Bütün övgüler kadınlara

09 Mart 2015 Pazartesi, 09:25

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajları

Bütün övgüler kadınlara

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, Adıyaman Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu, AK Parti Adıyaman Milletvekili Salih Fırat, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Talha Gönüllü, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Seyfettin Bilen ve Çemberlitaş Derneği Başkanı Kazım Çetinkaya da tarafından mesaj yayınlandı.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde bir mesaj yayınlayan Adıyaman Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu; “Bütün fedakârlığı ile ailenin temel taşı olan kadınlarımız, huzurlu, mutlu ve geleceğinden emin fertler yetiştirmek için olağanüstü gayret göstermektedir. Dolayısıyla kadının olmadığı ya da ihmal edildiği toplumların sağlıklı olması, gelişme göstermesi mümkün değildir. Türk kadını, tarihimizin en eski dönemlerinden içinde bulunduğumuz güne kadar toplumsal hayatımızın millet ve devlet yapımızın odağında yer almıştır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kadınların daha çok önemsenmesi ve korunması aynı zamanda beklenti ve taleplerinin karşılandığı bir gün olmasını diler, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ederim” dedi.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Salih Fırat da, ülkemizde 1930’lu yıllarda kadınlar lehine bazı temel değişiklikler yapılmasına rağmen bu değişikliklerin somut uygulamaların meydana gelmesini sağlayamadığını söyledi. Kadınların sorunlarının yalnızca hukuki olumsuzluklardan ibaret kalmamış, meydana gelen farklı olayların daha çok kadınları olumsuz etkilediğini anlatan Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak, partimizin uyguladığı oldukça cesaretli politikalar sayesinde ülkemizde barış ve uzlaşma hâkim olmaya başlamıştır. Kadınlarımızın ümitleri yeniden yeşermeye başlamıştır. Başlatılan barış ve kardeşlik projesi hızlı bir şekilde benimsenmiş, genç ve birçok insanımızın ölümleri son bulmuş kadınların üzüntüleri sona ermiştir. Hükümetimizin geliştirdiği sosyal politikalarla kadınların diğer sorunlarını da çözmeye çalışmaktadır. Bugün dünya genelinde büyük mücadeleler sonucunda kazanılmış hakların anlamını hatırlatan manidar bir gündür. Başta annem, eşim olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarım.”

Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talha Gönüllü de, bütün medeniyetlerde, toplumların gelişmişlik düzeyleri, insana ve özellikle de kadınlara verilen değerle ölçüldüğünü belirterek şunları söyledi:

“Geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz çocuklarımızın beslendikleri ilk kaynak olmaları hasebiyle aynı zamanda onların ilk öğretmenleri olan kadınlarımız, aynı zamanda toplumsal hayatımızın da denge unsurlarıdır.

Hayatın her alanda asli öge olan ve varlıklarıyla onurlandığımız kadınlarımız, yüce dinimizin insanlığa getirdiği mesajın özünde yer alan temel değerlerden biridir. Varlıkları ve hayatımıza kattıkları değer itibariyle her türlü sevgi, saygı, takdir ve önemi fazlasıyla hak eden kadınlarımıza hak ettikleri yaşam düzeyinin sağlanması en temel ve insani haktır. Bu vesileyle kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, kendilerini saygıyla selamlıyorum.”

AK Parti Adıyaman İl Başkanı Seyfettin Bilen de, hükümetin kadına  şiddetin önlenmesi, kadınların çalışma hayatına girmesi, siyasete katılması ve eğitim imkânlarının artırılması için birçok önemli projeyi hayata geçirdiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınlarımızın sosyal haklarını iyileştirmeye yönelik değişiklikler, kız çocuklarımızın eğitimine yönelik çalışmalar, Kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair çalışmalar, Ceza mevzuatımızda kadınlarımızı ve aileyi koruyacak düzenlemeler başta olmak üzere bu güne kadar kadınlarımız lehine yapılan iyileştirmeleri gelinen son nokta olarak görmemektedir. Bundan sonra da kadınlarımızın daha iyi bir hayat standardına kavuşmaları için her alanda gerekli çalışmaları yapmaya devam edecektir. Biz,  kadınlarımızı sadece bir gün değil, her gün hatırlayarak, onlara gereken hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini, bu vesileyle yarınlarımızın mimarı kadınlarımıza sağlık, huzur ve mutluluk dileklerimle saygılarımı sunuyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.”

Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti (AGAD) Başkanı İbrahim Aslan 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla  bir açıklama yaptı.

Türk toplumunda kadınların her zaman özel bir yeri olduğunu söyleyen İbrahim Aslan, son günlerde kadınlara yönelik şiddete tepki gösterdi.  Aslan yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kadınlar Allah’ın bir emanetidir. Biz Anadolu insanı olarak kadınlara bu gözle bakmalıyız. Kadına bu şekilde bakarsak kadına şiddetin de önüne geçmiş oluruz. Ailede, toplumda her türlü cefayı kadınlarımız çekiyor. Bir erkeğin en büyük yardımcısı eşidir. Kadınların değeri Allah katında da yüksektir. Öyle ki Peygamberimiz ‘Cennet anaların ayağı altındadır’ hadisi şerifi ile bizlere kadınların Allah katında ne kadar mukkaddes olduklarını söylemiştir. Böyle mukkaddes bir varlık olan kadınlar şiddeti, dayağı vb. gibi kötülükleri yapan kişiler en ağır ceza ile cezalandırılmalıdır. Malumuzun geçtiğimiz günlerde kadına şiddetin patlama yaptığı, Mersin’de Özgecan isimli genç bir kızımızın vahşice, hunharca katledilmesini her kesimden, herkes lanetlemiş, biz de lanetlemiştik. Bir daha kadınlara yönelik bir şiddetin, bir kötülüğün olmaması için devletimiz cezai yaptırımları en ağır şekilde düzenlemelidir. Bu vesile ile tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutlar, şiddetin olmadığı bir hayatta huzur, mutluluklar dilerim.” dedi.

Çemberlitaş ve civar Köyleri Kalkınma ve Dayanışma Derneği Başkanı Kazım Çetinkaya da yaptığı açıklamada, “Bütün dünyada ve ülkemizde her yıl 8 Mart ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak kutlanmaktadır. Bu tarihte, özellikle Batı ülkelerindeki kadınlar ‘daha fazla eşitlik ve özgürlük’ ve ‘baskıya ve şiddete son’ gibi sloganlarla sokaklara dökülmekte, kaybettiği daha doğrusu bir türlü bulamadığı mutluluğu aramaktadır. Aynı gün bu kalkınmış ve bazıları süper güç haline gelmiş ülkelerin liderleri ve siyasî aktörler basın-medya yoluyla geleneksel demeçlerini tekrar ederler. ‘Geri kalmış ülkeler, kadınlarımıza daha fazla eşitlik ve özgürlük veriniz.’ Şüphesiz bu teraneleri bu yıl da 7-8 Mart tarihlerinde duyacaksınız. ‘Geri kalmış’ diye yaftaladıkları ülkelere kadınlarınızı ‘iteleyip kakalamayın’ şeklinde öğüt veren bu ülkelerde her nedense kadınlar daha çok sokaklara dökülüyorlar ve ‘mutluluk istiyoruz’ diye haykırıyorlar. Neden ? Dilerseniz bizim dışımızdaki dünyaların eskiden beri kadına verdikleri değerin ve önemin tarihî kökenine bir bakalım. Batı dünyasında kadın evvela ‘insan mı yoksa şeytan mı?’ sorusuna muhatap olabilecek kadar değersiz, sonraları da yine bazı çırpınmalara rağmen bu esir durumundan kurtulamayan ve son bir iki asırdan bu yana ‘özgürlük havarilerince Özgürlüğüne (!) kavuşturulan ama bu defa tersinden tecellisiyle feminist hareketler sayesinde bataklık ve anarşi hayatına düşürülen bir varlık konumuna getirilmiştir

Miladî 5. Asırda yapılan ünlü mason toplantısında “kadının ruhu var mı yok mu?” sorusu uzun uzadıya tartışılmış ve sonuçta ” kadının doğrudan doğruya cehennemlik bir şeytan olduğuna  karar verilmiştir. Altıncı asrın sonlarına doğru Fransızlar “ kadının insan sayılıp sayılamayacağını” araştırır ve onun erkeğin hizmetiyle görevli bir yaratık” olduğuna karar verirler Bu anlayış Roma toplumunda da, putperest kadim Yunan medeniyetinde de aynı şekildeydi. Ünlü Aristippos’a

-Nasıl olur, siz kendi kız çocuklarınızı sevmezsiniz? Diye sorulunca, yere tükürmüş ve şöyle demiştir:

-Bu tükrük de benden çıktı. Bitler, kurtlar da çıkıyor benden” Benzer şekilde ünlü hukukçuları Kato da kadını “kötü yaratık” olarak tanımlamıştır.

Eski Hint toplumunda çok konuşuyorlar diye kadınların ağzına kilit vurulurdu. Hatta çok defa erkek dışarı çıkarken kadına zincir vurur ve öyle çıkardı. Batıdaki uygulama bundan geri kalmamıştır. Yüzyıllarca “Kadın ruhsuz, günahların kaynağı, şeytanî ve aşağılık bir varlık” olarak vasıflandırılmıştır.

Feodal toplumda ağaların zulmünden kıvranan kadın, kapitalist topluma geçerken de kurtulamadı zulümden. Hatta diyebiliriz ki, kadın asıl en büyük zulme kapitalist toplumlarda uğradı. Senyörlerin ve kilisenin zulmünden kaçan köylüler şehirlere göç ediyorlardı; bugün ekonomik nedenlerle şehirlere göç eden köylüler gibi. Gecekondularda da ancak sığınabilecek bir yer bulabilen bu fakir köylüler sanayileşen Batı toplumunun yaşam şartlarına uymak veya daha doğru bir ifadeyle hayatın paletleri altında ezilmemek için kadınıyla birlikte fabrikalarda hatta maden ocaklarında çalışmak zorunda bırakıldı.

Ama Batının zengin efendileri tıpkı “kadın insan sayılır mı” sorusunu soran dedelerinin bakışıyla bakıyorlardı kadına. Örneğin, fabrikalarında çalışan kadınlara oldukça düşük ücret veriyorlardı Hatta 18. Yüzyılın gelişen Batı toplumunda kadın üretime katkıda bulunan bir makine parçası mesabesindeydi. Kadınlar girdikleri bu iş hayatında da sömürülmekten kurtulamamış ve gücünün üstünde işlerde hem de ucuz olarak çalıştırılmıştır.  Ayrıca kadının iş hayatına girmesi iş pazarlarındaki rekabeti artırarak sonuçta hem kadın hem de erkek işçilerin ücretleri azalmış, diğer bir deyimle her ikisinin de sömürülmesi kolaylaşmıştır.

Devlet ve millet çatısını muhafaza etmek için aile kurumunun çatısını sağlamlaştırmak ve kadını bataklıklardan, gazete sayfalarından, reklam spotlarından ve her türlü sömürüden evdeki huzurlu dünyasına döndürmek yapılacakların en akıllıcası ve en önemlisidir.

Cennetin ayaklarının altına serildiği annelerimizin yılda bir gün değil, her gün en şerefli varlık olarak eli öpülmeye değer, kıymetli olduklarını bilmemiz gerekir.” dedi.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: