08 Haziran 2015 Pazartesi, 09:37
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Adalet Öldü Adalet!

Adalet Öldü Adalet!   Tarihin çok eski dönemlerinde, demokrasinin isminin dahi bilinmediği zamanlarda bir ülke krallıkla yönetilirmiş. İşin ilginç yanı, krallıkla idare edilen bu ülkede hukuk ve hakimler de varmış. Eskiden beri süregelen gelenek ve göreneklerine göre bir vatandaş öldüğünde, o yörede hazır bulunan kilisedeki dev çan bir defa çalınırmış. Çalınan bu çan sesiyle her […]

Adalet Öldü Adalet!

 

Tarihin çok eski dönemlerinde, demokrasinin isminin dahi bilinmediği zamanlarda bir ülke krallıkla yönetilirmiş. İşin ilginç yanı, krallıkla idare edilen bu ülkede hukuk ve hakimler de varmış.

Eskiden beri süregelen gelenek ve göreneklerine göre bir vatandaş öldüğünde, o yörede hazır bulunan kilisedeki dev çan bir defa çalınırmış. Çalınan bu çan sesiyle her kes bir kişinin öldüğünü anlarmış.

Memleketin ileri gelenlerinden, halk arasında sayılı birisi ölürse çan iki defa, devletteki bürokrasiden, devlet adamlarının büyüklerinden birisi ölürse, çan üç defa çalınırmış. Ama Hak vaki olur da devletin başındaki kral ölürse, o zaman da çan dört defa çalınırmış…

Zaman tünelinde, kendi dünyasında yoluna devam eden ülkenin yaşam seyri devam ederken, şehirde bir olay olur ve anlaşmazlık sürüp gider. Derken iş mahkemeye intikal eder. Aslında davanın sanığı olarak mahkemeye verilen kişinin masumiyetini, haksız yere mahkemelik olduğunu bütün vatandaşlar bilmektedirler.

Her kes bu haksızlığın mutlaka adaletle giderileceğini ve haksızlığa uğrayan masum kişinin hakkının teslim edileceğini beklemektedir ki, tam tersine, hakimin verdiği sürpriz karar neticesinde her kes şok içindedir. Çünkü hiç kimsenin beklemediği bir kararla, masum olarak mahkemeye sevk edilen sanık, para cezasıyla mahkum edilmiştir.

Kararı veren Hakim sanığın yüzüne karşı sorar:

“-Söyleyeceğin bir şey var mı?”

Masum ve mazlum sanık : “ Hayır !” der.

Mahkeme sonlandırılmıştır. Mahkemeyi seyreden izleyiciler sessizce dağılırlar. Ama her kesin kafasında bir soru işareti ve kaygılı bir huzursuzluk vardır.

Çok geçmeden kısa bir süre içinde meydandaki dev çanın sesi duyulur. Her keste bir endişe… Acaba kim öldü diye düşünürlerken, çan bir defa daha çalar. Acaba eşraftan kim öldü? Endişeli bekleyiş sürerken, memleket çan sesi ile bir defa daha inler. Her kes , demek ki büyük bir devlet adamı öldü, ama kim?… Zihinlerindeki soruya cevap bulamadan, çan bir defa daha çalar, ortalık vaveylaya boğulur. Her kesde bir feryat figan, eyvah kralımız öldü!..

Fakat gel gör ki, eskiden beri hiç görülmemiş bir şekilde çan, beşinci defa da çalınır. Her kes ve her şey sessizliğe bürünmüştür. Bütün insanlar bu beşinci çan sesinin de neyin nesi olduğunu öğrenmek için telaşla çan görevlisine koşar. Bir de ne görsünler, çanı haksız yere mahkum edilen adamın çaldığını görürler.

Sorarlar:

Ne oldu da beşinci defa çanı çaldın? Yoksa kraldan daha büyük birisi mi öldü?

Masum ve mazlum olduğu halde haksız yere mahkûm edilen adamcağız şu anlamlı ve şaşırtıcı cevabı verir:

“-Evet Adalet öldü!”

At izinin it izine karıştığı, diz boyu adaletsizliklerin yaşandığı, dalkavukların ve yalakaların memleket meselelerinde söz sahibi olduğu, şahsiyetli, kimlikli, mert babayiğitlerin, yağcılık ve yalakalığı beceremeyen insanların masum ve mazlum olduğu, geri plana atıldığı, başların ayak, ayakların baş olduğu bizim memlekette, çanlar hiç durmadan sürekli çalmalıdır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: