Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma

Kişisel Gelişime Tevhidi Bakış

08 Mayıs 2015 Cuma, 09:24

Hakan Karayılan’dan Önemli Bir Kaynak Eser

Kişisel Gelişime Tevhidi Bakış

 

Gazetemiz Yazarı Hakan Karayılan’ın ilk kitabı olan “Tevhid Düşüncesi Ekseninde Kişisel Gelişim Kitapları” adlı kitabı, Beyan Yayınlarından çıktı.

Alanında ilk olma özelliği de taşıyan ve Kişisel Gelişim Kitaplarına farklı bir bakış getiren çalışma, yazarın aynı zamanda ilk kitabı.

Eğitimci Yazar Hakan Karayılan “Kişisel gelişim kitapları; dünyada var oluş amacını arayan, kendini keşfetmeye uğraşan modern insana, yaşam boyu gelişim, sınırsız mutluluk, mükemmelliğe ulaşma, düşünce gücünü açığa çıkarma, evrenle manevi bir ilişkiye girme, kadere meydan okuyup özgürleşme, zengin ve başarılı olma gibi hedeflere ulaşacak yöntemler sunmaktadır.

Bu kitaplarda tavsiye edilen bazı mistik, spiritualist ritüeller ‘yeni inanış ve ibadet biçimleri’ gibi arz edilmektedir. Bu eserlerden birçoğu insanın kendisi ile savaşımını başarı ekseninde ele almakta, yaşamı Allah’ın irade ve takdirinden tamamen soyutlamaktadır. İnsanı varlık âlemindeki bütün değer ve sistemlerin objesi olarak gören kişisel gelişim anlayışı, her bireyin mutlak bir güç sahibi olduğunu vehmettirerek insanı kutsallaştırmaktadır. Böylece insana; her şeyi yapabileceğini hissettirerek Tanrı’dan rol çalmasını öğütlemektedir.

İnsanın varlığının ayrılmaz bir parçası olan inanmayı, yaratıcısına karşı kulluk ve sorumluluk şuuru içinde toplum ve evrenle münasebetlerini düzenleyen tevhid akidesini tamamen dışlayan kişisel gelişim kitapları; yepyeni bir âlem ve insan tasavvuru inşa etmektedir. Bu yönüyle ‘İnsanı, insan eden imandır’  düsturuna muhalif olarak, gerekirse  inançların içini boşaltıp, yeniden dizayn ederek kişisel gelişimi bir proje olarak kullanan sistemin çıkarlarına alet etmekte ve  kalpleri iman noktasından uzaklaştırmaktadır.” dedi.

Karayılan, kitabın önsözünde ise şunları söylemiş; “Allah inancı etrafında örülen bir hayat görüşü ve yaşam tarzına dayanan sistem fikrinin çekirdeğinde Tevhid kavramı yatmaktadır. Kur’ân’ın tevhid daveti hayatın tümünü kuşatan bir çağrıdır. Öyle ki, Allah’ın vaaz ettiği emirler, hayatın bütün alanlarını kapsamaktadır. İslam, evrensel bir özelliğe sahiptir ve bu özelliği ile tüm çağlarda müsbet anlamda değişimin, nicelik ve niteliğinin nasıl olması gerektiğine cevap vererek yol göstermektedir. Tevhid ilkesi, merkezinde domine güç olarak Allah’ın olduğu  bir tasavvurun inşa edilmesidir. Hayata O’nun gösterdiği yerden bakmak, var ettiği gibi görmek, yönelttiği amaca doğru yürümek ve hepsinden ötesi onun boyasıyla boyanmaktır. Tevhid ilkesi, varlığı ve yokluğu, hayatı ve ölümü, güzel ahlakı ve kişilik kaybını, doğru yolu ve dalaleti en iyi ayrıştıracak ve hakkı ortaya koyacak bir mihenk noktasını oluşturmaktadır.

Tevhid inancının temel amacı; insanları, Allah dışındaki canlı cansız herhangi bir varlığa, sisteme veya güce kulluk etmekten korumak ve şirke düşmüş olanları da bu bataklıktan kurtarıp tek olan Allah’a kul olmalarını, dini yalnız Allah’a tahsis etmelerini, bunun neticesinde de onlara dünya ve ahiret saadetini sağlamaktır. Tevhid ilkesinin oluşturduğu evren tasavvuru ise, evreni birbiriyle ilişkisi bulunmayan anlamsız bir kurmaca olarak görmez. Bilakis evrenin zerresinden kürresine bütün unsurlarıyla düzenli, mükemmel işleyen bir sistem olması, ince ayarlara dayanan işleyiş tarzı, kendisinde hiçbir boşluk, karmaşa ve kuralsızlığın olmaması, canlı bir birlik halinde bulunması, tevhidin neticesidir. Bu Allah’ın birliğine işaret eden bir delildir.

Kur’ân, dünya ve ahiret hayatlarını “insan hayatı” kavramı altında birleştirilmiştir. Dünya ve ahireti birbirine rakip ve hasım olmaktan çıkarmıştır. Tevhid eksenli bir bakışla tek dünyalı bir hayat tasavvurunun her iki biçimi de reddedilmiştir. Gerek ahireti reddedip hayatı yalnızca bu dünya hayatından ibaret sayan, gerekse bu dünyayı zindan kabul edip dışlayarak ahirete yönelen tasavvurlar kabul edilmemiştir.

Kur’ân, insan şahsiyetinin inşa sürecini doğru düşünebilme ile başlatarak, bu sürecin iman ile istikrar bulmasını ister. Ancak iman, salt bir tasdik değil; ibadet, ahlâk ve eylemi belirleyen, şekillendiren bilinçli ve amaçlı bir tercihin adıdır. İbadetin hâlisi, ahlakın güzeli ve eylemin salih olanı imandan südûr eder ve Mümin’in şahsiyeti tevhid ekseninde oluşur. Bu bağlamda Kur’ân, insana açıkça sonsuzluk ve mutluluk vaat eder. Burada İslam vahyinin insanı bireysel ve sosyal sorumlulukları ile birlikte yetiştirmeyi hedef aldığı görülür. Vaziyet böyle iken, günümüzde bazı insanların kişisel gelişim kitaplarının ortaya koyduğu reçetelerden de faydalanmayı ve bu minval üzere bir hayat yaşamayı tercih ettikleri görülmektedir.

Bireyin gelişmesi, değişmesi, kendi kişisel özelliklerini anlamasına yardımcı bir literatür olarak tanımlanabilecek kişisel gelişim kitapları, bugünün dünyasında insanın kendisi ve diğer insanlarla ilişkilerinin muhtevasını belirleyen bir etki alanına sahiptir.  Kişisel gelişim kitapları Batı’da, insanların özellikle modernizm ve postmodernizmin oluşturmuş olduğu belirsizliklere ve risklere karşı destek bulmak nedeniyle popüler hale gelmiştir. Kişisel gelişim kitapları insan gelişimi üzerine yazılan eserler olarak bilinmekle birlikte, bu kitaplar insanın insanla, evrenle ve tanrı ile ilişkileri açısından da birtakım açıklamaları barındırmaktadır.

Dünyada var oluş amacını arayan, kendini keşfetmeye uğraşan modern insan, bu kitapları yaşam boyu gelişim, sınırsız mutluluk, mükemmelliğe ulaşma, düşünce gücünü keşfetme, evrenle manevi bir ilişkiye girme gibi hedefler için okumakta ve incelemektedir… Bu kitaplarda tavsiye edilen bazı hal, davranış ve ritüeller ise, çağdaş insana “yeni inanış ve ibadet biçimleri” gibi sunulmaktadır. Bu eserlerden birçoğu insanın kendisi ile savaşımını başarı bağlamında ele almakta, yaşamda Allah’ın irade ve takdirine asla yer olmadığını iddia etmektedir.  Bu eserler, farklı yaratılışta, karakterde, donanımda ve konumda olan her tür insan için adeta statü ve endişelerini yok etme reçeteleri dağıtmaktadır.

Fakat bu eserlerin gerek muhtevası gerekse metotlarına dikkatle bakıldığında hedeflerinin insanın kendisine, tabiata, evrene ve hatta Allah’a bakışını da şekillendirdiği fark edilmektedir. Bu eserler, gördüğümüz kadarıyla böylesine temel konulardaki yaklaşımları ile İslam’ın özünü teşkil eden tevhidin çerçevesini zorlayan ve onunla çelişen açıklamaları barındırmaktadır.  İşte bu sebeple biz, bu tür eserlerin tevhid akidesi ile hangi noktalarda, nasıl ve ne ölçüde çatıştıklarını araştırmak istedik.  Kahir ekseriyeti Müslüman olan bir ülkede, İslam inancını benimseyen insanlar arasında yaygınlaşan bu tür kitapların yaklaşımları, tevhid akidesi perspektifiyle eksik ve aşırılık yönleriyle araştırılmalı, ortaya konmalıdır.”

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: