Son Dakika
20 Ekim 2017 Cuma
02 Ağustos 2016 Salı, 08:36

Darbenin itirafı   İşler kontrol altına alınana kadar darbeye övgü dizen, hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’dan sığınma talep ettiğini söyleyenleri şimdi ibretle izliyoruz ama o gece darbenin itirafı gelmiş, dün izleme şansım oldu. Televizyonları kapanınca internet üzerinden yayın yapan STV, darbenin olduğu ilk saatlerde skandal bir yayına imza atmış. Darbenin başarılı olduğunu, ülkenin teslim […]

Darbenin itirafı

 

İşler kontrol altına alınana kadar darbeye övgü dizen, hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’dan sığınma talep ettiğini söyleyenleri şimdi ibretle izliyoruz ama o gece darbenin itirafı gelmiş, dün izleme şansım oldu.

Televizyonları kapanınca internet üzerinden yayın yapan STV, darbenin olduğu ilk saatlerde skandal bir yayına imza atmış.

Darbenin başarılı olduğunu, ülkenin teslim alındığını, Cumhurbaşkanı başta olmak üzere devlet büyüklerinin öldürülüp ya da rehin alındığını iştahlı iştahlı anlatmak için bir canlı bağlantı sağlıyorlar.

Ekranda STV’nin eski muhabiri Şemsettin Efe var.

Bağlantıda ise Zaman Gazetesinin eski yazarı, sonra Yeni Hayat Gazetesinde yazan Kerim Balcı var.

Balcı, darbeye methiyeler dizmeye hazır bir halde bekliyor.

Ancak sunucu Şemsettin Efe, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı sokağa çağırdığını söylüyor.

Kerim Balcı inanmıyor tabii, hani ölmüş veya rehin alınmış olması lazım ya…

Önce kekelemeye başlıyor.

Birkaç kez “bu.. bu..” diye söyleyeceğini toparlayamıyor ve “Bu bizzat Cumhurbaşkanlığı’nın sitesinden falan gelen bir şey mi?

Bilginin doğruluğundan emin olmayan Şemsettin Efe, kulaklığıyla ana kumanda masasından gerçeği öğrenmeye çalışıyor.

Sonra açıklamanın cep telefonuyla, CNN Türk’e bağlanan Cumhurbaşkanı tarafından bizzat yapıldığını, halkı havalimanlarına, köprülere, meydanlara çağırdığını söylüyor.

Kerim Balcı, önce susuyor…

Bu susuş, bir yıkılış gibi adeta…

Sonra yutkunmaya başlıyor ve sonra yine kekeliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı sokağa çağırmasının vahim bir hata olduğunu söylüyor.

Halkın silahlı bir gücün karşısına çıkamayacağını belirtiyor.

Bizim halkımız bırakın G3 kurşununa karşı durmayı, yerde yatmayı bilmez.” diye halka ne kadar tepeden baktığını da hepimize göstermiş oluyor.

Sonra “Hepimi askerliğimizi AK Parti döneminde ücretli yapmış insanlarız” diyor. Sanki AK Parti döneminden önce paralı askerlik yok gibi.

Burada bile AK Parti’ye olan kinini, “paralı askerlik”ten faydalandığı halde kusmaktan geri kalmıyor.

Bu nasıl bir kin, bu nasıl bir nefret ve bu nasıl bir insanlık, bilmiyorum.

Örnekler de veriyor, Suriye, Mısır.. buralarda da halkı silahlı darbecilerin karşısına çıkardıklarını ve o kadar insan öldüğünü, iç savaş başladığını söylüyor ve halkı korkutuyor. Belki de “sonunuz böyle olmasın” demeye getiriyor, yapabilecekleri alçaklıkla ilgili ipucu vermiş oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tavsiyesi de var tabii ki, Kerim Balcı’nın, “darbecilerle pazarlık” yapmasını öğütlüyor. Belki canını bağışlarlar demeye getiriyor olmalı…

Sonra halkına seslenen Cumhurbaşkanının yerine kendisini koyuyor ve halkına sesleniyor; “Cumhurbaşkanının söylemlerinin ve söylediklerini herhangi bir bağlayıcılığı yoktur. Bulunduğu durum itibariyle zaten akli melekelerinin koruyacak bir durumda olduğunu zannetmiyorum” diyor.

Bütün bunları söylerken sesi titriyor, sürekli yutkunuyor ve sürekli kekeliyor.

Çünkü böyle bir şey için hazır değildi, o ve onun gibi aşağılık terör destekçileri…

Onlara göre ağabeylerin organizesiyle asker duruma el koyacak, sabaha kadar ülkenin tümüne hâkim olacaklardı.

Sonra gelsin aşağılık mehdi kılıklı terörist başı…

Darbenin başladığı saatlerde darbeye övgü dizenler, sonra “Bizim darbeyle ne alakamız var” demeye başladı.

Oysa darbenin ayak sesleri duyulmaya başladığı ilk andan itibaren her adımda itiraf ediyorlardı zaten.

Başarılı olduğunu düşündükleri her an, itirafları da sevinçlerinden, yüzlerindeki mimiklerden, sosyal medyadaki alkışlardan belliydi.

İşler tersine dönünce itirafların yerini kıvırmalar aldı.

Dansöz gibi kıvırıyor, “kim yapmışsa..” diye darbecilere tepki bile gösteriyorlardı.

Hem takkiye onların genlerinde vardı.

40 yıldan bu yana, kendilerini Müslüman gösteren ama halen tam ne oldukları belli olmayan, hangi dine hizmet ettikleri anlaşılmayan, hangi ülkelerin çıkarı için çalıştıkları da netleşmeyen kukla bir örgüttü.

Fetullahçı Terör Örgütünün önemli kalemşörlerinden Kerim Balcı, 15 Temmuz gecesi, darbeye methiye dizmeye hazırken, hazırlıksız yakalandı.

Darbenin itirafı, Fetullah Gülen’in kalemşörü Kerim Balcı’dan geldi; vücut diliyle de, dilinden zorla dökülen kelimelerle de itiraf etti.

Bu alçaklığı, bu hainliği, bu şerefsizliği bu millet, ömür boyu unutmayacak, bunu da bilsinler…

 

Tweetimden seçmeler

Yutkunup söyleyemediklerimiz var ya.. Gerçek düşüncelerimizdir onlar…

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: