimi açtım hayata, burada soluk alıyorum, burada ilk adımlarımı attım, buradaki sokaklarda top koşturdum, deleme çevirmeyi, beş taş oynamayı burada öğrendim, en güzel arkadaşlarımı bu şehirde buldum ve dahası…

Şehir iç halimizin dışa vurumu, şehir gönül dünyasının elimizle inşa edilmesidir, şehrin kimliği aslında oradakilerin hayata bakışlarının, inançlarının, değer ve yaşamlarının en açık tezahürüdür,

Siz şehirle anlam bulur ve şehre anlam katarsınız.

Şimdi soruyorum; Ey Adıyaman sen bu musun?

Bu yollar senin sevdanı ne kadar anlatıyor?

Bu kadar betona gömülmüş bir ruhu nasıl taşıyor yüreğin?

Sokaklarında aç, susuz gezenler varken sen nasıl doyuyorsun?

Yollarının bu çamuru ve tozu hangi suçun kalıntısı acaba?

Bu keşmekeş hangi karmaşık duyguların yansıması? Bağırışmalar, küfürler bizim gerçek halimiz mi acaba? Nedir bu acelecilik ve tahammülsüzlük?

Peki bizim bu şehre karşı sorumluluğumuz nedir? Bir yolcu gibi geçip gitmek midir yoksa burasını daha yaşanır kılmak için daha fazlasını yapmak değil midir?

Birilerinin bir şey yapması gerekir der gibisiniz. Evet birileri! Mesela sen, ben ve herkes…

Yarın geç olmadan bu şehre sahip çıkalım. Daha yaşanır bir gelecek için elimizden geleni yapmalıyız. Eleştirelim ama daha çok çalışalım. Umudumuzu kırmaya çalışanların çokluğu sizi hayıflandırmasın, elbet kıştan sonra bahar gelir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: