10 Nisan 2015 Cuma, 09:35

Adıyaman Üniversitesi

Adıyaman Üniversitesinin davetlisi olarak çağrıldığımız sabah kahvaltısına basın-medya mensubu arkadaşlarımızla katıldığımız toplantı sonrasında edindiğimiz bilgiler yararlı oldu.

Basın mensubu ve köşe yazarlarının ortak intibahı, Üniversitenin yeterince tanıtılmadığı ortak görüşü hakimdi.Üniversitenin Basın ve Halkla ilişkiler birimi diye bir birim var mı yok mu onu da bilmiyorum ama keşke Üniversitemiz daha etkin bir şekilde tanıtılsaydı diye düşündüm.Zira Üniversite başlıbaşına bir dünya…

Yapılan çalışmalar yeterli mi değil mi ayrıca tartışılabilir. Ancak yapılan çalışmalar ve gelinen sürec, katedilen merhaleler de muamma olarak yerini korumuş.

Yöneticilik ayrı, çok ayrı bir zenaattır. Ben hep öyle gördüm, öyle düşündüm ve öyle algıladım. Ama kimilerine göre bir yudum su içmek kadar kolaydır yöneticilik…Kurarsın ekibini, atamasını yaparsın birkaç marifetli yardımcını, sen keyfince çıkarırsın yöneticiliğin tadını. Yediğin önünde, yemediğin arkanda.Olursun Balkanların ve Orta doğunun en iyi yöneticisi…

Ben hiç böyle düşünmediğimden olsa gerek ki, yirmi altı yıllık devlet memurluğumun bir tek gününü yönetici olarak geçirmedim. Yöneticilik sorumluluk ister, marifet ister, kabiliyet ve geniş istidat ister.Yeri gelir otorite ve diktatörlük gerektirir, yerine göre müşfik bir anne olmayı gerektirir. Ama hiçbir zaman istismara gelmez yöneticilik…Velhasıl hakkını layıkıyla vereceksin yaptığın her işin, ama yöneticilik asla ihmale gelmez.

Ordunun başındaki Kumandan zamanında ve yerinde başlamadığı ve bitirmediği işlerinde muvafakıyet ve muzafferiyet elde edemez. Cepheyi boş bıraktığı anda ahmak dostlarından kendisine fayda gelmez. Artık o zaferi elde etmekten mahrumdur.

Yöneticilik başkalarının hatırına yapılmaz. Yöneticilik başkalarının aklıyla da hiç yürümez. Akıllı insanlarla istişare ve ortak akılla yapılan her işde başarı kaçınılmazdır. Bütün meslekler marifetli eller istediği gibi yöneticilik de başlıbaşına hassasiyet ve titizlik isteyen, vizyonu ve misyonu ile zirvede bir performans isteyen bir meslektir.Birileri işini yapar, birileri de işini en iyi yapar. Ama her ikisi de işini yapmış olur. Kadro ve mesai personeli de yöneticisini aziz ve başarılı kılar. Ya da başarısızlıkla beraber tepe üstü yerin dibine geçirir.

Bu kısa parantez içi anekdottan sonra gelelim sadede… Üniversitede güzel diyebileceğimiz gelişmeler olmuş ve elbette olması gerekirdi. Yapılan her şeyi yetersiz görmek belki doğamızda olduğundandır ki, yeterli görmeyebiliriz. Çok daha güzel işler de elbette yapılabilirdi. Yani hizmette sınır tanımamak belki buna derler.

Geçtiğimiz dokuz yılda başarılan çok işlerin yanında yapılması gerekenler de tartışılabilir. Yapılan her hizmeti alkışlamak bizim görevimiz. Ancak yapılamayanları da söylediğimizde dargınlıklar, alınganlıklar olursa diye hep endişe ediyoruz ve geri adım atıyoruz.

Ama emin olunuz politikacıların söylemiyle olmasın ama, biz bu memlekette gerçekten hizmet etmek isteyen insanlara sevdalıyız. Söyleneler hamasî nutuk olarak kalmasın istiyoruz. Ve en ehil olan insanlara görevler verilsin ki bu memleket layık olduğu hizmetlere kavuşsun.

Bu güne kadar Üniversitemiz için canla başla çalışan ve bu merhalelere getiren tüm yönetici, personel ve emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Yazılacak, söylenecek çok şey var. Sütunumuz kâfi gelmedi.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: