Son Dakika
13 Aralık 2017 Çarşamba
24 Mayıs 2016 Salı, 08:46
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik [email protected] Tüm Yazılar

27 MAYIS 1960 İHTİLALİ – 2 –

27   MAYIS   1960   İHTİLALİ – 2 –

 

 İngilizlerin 30 yıl boyunca saklayıp,bu yıldan sonra yasağın kalkmasıyla açıkladıkları belgede:”Menderesin ve diğer hükümet üyelerinin idamını Sovyetlerin istediğini:”Türkiyeye baskı yaparak gerçekleştirdiklerini belgelerler.”[5]

            İlhan Murad ise bu İngiliz belgelerinin de:”Son derece akıllı bir İngiliz taktiğidir.”der.[6]

            -15-Eylül-1961’de”Yüksek adalet divanı”nın verdiği karar neticesinde mazlumlar idam edilir. Silahların konuşmasıyla –bazıları zorlansa da- 13’e 9 oyla idama karar verilir. Talat Aydemir ısrarlıdır. Taraftarlarının da şayiaları şudur:”Eğer mahkeme idam vermezse orada görevli subaylar Menderesi ve Bayarı vuracaklardı.” Koca devlet üç-beş kişinin keyif dümeninde dönmekte…

            Zulmün ipini çekenler daha sonraları taltif bile edildiler. Yani karar veren”Yüksek adalet divanı” üyelerinden Necdet Barıcıoğlu,Servet Tüzün,anayasa mahkemesi üyeliğine,başkanlığına kadar yükseldi. Zulmü teşvik için…

            Darbeciler insanlar tarafından böyle taltif edilirken,kader tarafından da tam bir adalet edilmekteydi:” 1961 yılında Adnan Menderesi idama mahkum eden yüksek adalet divanında savcı olarak görev yapan Ferruh Adalı kimsesiz bir şekilde öldü. Aydının –Kuşadası ilçesinde uzun süre tek başına yaşadığı evde ölen Ferruh Adalının cenazesine kuşadası belediyesi görevlileri dışında kimse katılmadı…”[7]

            İşte akibet,darbecilerde ölür…

            Turhan Dilligil notlarında:[8] “Biz 12 Eylül 1980 tarihindeki silahlı kuvvetler müdahalesini gerektiren anarşik ortamın 1968 yılında belirdiğini kabul edemeyiz. Biz daha geriye giderek:27 Mayısın kaynağının bile 1960’larda değil,çok partili demokratik rejime ilk adımların atıldığı 1946 öncesinde aranması gerektiği inancındayız.”

            “Üniversitelerimizde 1960’lı  yıllarda yalnız legal siyasi partilerimiz

değil,hatta kanun dışı gizli Türkiye Kominist partisi bile örgüt kurarak çalışmalarını sürdürmekteydi. İstanbulda 28-Nisan 1960 günü meydana gelen üniversite olaylarında seken bir kurşunla yaralanıp ölen Turan Emeksiz’in”Türkiye Kominist Partisi üniversite hücresi sekreteri”olduğu”Bizim Radyo”nun o günlerdeki bir yayınında açıklanmıştır.”[9]

            “Siyasetin üniversite ve yüksek okullarımıza 1960’lı yıllardan önce girip-örgütlendiği ve”Üniversitelerin masum istekleri”nin çoktan siyasi eylem hazırlıklarına dönüştürüldüğü kesin belgelerle tesbit edilmiş olduğu halde 27-Mayıstan sonra en çok istismar edilen ve 27 Mayısa gerekçe yapılan konuda gene”Öğrencilerin masum istekleri ve hürriyet aşkı”demogojisi olmuştur.”[10]

            “Türkiye Cumhuriyeti devletinin iç ve dış düşmanları her girişimde gençliği kullanmışlardır. Devlet yönetimine karşı girişimlerde gençlik,hep öne sürülmüş fakat hep bir “araç” olarak kullanılmıştır.

            Ortam hazırlandığı anda gençlik geriye itilmiş ve asıl darbeciler ön plana geçmişlerdir. Demek oluyor ki memleketin tehlikeli ortama sürüklenmesinde gençler kullanılıyor ve faka son darbe”nin sırası gelince,insiyatif siyasi muhterislerle cuntacıların eline geçiyor.

            Cunta faaliyetine gelince;bu gizli hizip çalışmaları Türkiye Cumhuriyetinde Atatürk döneminden beri var olmuştur. Çok partili parlamenter rejim uygulaması başladıktan sonra ise cunta sayılarında da artış olmuştur. Bu yer altı çalışmaları uygun ortam kollayarak ve iktidar özlemi çeken siyasilerle gizli işbirliği  sürdürerek zaman zaman memleketimiz için çok tehlikeli durumlar yaratmıştır.”

            “Demokrat parti muhalefette iken kendi yararına yapılacak hükümet darbesine asla müsaade etmemiştir ama 1950 yıllarından sonra iktidarda bulunduğu süre içinde,muhalefetle işbirliği yapan cuntacıları bertaraf edememiştir.

            1957 yılında Demokrat parti iktidarı” 9 subay harekatı”nı önlemiş ise de ciddi,köklü ve kesin önlem almadığı için,1960 yılının 27 mayısında kendisine karşı yapılan darbe harekatı”na engel olamamıştır.

            27 Mayıs ortamını öğrenci olayları hazırlamıştır. Buna rağmen MBK. döneminde de gene geriye itilip horlanan ve gerektiğinde kullanılan araç:Eğitim çağındaki gençlik olmuştur.

            “Şimdi kendi kendimize bir defa daha ve yüksek sesle soralım:”Türkiye 12 Eylül 1980 durumuna nasıl sürüklendi?” Kim ne derse desin,bizim kesin inancımız şudur:”Türkiye dedevlet düzeni 27 Mayıs 1960 darbesi ile rayından çıkarılmıştır.” “o tarihten sonraki bütün gayretler sadece geçici dengeler sağlamış ve bu yüzden de sonunda 12 Eylül 1980 harekatı zorunlu hale gelmiştir.”

            27 Mayıs 1960 ile 12 Eylül 1980 arasındaki yirmi yıl içinde Türkiye de pek çok silahlı ve silahsız ayaklanma girişimi olmuştur. Eğer 27 Mayıs gerekli bir müdahale idi ise,hemen ardından başlayan gösterilerin,ayaklanmaların,anarşinin ve isyan girişimlerinin gerekçesi ne olabilirdi?”[11]

            “Alparslan Türkeş 1977 yılında:”27 Mayıs,13 Kasım,21 Mayıs ve Gerçekler”adı ile yayınlanan kitabında da 27 Mayısla ilgili şu bilgiyi vermektedir:” 27 Mayıs hareketini biz hiçbir zaman bir “İhtilal” olarak tavsif etmedik. 27 Mayıs bir ihtilal değildir. Bir ihtilal olarak hazırlanmamıştır.”[12]

            “… 27 Mayıs hareketi her safhası ile ve her yönü ile çok iyi planlanmıştı. Fakat sonradan bunların uygulanması,çeşitli sebeblerle aksaklığa ve imkansızlığa uğradı.”[13]

            “… Bir Türk subayı olarak,bütün çarelerin tükendiği bir devrede bu müdahaleyi en az zararlı,en az ızdıraplı bir usulle gerçekleştirmeğe gayret edenlerden biri bulunmak,en büyük iftiharımdır.” Ve yine eserinde devamla:”…İhtilal fikri bu memlekette CHP iktidarı devrinde başlamış ve bu fikir partilerin,memleketin kaderini daima uçurumlara doğru sürüklemeye devam ettikleri 27 mayıs 1960 yılına kadar gelmiştir.”[14]

            “.. Daha 1946 / 47 yıllarında orduda devrin iktidarını devirmek için teşekkül etmiş ihtilal birlikleri vardı.. Hatta,hatta,bu fikrin kökü 1941 yılına kadar uzayabilir.”[15]

            İsmet İnönü;her zaman ve zeminde ihtilali meşru görmüştür. Bunu meşrulaştıracak zemini de her an elinde tutmuş ve de kullanmıştır. o onun can simidi idi. Muhalifleri üzerinde tehdit unsuru idi. Hükümeti olmasa da,iktidarı bununla yürütmekte idi. Nitekim 1958 ve 60’daki beyanatlarında bu durum açıkça görülmektedir.           

            “27 Mayıs ihtilalinden sonra Cemal Gürsel Paşanın,anayasa komisyon başkanı Sıddık Sami Onar’a.”Cumhurbaşkanının tek dereceli ve halk tarafından seçilmesini edecek bir anayasa yapılsın.”demesi üzerine S.S. Onar:”Laikliği pekiştirecek tadilatı yapalım ama bu seçim getirecek olursa halk ya Said Nursi’yi seçer,yahut da onu destekleyen profesörü (Ali Fuat Başgil’i)”der.

  1. Şevket Eygi bir makalesinde:”1960’ta 27 Mayıs darbesi olduğu zaman ihtilalciler Diyanete baskı yaparak derhal bir Türkçe meal hazırlanması emrini vermişlerdi. M. Kemal’in tahakkuk ettiremediği inkilabı onlar yapmak istiyorlardı. Ben o zaman Diyanette çalıştığım için bu işin iç yüzünü iyi bilmekteyim.”Ta ki namazda bu Türkçesinden okutmak üzere ve D.P’ye muhalefet,ihtilalin amacı olan bu uygulamayı gerçekleştirmek…

                                                                                                         

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: