Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
17 Temmuz 2017 Pazartesi, 08:58
Emrah Yıldırım
Emrah Yıldırım [email protected] Tüm Yazılar

15 Temmuz’u Anlamak Bir Diriliş Gecesi

15 Temmuz’u Anlamak Bir Diriliş Gecesi   Bu yazımı yazmadan önce şunları belirtmek istiyorum: Herhangi bir partiye, cemaate, örgüte bağlı olmayıp tek bağlı olduğum yerin “insanlık” olduğunu söylemek istiyorum. Ve ikinci olarak da şunu eklemek istiyorum vatanı savunmak, yazmak için siyasetçi, politikacı da olmaya gerek yok sadece bu vatan evladı olduğunu hissedip, sevmek kâfidir. Geçen […]

15 Temmuz’u Anlamak Bir Diriliş Gecesi

 

Bu yazımı yazmadan önce şunları belirtmek istiyorum: Herhangi bir partiye, cemaate, örgüte bağlı olmayıp tek bağlı olduğum yerin “insanlık” olduğunu söylemek istiyorum.

Ve ikinci olarak da şunu eklemek istiyorum vatanı savunmak, yazmak için siyasetçi, politikacı da olmaya gerek yok sadece bu vatan evladı olduğunu hissedip, sevmek kâfidir.

Geçen sene bu vakitlerde gerçekleşen alçak darbe girişiminin ardından bir sene geçmesine rağmen izleri sürüp içimizde hala dün gibi yaşıyor. Hayatının en uzun gecesi hangisi oldu diye sorsalar biri de 15 Temmuz derim.

15 Temmuz gecesi; ülkemizin sağcısı, solcusu, kürdü, türkü ile beraber herkes kenetlenip milli birlik ve beraberlik duygusunun doruğa çıktığı gecedir o gece. Ülkemizin içindeki, dışındaki, dâhili ve harici düşmanlarına karşı önemli bir mesaj verildi. Tüm Türkiye milletine ve özellikle bu vatanın gençlerine bu geceden sonra düşen vazife; ülkesi içerisinde birlik ve beraber olmak ve ülkemize ve milletine karşı oynanan oyunların farkında olup uyanık olmak gerekiyor. 15 Temmuz darbe girişimi gösterdi ki hainler asla uyumuyor hiç umulmayan bir zamanda devlete (vatana) kast edebiliyorlar. Atalarımız boşuna dememiş: “Su uyur, düşman uyumaz” diye.

15 Temmuzu anlayıp, yaşamak için de bu vatanın evladı olmak yeterlidir. Bu vatan hepimizin, biz bu vatanın evlatlarıyız. Vatanımız için de her daim gerek gelişmesi gerek dünya devleri için yarışması içinde vereceğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız. Bu vatan öyle kolay kazanılmadı, düşman güçlerinden öyle kolayca arınmadı bunun bilincinde olup vatanımız için can vermeye hazırız biz bu vatanın neferleriyiz. Buna kimsenin en küçük zerre dahi şüphesi olmasın.

Biz öyle bir milletiz ki söz konusu vatan ise et ile tırnak gibiyiz.

Biz öyle bir milletiz ki savaşa giderken ve gelirken bile ezanlarla uğurlanıp, ezanlarla geri döneriz ister sağ olarak ister cansız bedenimiz olarak. Bu gelenek Çanakkale Savaşından beri devam etmektedir.

Biz öyle bir milletiz ki 40 yılda hesaplanan oyunu 4 saatte bozup başlarına geçiren şanlı bir milletiz.

Biz öyle milletiz ki bugüne tanka binmemiş ama koltuğuna geçip de 5 dakikada çözen bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki söz konusu vatan ise ve tek geçim kaynağı tarım olan amcanın uçağın kalkıp darbe yapmaması, halka zarar vermemesi için o yıl ki mahsulünü yakan milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki bizde Nene Hatunlar, Seyit Onbaşılar bitmez. O gecenin Nene Hatunu darbe olduğunu duyup kara çarşafını giyip kamyoneti çalıştırıp mahalleyi toplayıp meydana giden teyzemizin, darbeyi bilip canının pahasına darbeci generali gözünü yummadan vuran Şehit Ömer Halis Demir’in olduğu vatanın evlatlarıyız.

Biz millet olarak cidden çılgın insanlarız F-16’ ya kiremit, levye atmak nedir arkadaş? J

Islık çalıp “Gel lan buraya” diyen Anadolu’nun yiğit çocuklarıyız.

Ve biz millet olarak vicdan sahibi insanlarız. Niyesi mi? Tanktan çıkarttığı suçsuz askeri linç etmesinler diye sarılan polisin vicdanına sahibiz.

Biz aslında o gece yine Çanakkale’yi yaşadık. Neden mi?

O gece yine birlik ve beraber hat safhadaydı.

O gece tek düşülen şey vatan idi.

O gece yine çoluk, çocuk demeden herkes sabaha kadar nöbetteydi.

Yine halk olarak elimizde pek bir şey yoktu. Tankları kaldırım taşları ile durdurmaya çalışıyorduk. O olmadı halk şahsi arabalarını önüne indiriyordu. En önemlisi ise canını hiçe sayıp kendinden onlarca ağırlıkta ki tankın önüne uzanan abimiz, vardı onun da yüreğinden öpmek lazım.

Evinde olup yaşlı veya çıkamayan ablalarımızın, ninelerimizin bize ettiği dualar sayesinde galip geldik…
O gece yine iman gücü vardı; her zaman ki gibi tank ve topun gücüne karşı galip gelmiştir. İman öyle bir şeydir ki hem nurdur hem kuvvettir.

Meydanlar da bulunanlar şehadet şerbetinin içip gelmişlerdi oraya sanki. Şehadet; müminlerin manevi zırhıdır. Ona hiçbir tank nüfuz edemez…

Biz Türkiye halkı olarak şahsımıza yapılan her şeye göz yumsak dahi. Vatanımıza, milletimize yapılan fenalığı unutmayız ve sonucu ne olursa olsun affetmeyiz.

Ve bize evimizde rahat uyuyalım diye geçmişte olduğu gibi 15 Temmuz gecesi de bazı yiğid vatan evlatları ebediyen rahmeti rahmana göç ettiler. Şehitlerimizin vatan ve bizler için canından, eşinden, geri de bıraktıklarından vazgeçtiler. Biz sizleri toprağa değil, gönüllere gömdük. Geri de bıraktıklarınız bize emanettir. Gözünüz arkada kalmasın…

Bu vatanı vatan yapan üstündeki kandır ve bunu temsil eden bayrağıdır, ezanıdır. Bu ülke de şanlı bayrağımız inmez, ezan dinmez. Böyle yiğitler olduğu sürece.

“Üstadın şu sözü geliyor aklıma: Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır !” Ve batmadı da, evelAllah…

15 Temmuz gecesi; tank gücünün iman gücünü yenemeyeceğinin, bu toplumun köleleştirilemeyeceğinin adı, yeniden uyanışın miladıdır. Dünya’ya bir gecede “VATAN” kavramının ne olduğunu Türkiye’de ne ifade etiğini ve en önemlisi vatanı için neler yapacağını gösterdiği gecedir.

Allah’a şükür ki darbelerin susturduğu ezanlardan, ezanların susturduğu darbeyi görebildik.

Bunun için ne kadar şükretsek azdır.

Yazıma son vermeden önce son birkaç şey eklemek istiyorum:

Darbeden gecesi ben hiçbir ünlüyü hiçten kastım çoğunu meydanlarda göremedim. Bunların arasın da bazı siyasiler de var tabi. Lafa gelince kalabalık da kurt gibisiniz iş başa gelince tavuk gibi kümesinize girmeyi iyi biyorsunuz. Ve bu soytarılar (sanatçılar) darbeden birkaç gün sonra meydanlara çıkıp konuşmalar yapıp, şarkı söylüyorlar yazıklar olsun sizlere. Kendinize saygınız yoksa da bari vatan için şehit olanlara ve onların ailelerine saygınız olsun. Ne diyor Üstad: “Kazanılmış zaferin, komutanı çok olur.”

Masum insanların üzerine askerlerle ateş açtıranlar bunu insanları din ile yaptılar. Dininizi şeyhlerden, hoca efendilerden değil sadece Allah’ın kitabından öğrenin.

Darbeden sonra haklı haksız olumsuz şeyler çok yaşandı. Umarım hak yerini erken bulup suçsuz olup da işten atılanlar işinin başına yine döner. İnsanın hiç suçu olmayıp da vatan haini diye tanımlanması cidden zor olsa gerek.

Darbeden sonra işten atılanlara ve bulundukları konumlara baktığımızda cidden gülünç bir durum ama cemaat ülkeye değil de biz cemaate sızmışız gibi. Adamlar boşuna dergi adlarını ‘sızıntı’ yapmamış tabi. Lütfen bir daha böyle olayların yaşanmaması için bu konuda daha hassas olup, uyanık olmak zorundayız.

Ve en önemlisi bu ülke de bu birlik hep olduğu sürece ben inanıyorum ki bir daha kimseye boyun eğmeyeceğiz. Kimse eğmemiz için dahi bizden fırsat kollamayacak.

Vatan aşkı, aşkların en yücesi ve ölümsüzüdür. Kahraman milletimizin Birlik ve Beraberlik Günü kutlu olsun.
Şehitlere rahmet, ailelerine baş sağlığı diyorum. Haklarını bize helal etsinler.

Darbenin en şiddetli yaşandığı iller olan: İstanbul, Ankara gibi büyük şehirdeki halkımıza büyük şükranlarımı sunuyorum…

Yer yarılmadıkça, gök üstümüze çökmedikçe, bizdeki birlik bitmedikçe Allah’ın izni ile bu ülkeyi, bu ülküyü kimse dize getiremez.  15 Temmuz Şehitlerinin ruhu şad olsun. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Tüm şehitlerimizin Ruhu şad olsun. Bir Hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor. Başta 15 Temmuz Şehitlerimiz olmak üzere bütün bu vatan için canını verenlere Allah rahmet eylesin. Bu vatan çok ihanet ve hainler gördü ama bunun gibisini az gördü. Ama unuttukları Türkiye milleti hepsini tarihe gömdü. Bu aziz millet darbeye karşı canını ortaya koyarak, tarihe adını bir kez daha altın harflerle yazdırdı. 15 Temmuz Demokrasi nöbetimiz kutlu olsun.
15 Temmuz gecesinde ki takvim yaprağını da son olarak size nakletmek istiyorum: “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” (Ali İmran,39)

Eğer, sürç-i lisan ettiysem af ola.

Sağlıcakla kalın, Allah’a emanet olun…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: