11 Mart 2017 Cumartesi, 09:17
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik [email protected] Tüm Yazılar

ABDULHAMİD HAN HAZRETLERİ

ABDULHAMİD HAN HAZRETLERİ

Biz her ne kadar onu överek anlatsak da zaman onu çok güzel anlatmakta, insanlar zamanla onu anlamaktadırlar.

Abdulhamid Han Hazretleri ile ilgili olarak daha önce birkaç yazı yazmıştım.[1]

Dün Abdulhamide vuranlar, bu gün Erdoğana vuranlarla aynıdır.

Dün hangi sebeble vuruyordularsa, bu gün de aynen o sebeble vurmaktadırlar.

Bu gün Abdulhamidin düşünce ve projesini kimlerin desteklemekte olduğundan da bu durum anlaşılabilir.

Her insanı kendi zamanı içerisinde değerlendirmelidir.

Bediüzzaman da Abdulhamidi kendi zamanı içerisinde şöyle değerlendirir;

“Hükümete hücum edenler, bazıları “Haydo, Haydo” derlerdi, bazıları “Haydar Ağa, Haydar Ağa” derlerdi; ben “Haydar” derdim, şimdi de “Haydar” diyorum vesselâm…

Suâl:“İnkılâptan on sene evvel, hükûmete nihayet derecede mûteriz olduğun halde, hükûmete hücum edenlere dahi îtiraz ederdin. Hattâ selâtin-i Osmâniyeyi ifratla senâ ederdin; hattâ derdin: ‘Muhtemeldir, Abdulhamid, muktedir değil ki dizgini gevşetsin, milletin saadetine yol versin. Veyahut hatâ bir içtihad ile olabilir, bir gayr-i makbul özrü kendine bulsun. Veyahut avanelerinin ve vehminin elinde mahpus gibidir.’ Sonra birden bütün kabahati ona attın. Neden hem îtiraz, hem hücum ederdin; hem de bâzılara karşı müdâfaa ederdin?”

Cevap: İnkılâptan on altı sene evvel, Mardin cihetlerinde, beni hakka irşad eden bir zâta rast geldim. Siyâsetteki muktesit mesleği bana gösterdi. Hem, tâ o vakitte, meşhur Kemâl’in “Rüyâ”sıyla* uyandım. (Bediüzzaman’ın Münâzarât isimli kitabında “Meşhur Kemal’in ‘Rüyâ’sıyla uyandım” sözüyle bahsettiği “Rüya,” Nâmık Kemal’in aynı adı taşıyan uzun makalesiydi. Hürriyetin mânâ ve muhtevasıyla ilgili çok enteresan fikirleri ihtiva etmemteydi.)[2] Lâkin, maatteessüf, su-i tesadüfle hükûmete itiraz edenlerden ehl-i ifrat ve ehl-i tefrite rast geldim. Ehl-i ifratın bir kısmı, Araptan sonra İslâmiyetin kıvâmı olan Etrâkı tadlil ediyorlardı. Hattâ bir kısmı o derece tecavüz etti ki, ehl-i kanunu tekfir ederdi. Otuz sene evvel olan Kanun-u Esâsî’yi ve Hürriyetin ilânını tekfire delil gösterdi, “Her kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse… [Mâide Sûresi: 5:44.]” ilâ âhir hüccet ederdi. Biçare bilmezdi ki: “Her kim hükmetmezse…” bilmânâ “Her kim tasdik etmezse”dir. Acaba sabık istibdadı hürriyet zanneden ve Kanun-u Esâsîye itiraz eden adamlara nasıl itiraz etmeyeceğim? Çendan onlar hükûmete itiraz ederlerdi. Lâkin onlar, istibdadın daha dehşetlisini istediler. Bunun için onları reddederdim. İşte şimdi ehl-i hürriyeti tadlil eden şu kısımdandır.

İkinci kısım olan ehl-i tefriti gördüm; dini bilmiyorlar, ehl-i İslâma insafsızca itiraz ediyorlar, taassubu delil gösteriyorlardı. İşte şimdi Osmanlılıktan tecerrüd edip, tam tamına Avrupa’ya temessül etmek fikrinde bulunanlar şu kısımdandır. Bununla beraber, istibdat kendini muhafaza etmek için herkese vesvese verdiği gibi, beni İnkılap’tan on sene evvel aldattı ki, ehl-i ihtilâlin ekseri masondur. Lillahilhamd, o vesvese bir iki sene zarfında zail oldu. Tâ o vakitte anladım; bizim ekser ahrarımız mutekid müslümanlardır.

-Bediüzzaman Said Nursi’nin merhum talebesi Mustafa Sungur ağabey, Üstadın Sultan Abdülhamid’i “Veli” olarak nitelendirdiğini belirterek şöyle dediğini  aktarmıştı: “Sultan Abdülhamid, velidir. Ben, onu hususî dualarımın içine almışım. Her sabah, ‘Ya Rabbi, sen Sultan Abdülhamid Han ve Sultan Vahidüddin ve Hanedan-ı Osmaniye’den razı ol’ diye dualarımda yad ederim.”

1907’de İstanbul’a gelen Bediüzzaman, Meşrutiyetin ilanından evvel söylediği bir nutkunda, Sultân Abdülhamid’i, “Yaşasın yaraları tedavi etmek fikrinde olan halife-i Peygamberî” diye vasıflandırmaktadır.[3]

Ünlü Alman Devlet Adamı Prens Bismark, “Dünyada 100 gram akıl varsa, bunun 90 gramı Abdülhamit Han’da, 5 gramı bende, 5 gramı da diğer dünya siyasilerindedir”der.

[1] http://www.tesbitler.com/2015/01/02/edip-ve-yazarlarimiz/

http://www.tesbitler.com/2016/01/12/tarihten-kesitler/

http://www.tesbitler.com/2016/08/14/yetisin-3-abdulhamidi-deviriyorlar/

[2] Namık Kemal’in 1908’de Mısır’da neşrolmuş “Rüya” adlı makalesi.
Münazarat, s. 123.
http://www.saidnursi.de/namik-kemalin-ruyasi/

[3] http://www.risalehaber.com/bir-kez-daha-said-nursi-ve-abdulhamid-cevabi-273007h.htm

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: