Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
18 Temmuz 2017 Salı, 08:37

15 Temmuz’u Anmak   Adıyaman Üniversitesinin yayın organı Akademi Adıyaman Dergisinin 15 Temmuz 2016’da yapılan menfur darbe girişimini konu edinen Ağustos 2016 tarihli 5’nci sayısında Valimiz Abdullah Erin ve Belediye Başkanımız Hüsrev Kutlu’nun, kendi ağızlarından, o geceye ait izlenimlerinden çok önemli gördüğüm pasajlarını bu köşeye aktarmıştım. “Unutmadık, unutturmayacağız” dediğimize göre hafızaları tazeleme adına kısa anekdotları […]

15 Temmuz’u Anmak

 

Adıyaman Üniversitesinin yayın organı Akademi Adıyaman Dergisinin 15 Temmuz 2016’da yapılan menfur darbe girişimini konu edinen Ağustos 2016 tarihli 5’nci sayısında Valimiz Abdullah Erin ve Belediye Başkanımız Hüsrev Kutlu’nun, kendi ağızlarından, o geceye ait izlenimlerinden çok önemli gördüğüm pasajlarını bu köşeye aktarmıştım. “Unutmadık, unutturmayacağız” dediğimize göre hafızaları tazeleme adına kısa anekdotları bu kez bir arada okumanın yararına inandım.

4.10.2016 tarihli “Vali Erin’den Helalleşme-2” başlıklı yazımızda, ilimize gelişinde “ayağının tozu” henüz üzerindeki Valimiz Abdullah Erin: “Bu gelişmeler yaşanırken yanımdakilerden bana ‘lojmanda bekleyen eşiniz ve çocuklarınızı ortalık duruluncaya, sakinleşinceye kadar daha güvenli ve emin bir yere alalım.’ gibi teklifler geldi. Ben ise bu teklifleri kabul etmeyerek ‘eğer ben eşimi ve çocuklarımı başka yere aldırırsam, ileride ne kendime ne de vatandaşa bunu anlatamam.’ diyerek teklifleri kabul etmedim. Teklifler sonrasında eşimi ve çocuklarımı aradım, onlara durumu kısaca anlatarak korkmamaları gerektiğini ve haklarını helal etmelerini söyledim.“ demekte…

28.10.2016 tarihli “Oğlum Hüsrev; Korkmayın, sonu hayra alamet olacak” başlıklı yazımızda Belediye Başkanımız Hüsrev Kutlu ise: “O gece babamı uyandırmışlar, babam 90 yaşında. Kalktığında hemen ‘Hüsrev’i arayın’ demiş ve beni aradı, ‘Oğlum hiç korkmayın, cesur olun, üstüne gidin, bunun sonu çok hayra alamet olacak’ dedi. Bunları söylediğinde Cumhurbaşkanımız daha açıklama yapmamıştı. Meydana ilk gittiğimde bir baktım eşim ve iki çocuğum meydanda. Onların yanına giderek; ‘Hanım sen niye geldin?’ dediğimde, ‘Eşim, çocuklarım, kardeşlerim ve babam buradaysa benim de yerim onların yanıdır, öleceksek birlikte ölürüz.’ dedi. 106 yaşındaki ninelerimizi de gördüm, engelli sandalyesinde kardeşlerimizi de gördüm. Hepsinin gözleri parlıyordu.” diyor…

Milli irade dediğimiz TBMM’ndeki siyasi partilerden iktidar partisi il başkanının yaşadıklarını ise okuyucularla paylaşmamanın eksiklik olabileceğini düşündüğümden AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Dimez’le görüşerek anlattıklarını not ettim. Şahsi mazeretim nedeniyle “ikinci memleketim” Ankara’ya gelince yazıya döküp yayınlamamın nasip olduğu 28.12.2016 tarihli “15 Temmuz ve Başkan Dimez” başlıklı yazımızda, bir akrabasının düğünü için önceden gittiği Kırşehir’de haber aldığını belirten Dimez: “Kırşehir’de yemek yediğimiz Garnizondaki bir Albay’ın darbe girişimini duyduğunda ‘Benim bundan haberim yoksa bu hareketleri kesinlikle başarıya ulaşamaz.’ deyişini hiç unutamam. Nitekim Allah’a şükür başarıya da ulaşmadı. Bu arada arayıp ‘Silahları kuşandık, nerede iseniz oraya gelelim.’, ‘Abdestimizi aldık, helalleşmeye nereye gelelim? anlamında mesaj gönderenler de oldu. Hayır diyerek teşekkür ettim. Ayrıca halkımızın menfur darbelere karşı duruş refleksini göstermesine sevindim ve duygulandım.” şeklinde ifade ediyor.

Aynı yazımızda muhalefet partileri il başkanlarından 15 Temmuz’da yaşadıklarıyla ilgili anekdotu olabileceklere de objektif yayıncılık açısından sütunlarımızın, telefonlarımızın açık olduğuna dair davetimize icabet eden de olmadı…

Her üç anlatımda da ölüm ve helalleşmenin adeta “ortak payda” olduğu, milletçe 250 şehit verdiğimiz bir yıl önceki tespitler böyle… Allah’a şükür şimdi de aynı duyguları yaşamaktayız.

Bu vesile ile, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez kendisini ve demokrasisini koruma refleksi ile menfur tanklı, toplu bir darbenin sonuçlanmasını önlemeyi başaran aziz milletimizin bağrından çıkan 15 Temmuz ile devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için tarih boyunca canını feda eden tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyor, bizlere olan haklarını helal etmeleri temennisiyle tüm şehit aileleri ve gazilerimize şükranlarımı sunuyor, hayırlı ömürler diliyorum. Yüce Allah, bir daha böyle günler yaşatmasın…

Bu arada, “Geç bulduk, tez ayrıldık” deyimi hatırlatılırcasına başarısının “tavan” yapmaya başlayacağı bir yılın sonunda Şan(s)lıurfa Valiliğine atanan, devletin “ceberrut” yüzü yerine “gülen” yüzünü gösteren, memleket yararına olan görüş ve önerilere açık mütevazı Valimiz Abdullah Erin’den sonra ilimize atanan Valimiz Nurullah Naci Kalkancı’ya başarılar diliyor, göreve başlama mesajında “Önce İnsan” şiarını vurgulamakla Erin valimiz gibi kısa sürede önce Adıyaman “insanını” tanıyacağını ve tanınacağını umuyorum.

YOLUN AÇIK OLSUN KIZILBAY: Aynı hastalıktan genç yaşta babamı ve kız kardeşimi de kaybettiğimden Kanser olduğunu bildiğini, Belediye Başkan Yardımcısı Said Kutlu ile 2005’lerde “Çöp Alanı(!) mesai arkadaşı” görev düşkünü Yakup Erdoğan’dan öğrenip istişare ettikten sonra kendisini de motive edici içerikli 20.3.2017 tarihli www.milliyet.com.tr’de yayınlanan “Erdoğan’ın hikâyesini anlattığı Göknur Damat’a doktorlar 6 ay ömür biçmişti” başlıklı haber linkini gönderdiğim, Ankara Medicana Hastanesi ve Hacettepe Onkoloji Hastanesinde ziyaretine ancak iki kez gidebildiğim, o hasta haliyle 16 Nisan 2017’de oyunu kullanabilmek için Adıyaman’a yolculuk yapmayı göze alabilen vefalı, güler yüzlü, geldiği makamla yücelmekten ziyade geldiği makamı yücelten güzel insan, Adıyaman Belediye Başkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Basri Kızılbay’ın vefat ettiğini öğrendim. Allah’tan rahmet, ailesi ve başta Başkan Hüsrev Kutlu olmak üzere tüm mesai arkadaşlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Hakk dünyadaki yolun da kalbin gibi açık ve nurlu olsun inşallah…   

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: