23 Temmuz 2016 Cumartesi, 08:38
Mustafa Işıldak
Mustafa Işıldak [email protected] Tüm Yazılar

15 Temmuz Darbe Girişimi ve Millet…

15 Temmuz Darbe Girişimi ve Millet…   27 Mayıs 1960 devrimi(ve artçı karşı askeri darbe girişimleri), 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 ihtilali, 28 Şubat 1997 MGK kararı ve 27 Nisan 2007 e-muhtırası derken şimdi de 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi… Verdikleri isim farklı da olsa özde bu tarihler, seçimle yönetime gelen hükümetlerin, […]

15 Temmuz Darbe Girişimi ve Millet…

 

27 Mayıs 1960 devrimi(ve artçı karşı askeri darbe girişimleri), 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 ihtilali, 28 Şubat 1997 MGK kararı ve 27 Nisan 2007 e-muhtırası derken şimdi de 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi…

Verdikleri isim farklı da olsa özde bu tarihler, seçimle yönetime gelen hükümetlerin, seçilen milletvekillerinin ve dolayısıyla bu vekilleri seçen yüce milletin kararlarını, kısaca milli iradeyi “çöpe atarak” ülke yönetimine zorla el koyulmuş veya yeltenilmiş, demokrasimizin 66 yılda “milat” halini almış 6 yüz karasıdır.

Bu 6 yüz karasından sonuncusunu, öncekilerden aldığımız derslerle Allah’a şükür “en az zararla” atlattığımızı söyleyebiliriz. Bunu, darbe girişimine katılmayan asker ve polislerle birlikte Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla sokağa dökülen, tankların önüne yatan “Hürgeneraller”e borçluyuz. Böylece artık bu tür maceralara tepkisiz kalmayacağımızı ve demokrasi bekçiliği konusunda da “büyük millet” olduğumuzu bütün dünyaya göstermiş olmaktayız.

Netekim(!), menfur darbe girişiminin ilk akşamında Genel Kurmay Başkanlığından zırhlı araçların çıkmasını engellemek için “canlı kalkan” olan halka, acımasız darbecilerin helikopterden açtığı ateşle, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Yasin Naci Ağaroğlu da maalesef sayıları 200’ü aşan şehitler arasına katılmıştır. Allah, tüm demokrasi şehitlerimizi Hakk dünyada nurlar içinde yaşatsın inşaallah. Bu arada, Adıyaman Belediyesinin avukat kökenli Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu,  bu kahraman namzet meslektaşının adını, gerekirse Baronun önerisi üzerine Belediye Meclisi kararıyla ilimizde uygun bir park veya caddeye, örneğin Adliye  Sarayı yanında yapılacak parka verebilir. Okulunda öğretilen hukuka sahip çıkmak adına silahlı darbecilere karşı koyan bu cesur gencin Antalyalı oluşunun ise, üniter devlet yapımızdan dolayı engel oluşturmayacağına inanıyorum.

Bedenimiz il dışında olsa da yüreğimiz Adıyaman’da olduğundan yerele ilişkin naçizane görüşlerimizi de ifade edeceğiz. Şöyle ki;

Medyadan izlediğim kadarıyla, hareketin ilk saatlerinden itibaren Albay İbrahim Koyuer komutasındaki Adıyaman İl Jandarma Komutanlığı, darbeye iğne ucu kadar dahi destek vermediği gibi aksine her gece Hükümet Meydanında düzenlenen Demokrasi Nöbetlerine Albay’ımızın halkla birlikte katılıyor olması, yaşanan güzelliklerin başında gelmektedir. Hele, henüz “Hoş geldiniz” ziyaretleri dahi bitmeden darbe teşebbüsünü “kucağında gören” çiçeği burnunda Valimiz Abdullah Erin’in; Belediye Başkanı, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü, AK Parti, CHP ve MHP il başkanları ile Alevi Dernek Başkanları ve kanaat önderleri ile birlikte gece boyu aynı mikrofonda, aynı karede yer alması “tasada ve kıvançta”ki beraberliğin ender örneklerinden birini oluşturmaktadır. Gelen SMS’lerden, Demokrasi Nöbetlerinin düzenlenmesinde ve kamuoyunun dinç tutulmasında sağ olsunlar, Başkan Kutlu ile AK Parti’nin mütevazı İl Başkanı Abdurrahman Dimez’in “motor” görevi gördüğü anlaşılıyor. Lakin bu görevin Vali veya Belediye Başkanı tarafından bazı geceler için söz konusu muhalefet partilerine de önerilmesinde ve muhalefetin de kabul etmesinde toplumsal yarar bulunmaktadır. Bu iki partinin temsilcileri son birkaç gündür meydanda halka sesleniyor ise de bu taktirde ayrıca SMS’lerle gruplarını davet edecek, kendilerini “vagon” halinde görmeyecek, sorumluluk ve sahiplenme duyguları artmış olacaktır. Hükümet Binası dışına asılan Türk Bayrağı ve Cumhurbaşkanı’mızın portresinin yanına üçüncü-dördüncü günden sonra Atatürk’ün portresinin eklenmesi, bu anlamdaki bir eksikliğin giderilmesini sağlamış, böylece muhtemel provakosyonların da önünü kesmiştir. Gün, siyaset yapma veya olayı istemeyerek te olsa siyasi propogandaya devşirme manzarasına göz yumma günü olmadığı gibi alınganlık gösterip “alternatif mitingler” düzenleyerek ayrılık yaratma veya bu ayrılığı körükleme günü de hiç değildir. Gün, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan tüm siyasi partilerle, Alevisiyle, Sünnisiyle tek yürek, tek bilek olma günüdür. Öyle inanıyorum ki bu birliktelik ve hoşgörü, Adıyaman’da ilelebet devam edecek, hatta tüm partilerin genel başkanlarına dahi örnek olacaktır.

Hiç şüphesiz, darbeci ve yandaşlarına verilecek en güzel cevaplardan biri budur. Bu “cevabı hazırlamak” için de ilk adımı atmak, Valimiz ve Belediye Başkanımıza düşmektedir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: