Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
10 Nisan 2017 Pazartesi, 09:14
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

ACELECİLİKLE SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ

ACELECİLİKLE SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ Bazı insanlar hak etmedikleri halde bir takım makamlara hızlı tırmanırlar. Kendileri bile o makamlara nasıl geldiklerine şaşırır kalırlar, ama yine de kendilerinin en layık olduğunu söylemekten geri  durmazlar. Her kes haddini hududunu bilmeli. Ama bu devirde ne haddini bilen var ne de hududunu…bir de bakıyorsunuz yel gibi gelenler, sel gibi gidiyorlar. Adama […]

ACELECİLİKLE SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ

Bazı insanlar hak etmedikleri halde bir takım makamlara hızlı tırmanırlar. Kendileri bile o makamlara nasıl geldiklerine şaşırır kalırlar, ama yine de kendilerinin en layık olduğunu söylemekten geri  durmazlar.

Her kes haddini hududunu bilmeli. Ama bu devirde ne haddini bilen var ne de hududunu…bir de bakıyorsunuz yel gibi gelenler, sel gibi gidiyorlar.

Adama bakıyorsunuz, ne eğitimi öğretimi, ne  kültürü, bilgisi o makama gelmesine müsait… Ama yalakalıkta gösterdiği üstün performans sayesinde hiç hakkı olmayan makamları işgal edebiliyor.

Öptüğü el ve eteklerin sınırını, sayısını kendisi de bilmiyor, fakat makamı işgal ettikten sonra afra, tafrasından geçilmiyor. Dünyada o makama ancak kendisinin layık olduğunun zehabında …

Kısa bir süre sonra yedikleri nanelerden dolayı makam elden gidince de hak ve hukuk havarisi kesiliyor. Adaletsizlikten, hukuksuzluktan dem vuruyor. Dedik ya yel gibi gelenler sel gibi de giderler.

Acele işe şeytan karışır. Geride bıraktığımız zaman diliminde makamlara tırmanmakta acele eden ve bir takım yalan yanlış hesaplarla , bir takım hile ve desiselerle işlerini çabuklaştıranlar, hızlı koşturanlar şimdilerde pek mutlu görünmüyorlar.

Bütün işler değilse de ekseriyet böyledir. Şeytanın karışmaması için işlerimizde Allah’a tevekkül ederek,hareket ettiğimiz noktanın yerini tayin ettikten sonra yürüdüğümüz çizginin de istikamet üzere olduğunu biliyorsak şayet ,varacağımız nokta bellidir.

Yalnız trafikte değil, pek çok işlerimizde acele ederek , ecelimizi kendimiz hazırlarız. Nitekim hak etmedikleri halde bazı cemaat , STK ve vakıfları basamak olarak kullanan uyanık ve kendilerine göre cingözler kısa süre sonra ayakları boşlukta kalınca kaz’ın ayağının farklı olduğunu görüyorlar.

Hayat çok kısadır, fırsatlar ise çok acelecidir. Fırsatlar stok edilmez. Fırsatlar elde edilince ,  akıl ve mantık kuralları içerisinde değerlendirilmelidir.

Hayatı bahş eden Yüce Yaratıcı’ya karşı, alıp verdiğimiz her nefesin hesabını en güzel şekilde yaparak kulluk görevimizde acele etmeliyiz.

Millet ve memleket için hayırlı olan, vatanın selameti için yapılması gereken hususlarda  zaman kaybına sebebiyet vermeden acele davranmalıyız.

Ama bir takım sorunlar da vardır ki acelecilikle hiçbir zaman çözümlenmez. Suyu mecrasından ayrı, farklı yerlere gönderdiğiniz takdirde hedefine ulaşmaz.

Hastaya şifayı veren Yüce Yaratıcıdır. Tedavisi için çareler araştırmak, ve acele davranmak insanların görevidir.

Yaptığı işinin önünü ve sonunu düşünmeden acele ile plansız ve programsız koşturanlar, yanlış hesap yaptıklarını çok geç fark ederler.

Son pişmanlık fayda vermez. Kul sebeplere teşebbüs eder, ama sonuca varmak için acele etmeden Yüce Yaratıcı’ya tevekkül eder.

Bazen çok büyük mutlulukları , çok büyük acıların yanında buluruz. Bize şer gibi görünen çok işlerin altında nice hayırlı şeyler doğar.

İyi, güzel gördüğümüz pek çok şeylerin altında da bizim için hiç de hayırlı olmayan, kötü ve şerli işler doğabilir ve bizi felakete götürebilir.

Acele etmeden, zamana ve zemine göre olayları ve hadisleri mecrasına bırakmak, bu arada kendi vazifemizi yaparak, Cenab-ı Hak’kın işine karışmamak tevekkül inancımıza daha  uygundur.

Hak şerleri hayr eyler, / Arif anı seyreyler.

Mevla görelim neyler, / Neylerse güzel eyler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: